# Kendimizi Affetmeyi Öğrenmek: Öz Şefkat ve İyileşme
Hepimizin geçmişinde değiştirmek istediği bazı anlar vardır. Söylediğimiz bir söz, verdiğimiz bir karar, devam ettiğimiz bir ilişki, bıraktığımız bir fırsat ya da kendimize yeterince iyi davranmadığımız dönemler…
Zaman geçer, hayat devam eder. Fakat bazı anılar zihnimizde kalmaya devam eder. Bazen yaşanan olaydan çok, kendimize yönelttiğimiz suçlama bizi yormaya başlar.
“Bunu neden yaptım?”
“Nasıl böyle bir hata yaptım?”
“Keşke o zaman farklı davransaydım.”
İnsan bazen başkalarını affedebilirken kendisini affetmekte çok daha fazla zorlanabilir. Çünkü geçmişte yaptığımız hatayı yalnızca bir davranış olarak değil, zaman zaman kendi değerimizin bir göstergesi olarak görmeye başlayabiliriz.
Oysa bir hata yapmak ile hatalı bir insan olmak aynı şey değildir.
## Geçmişteki Kendimize Bugünün Bilgisiyle Bakmak
Kendimizi affetmenin önündeki en büyük engellerden biri, geçmişteki kendimizi bugünkü aklımızla değerlendirmektir.
Bugün sahip olduğumuz deneyimler, farkındalıklar ve bilgiler geçmişte yoktu. Buna rağmen geçmişte verdiğimiz kararları bugünkü bilgimizle yargılayabiliriz.
“Bunu nasıl göremedim?”
“Nasıl izin verdim?”
“Nasıl fark etmedim?”
Fakat o zamanki biz, bugün olduğumuz kişi değildik.
Belki daha az deneyimimiz vardı. Belki bazı ihtiyaçlarımızı henüz tanımıyorduk. Belki sınır koymayı bilmiyorduk. Belki de o an elimizde olan imkânlarla yapabildiğimizin en iyisini yapmaya çalışıyorduk.
Bu, geçmişte yaptığımız her şeyi doğru bulmamız gerektiği anlamına gelmez. Ancak geçmişimizi anlamak, kendimizi cezalandırmadan sorumluluk alabilmemizin önünü açabilir.
## Öz Şefkat: Kendimizi Haklı Çıkarmak Değil, Kendimizi Anlamak
Öz şefkat bazen yanlış anlaşılabilir. Kendimize şefkat göstermek, yaptığımız hataları görmezden gelmek veya hiçbir sorumluluk almamak değildir.
Aksine kişi yaptığı davranışın sorumluluğunu kabul ederken kendisine karşı yıkıcı bir dil kullanmamayı öğrenebilir.
“Evet, yanlış yaptım.”
“Bunun sonuçları oldu.”
“Keşke farklı davranabilseydim.”
“Fakat bu hata benim bütün kimliğimi tanımlamıyor.”
Öz şefkatin önemli taraflarından biri tam da budur: Kişinin kendisini yalnızca başarısızlıkları, hataları veya eksikleri üzerinden değerlendirmemesi.
Çünkü insan yalnızca yaptığı yanlışlardan oluşmaz.
## Suçluluk ile Kendini Cezalandırmak Arasındaki Fark
Geçmişte yaptığımız bir davranış nedeniyle suçluluk hissedebiliriz. Bu duygu bazen bize davranışımızın sonuçlarını fark ettirebilir ve değişim için bir fırsat sunabilir.
Ancak suçluluk sürekli bir kendini cezalandırma biçimine dönüştüğünde iyileştirici olmaktan çıkabilir.
Kişi aynı olayı tekrar tekrar zihninde yaşayabilir, kendisini eleştirebilir ve “Bunu hak ediyorum.” düşüncesine kapılabilir.
Oysa hatadan öğrenmek ile kendimizi sonsuza kadar cezalandırmak aynı şey değildir.
Bir davranıştan sorumluluk almak, ömür boyu kendimize kötü davranmamızı gerektirmez.
## Kendimizi Affetmek Unutmak Değildir
Kendini affetmek, yaşananları silmek anlamına gelmez.
Bazı deneyimler hayatımızın bir parçası olarak kalabilir. Onları unutmak yerine onlarla kurduğumuz ilişki değişebilir.
Bir zamanlar yalnızca acı veren bir anı, zamanla bize sınırlarımızı, ihtiyaçlarımızı veya değerlerimizi gösteren bir deneyime dönüşebilir.
“Keşke hiç yaşanmasaydı.” düşüncesinden,
“Yaşandı ve bana bazı şeyleri öğretti.” düşüncesine geçmek her zaman kolay değildir. Ancak psikolojik iyileşme bazen tam olarak bu dönüşümle başlar.
## Kendimize Nasıl Konuştuğumuz Önemlidir
Kendimizi affetme sürecinde kullandığımız dil önemlidir.
“Ben zaten hep böyleyim.”
“Benden bir şey olmaz.”
“Nasıl bu kadar aptal olabildim?”
gibi cümleler davranışı değerlendirmekten çıkarak kişinin bütün benliğine yönelmeye başlar.
Bunun yerine:
“O zaman farklı davranabilirdim.”
“Bu davranışımın sorumluluğunu alıyorum.”
“Şimdi neyi farklı yapabilirim?”
gibi ifadeler kişiyi hem sorumluluk almaya hem de değişime yöneltebilir.
Çünkü amaç geçmişteki kendimizi aklamak değil, onunla savaşmayı bırakmaktır.
## Bazen En Çok Affetmemiz Gereken Kişi Kendimiziz
Hayatımız boyunca birçok kişiden özür dileyebilir, birçok kişiyi affedebiliriz. Fakat kendimize karşı taşıdığımız kırgınlığı fark etmek daha zor olabilir.
Belki bir ilişkide kendimizi koruyamadığımız için,
belki bir fırsatı kaçırdığımız için,
belki ailemize veya sevdiklerimize karşı istediğimiz gibi davranamadığımız için,
belki de kendimize yıllarca sert davrandığımız için…
Geçmişteki kendimize kızabiliriz.
Fakat o kişi de bizim bir parçamızdır.
Onu tamamen reddetmek yerine anlamaya çalışmak, iyileşmenin önemli bir adımı olabilir.
## Sonlandırma
Kendimizi affetmek, “Hiç hata yapmadım.” demek değildir.
“Evet, hata yaptım. Bunu kabul ediyorum. Ondan öğreniyorum ve artık kendimi bununla cezalandırmak istemiyorum.” diyebilmektir.
Geçmişimizi değiştiremeyiz. Söylediğimiz bazı sözleri geri alamayız, bazı kararları yeniden veremeyiz. Fakat bugün geçmişteki kendimize nasıl bakacağımızı seçebiliriz.
Belki de iyileşmek, geçmişteki halimize sürekli kızmak yerine ona biraz daha anlayışla yaklaşabilmekle başlar.
Çünkü bazen affedilmeyi bekleyen kişi başkası değil, yıllardır kendi içimizde suçladığımız eski halimizdir.

