Cumartesi, Eylül 19, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocuğunuzu Gerçekten Korumak mı İstiyorsunuz, Yoksa Kendi Kaygınızı mı Yatıştırıyorsunuz?

Giriş
Bir çocuğun ebeveyni olmak, beraberinde sürekli bir “Acaba?” düşüncesini de getirebilir.
Acaba düşer mi?
Acaba başarısız olur mu?
Acaba biri onu üzer mi?

Acaba yanlış bir karar verir mi?

Bu düşünceler tek başına olağandışı değildir. Ebeveynin çocuğunun güvenliğini önemsemesi doğal bir koruma davranışıdır. Ancak önemli olan, bu koruma isteğinin çocuğun hayatındaki her durumu kontrol etmeye ne zaman başladığıdır.
Örneğin çocuk bisiklete binmeyi öğrenirken “Düşebilirsin, dikkat et.” demek ile bisiklete hiç binmesine izin vermemek aynı şey değildir. Benzer şekilde çocuk bir sorun yaşadığında hemen onun yerine problemi çözmek ile çocuğun yanında bulunarak kendi çözümünü üretmesine fırsat vermek arasında önemli bir fark vardır.
Burada ebeveynin kendisine yöneltebileceği önemli bir soru ortaya çıkmaktadır:
“Ben şu anda çocuğumu gerçekten korumaya mı çalışıyorum, yoksa onun zorlanmasının bende oluşturduğu kaygıyı azaltmaya mı çalışıyorum?”
Bu soru ebeveynliği suçlamak amacı taşımaz. Aksine, ebeveynin kendi duygularını fark etmesine yardımcı olabilecek bir öz değerlendirme sorusudur.
Çünkü çocukların gelişebilmesi için yalnızca korunmaya değil, aynı zamanda deneyimlemeye de ihtiyaçları vardır.

Ebeveyn davranışları ile çocukların kaygı düzeyleri arasındaki ilişki uzun süredir psikoloji literatüründe incelenmektedir. Özellikle ebeveyn kontrolü, aşırı koruyuculuk ve çocuğa özerklik tanınması üzerinde durulan başlıca konular arasındadır.
Wood ve arkadaşlarının (2003) alanyazın incelemesinde, ebeveyn kontrolünün çocukluk dönemindeki kaygı ve çekingenlik ile ilişkili olabileceği belirtilmiştir. Araştırmacılar özellikle ebeveynin çocuğun davranışlarını aşırı biçimde yönlendirmesinin, çocuğun kendi deneyimleri üzerinden yeterlilik geliştirmesini sınırlandırabileceğine dikkat çekmektedir.
Bu ilişkiyi inceleyen daha geniş çalışmalar da bulunmaktadır. McLeod ve arkadaşlarının (2007) 47 çalışmayı içeren meta-analizinde ebeveynlik ile çocuk kaygısı arasında genel olarak mütevazı düzeyde bir ilişki bulunmuş ve ebeveyn kontrolünün ebeveyn reddinden daha güçlü bir ilişki gösterdiği belirtilmiştir. Bununla birlikte çocuk kaygısının ortaya çıkmasında ebeveynlik dışındaki birçok faktörün de rol oynadığı vurgulanmıştır.
van der Bruggen ve arkadaşlarının (2008) meta-analizi ise çocuk kaygısı ile ebeveyn kontrolü arasında anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermiştir. Bununla birlikte araştırmacılar, bu ilişkinin yönünün kesin olarak belirlenemediğini ve ebeveyn kontrolünün çocuk kaygısının nedeni olduğunun doğrudan söylenemeyeceğini belirtmiştir.
Aşırı koruyucu ebeveynlik açısından bulgular da tamamen tek yönlü değildir. Gere ve arkadaşlarının (2012) çalışmasında aşırı koruyucu ebeveynlik ile çocuk kaygısı arasında görülen ilişkinin, eşlik eden davranış problemleri dikkate alındığında ortadan kalktığı görülmüştür. Bu sonuç, çocuk kaygısının yalnızca ebeveynin aşırı koruyucu tutumuyla açıklanamayacağını göstermektedir.
Bu noktada ebeveynliğin yalnızca “korumak” üzerinden değerlendirilmesi yeterli değildir. Çocuğun yaşına ve gelişimsel özelliklerine uygun biçimde sorumluluk almasına izin vermek de önemlidir. Çocuğun her probleminin ebeveyn tarafından çözülmesi, onun kendi çözüm yollarını denemesini ve kendi yeterliliğini keşfetmesini sınırlayabilir.
Dolayısıyla sağlıklı ebeveynlikte temel mesele çocuğu bütün risklerden uzaklaştırmak değil, hangi risklerin gerçekten müdahale gerektirdiğini ve hangi durumlarda çocuğun deneyim kazanmasına izin verilebileceğini ayırt edebilmektir.

