Geçmiş Kaybolup Unutulur mu, “geçmiş” Olduğu İçin?
Geçmiş gerçekten de kaybolup unutulur mu, geçmiş olduğu için? Zamanı sırtlayan ve hayatımızın neresine dokunacağını bilemeyeceğimiz geçmişin izleri çıkıp gider mi hatırımızdan? Belki de… Belki de insan değişir, değiştirir. Hatta alışır da kaybedip unutmaya. Ama izler daima ardını takip eder usul usul.
Zihnimiz, biz yaş aldıkça kimi hatıralarımızı bir film şeridi gibi, kimilerini parça parça, kimilerini de hiç hatırlayamaz. O noksan kaldığı hatıralardan, kendisine yalnızca izleri kalır. İnsan, aklına ilk gelen okul hatıralarından sonra hiç deneyimlemediği bir eylemle ilgili bazen acı çekebilir. Çektiği bu acı karşısında sebepsizce kayıtsız da kalabilir. Sebepsizcedir çünkü acısına bağlayabileceği hiçbir sebebi yoktur elinde. Hatırında bile olmayan bir sebep için acı çekmek “travmatik amnezi” kavramına karşılık gelir. Travmatik amnezi; -beyinde fiziksel bir hasar yaratmaktan bağımsız- kişinin yaşadığı çok ağır bir psikolojik travma, panik veya dehşet anı nedeniyle beynin o anıyı bilerek baskılaması durumudur. Erken çocukluk döneminde edinilen fiziksel, bilişsel ve zihinsel beceriler yaşamın diğer dönemlerinde ekseriyetle hatırlanabilirken zihin, travmayla ilgili bazı anılarda seçici davranır. Yaşanan travmatik ve dehşet verici olaylara karşı bir çeşit korunma mekanizması oluşturarak olaya dair ayrıntıların bir kısmını bellekte tutamayabilir. Ekseriyetle mütecaviz olan travmatik anılar, kişinin psikolojik sağlamlığı, esnekliği, aldığı sosyal destek, psikoterapiye bağlı olarak geçici veya kalıcı izler bırakabilir. Bu dönemde alkol, uyuşturucu vb. gibi bağımlılık yapıcı maddelere tutunmak travmatik olayın etkilerini yalnızca zihin içinde değil fiziksel olarak da arttırmaya sebep olur ve kişiyi psikolojik ve zihinsel buhrana sürükler. Bir yandan daha fazla strese sebep olurken amnezi tetiklenir ve yoğun ajitasyona sebep olur. Baskılanan hafıza merkezi hipokampüs belleğe derin zararlar verir. Öyle ki travmatik olayın kişide bıraktığı etki geçinceye değin kişide yeni bilgi öğrenme güçlüğü yaşanabilir.
İzlerin Sesi
Zaman, insanın kendi ruhunda açtığı tünellerin derinleşmesidir. Unuttuğumuzu sandığımız her şey aslında bedenimizin ve zihnimizin en ıssız köşelerinde sessizce birikmeye devam eder. Çünkü insan, zihni ne kadar saklamaya çalışırsa çalışsın, hücrelerindeki o kadim hafızayla yaşar. Bilinç unutur, fakat bedeni bir yerlerde bir şeyler hatırlar. Bazen bir koku, bir ses veya bir renk bile geçmişin izlerinden mesajlar getirir. Belki de iyileşmek, her şeyi hatırlamak değil; o izlerle birlikte yürümeyi öğrenmektir. Ne var ki zihin, bu çetin yolda yalnız değildir. Zaman, her şeyi sırtladığını sandığımız anlarda bile, bizi kendimize geri döndüren o sarsıcı hatırlatıcıyı karşımıza çıkarır. Ve insan, nihayetinde geçmişin kaçamayacağı tek limanı olduğunu anlar.
Acı ve Izdırap
Kişi istese de istemese de acı hayatında kaçınılmaz bir gerçektir. Izdırap ise acıya yüklenen ezici anlamdır. Kişi başına gelen mütecaviz acılar karşısına geçerek onları kabullenmeye çalışmazsa kabullenilmeyen her acısı ızdıraba dönüşür. Travmatik hatıranın bıraktığı acı veya iz her ne olursa olsun karşısına geçip mücadele etmek kişiyi zayıf yapmaz. Aksine onu güçlü ve mücadeleci kimliğini ortaya koyar. Acı veya ızdırap çekmediğini iddia eden kaç insan olmuştur şimdiye kadar? Üç, beş… Peki ya acı ve ızdırapla mücadele ettiğini iddia eden kaç insan olmuştur? Acı ve travmatik olaylar evrensel olduğu gibi insanın mücadeleci ruhu da kalıtsaldır. Bu sebeple bu ruhla bağı kopartıp veya kopartılıp acı ve ızdırabın mimarı olmak, yerin anlam dolu yaşamımızı imar etmek, kendimize ve kendiliğimize vereceğimiz en büyük hediyedir.
Kaynakça
- Kaynakça
- Yılmaz, A. (2020). Travmatik beyin hasarında psikiyatrik komorbidite. Dergipark, 15(3), 45-60. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1378886 ACT yi Kolay Öğrenmek – Russ Harris