Sonuç

Çocuğunu korumak isteyen bir ebeveynin kaygılanması oldukça anlaşılabilir bir durumdur. Ancak ebeveynin yaşadığı kaygı, çocuğun hayatındaki her zorluğu ortadan kaldırma isteğine dönüştüğünde koruyuculuk ile aşırı kontrol arasındaki sınır belirsizleşebilir.
Burada amaç ebeveynleri “fazla koruyucu” oldukları için suçlamak değildir. Aksine, ebeveynin kendi davranışlarının arkasındaki duyguyu fark edebilmesi önemlidir.
Çocuk düştüğünde hemen kaldırmak yerine bazen onun yeniden ayağa kalkmasına fırsat vermek, bir sorun yaşadığında doğrudan çözümü sunmak yerine “Sence bunu nasıl çözebiliriz?” diye sormak ve çocuğun yaşına uygun sorumlulukları üstlenmesine izin vermek bu açıdan değerlidir.
Çünkü çocuğun ihtiyacı her zaman onun yerine zorlukları ortadan kaldıran bir ebeveyn değildir. Bazen ihtiyacı olan şey, zorlandığında yanında olduğunu bildiği ama onun yerine hayatı yaşamayan bir ebeveyndir.
Bu nedenle ebeveynlikte belki de en önemli sorulardan biri şudur:
“Çocuğumu her şeyden korumaya mı çalışıyorum, yoksa hayatla karşılaştığında kendi ayakları üzerinde durabileceğine dair güven mi kazandırıyorum?”
Çocuğun her düşmesini engellemek mümkün değildir. Ancak ona düştüğünde yeniden kalkabileceğini öğretmek mümkündür.

Kaynakça

  • Çırpan Kantarcıoğlu, A., & Evim Sezgin, M. (2018). Bursa’da pediatrik talasemi, hemofili ve lösemili olgu annelerinin aşırı koruyucu ebeveyn tutumları ve duygu durumlarının değerlendirilmesi. Güncel Pediatri, 16(3), 37–50. https://doi.org/10.32941/pediatri.485250
  • Gere, M. K., Villabø, M. A., Torgersen, S., & Kendall, P. C. (2012). Overprotective parenting and child anxiety: The role of co-occurring child behavior problems. Journal of Anxiety Disorders, 26(6), 642–649. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2012.04.003
  • McLeod, B. D., Wood, J. J., & Weisz, J. R. (2007). Examining the association between parenting and childhood anxiety: A meta-analysis. Clinical Psychology Review, 27(2), 155–172. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2006.09.002
  • Uygun, N., & Kozikoğlu, İ. (2020). Çocukları okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden ebeveynlerin tutumlarının incelenmesi. MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi, 9(3). van der Bruggen, C. O., Stams, G. J. J. M., & Bögels, S. M. (2008). Research review: The relation between child and parent anxiety and parental control: A meta-analytic review. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 49(12), 1257–1269. https://doi.org/10.1111/j.1469-7610.2008.01898.x
  • Wood, J. J., McLeod, B. D., Sigman, M., Hwang, W.-C., & Chu, B. C. (2003). Parenting and childhood anxiety: Theory, empirical findings, and future directions. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 44(1), 134–151. https://doi.org/10.1111/1469-7610.00106
Asiye Giyik
Asiye Giyik
Asiye Giyik, Kuzey Kıbrıs merkezli bir topluluk lideri, içerik üreticisi ve psikoloji araştırmacısıdır. Lefke Avrupa Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde lisans eğitimini sürdürürken, akademik bilgisini sahadaki aktif deneyimlerle birleştirerek erken dönemde güçlü bir profesyonel profil oluşturmuştur. ​Giyik, geçmişte Etkili Psikoloji Kıbrıs Yerel Yapılanma Başkanlığı ve EP Network Topluluk Moderatörlüğü görevlerini yürütmüş; aynı zamanda Girişimci Psikologlar Derneği (GİPDER) bünyesinde Kıbrıs Başkan Yardımcılığı, İzmir yapılanmasında moderatörlük ve asistanlık gibi önemli idari sorumluluklar üstlenmiştir. Bunun yanı sıra Ulusal Psikoloji Akademisi (UPA) üniversite temsilciliği ve Nova Psikoloji’de gerçekleştirdiği analiz çalışmalarıyla proje yönetimi, ekip koordinasyonu ve akademik organizasyon alanlarında deneyim kazanmıştır. ​Mesleki gelişimini çok yönlü biçimde sürdüren Asiye Giyik, Türk Psikologlar Derneği (TPD) Fahri Üyesi olarak güncel psikoloji literatürünü yakından takip etmekte; aynı zamanda Psychology Times platformunda resmi yazar olarak bilimsel ve psikoeğitsel içerikler üretmektedir. Akademik altyapısını; Mudanya Üniversitesi’nden aldığı Çocuk-Ergen-Yetişkin Klinik Görüşme, MMPI Uygulayıcılığı, Bireysel Psikoterapi, Cinsel Terapi ve Çocuk Değerlendirme Testleri eğitimleriyle desteklemiştir. Ayrıca Şema Terapi ile Aile ve Çift Terapisi alanlarında da ileri düzey sertifikasyon ve eğitim sürecini tamamlamıştır. Nicel araştırma alanındaki yetkinliğini ise temel ve orta düzey IBM SPSS Statistics bilgisiyle güçlendirmiştir. ​Türkiye Karate Federasyonu lisanslı sporcu geçmişi ve T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde 2015 yılından bu yana sürdürdüğü gönüllülük faaliyetleri sayesinde; disiplin, kriz yönetimi, liderlik ve takım çalışması konularında güçlü bir deneyim geliştirmiştir. İngilizce başta olmak üzere Almanca ve Japonca dillerine yönelik temel düzeyde ilgisiyle çok kültürlü iletişim ortamlarına uyum sağlayabilmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar