Pazartesi, Eylül 14, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ergen Benmerkezciliği ve Risk Boyutu

Ergenlik dönemi ile birlikte bireylerin bilişsel yapılarında bazı farklılaşmalar meydana gelir. Bu farklılaşmalar bazen hatalı inanç ve düşüncelerden kaynaklanır ve riskli davranışları tetikleyecek bir rol oynayabilir. Hatalı düşünce yapılarından biri olan ergen benmerkezciliği; ergenin kendi düşünce, inanç ve davranışlarının eşsiz ve olması gerekenden daha önemli olduğuna yönelik inancıdır. Bu düşünce mekanizması da ergenlerin bazı olayları değerlendirirken sağlıklı analiz yapamamalarına ve kendi düşüncelerine olması gerekenden çok daha fazla önem vermelerine neden olur. Bu durumda, kendi görüşlerini ölçüt kabul ederek değerlendirilen durumun önemli başka yönlerini gözden kaçırabilirler ve yanlış sonuçlara ulaşabilirler.

Ergenlikte görülen benmerkezcilik kavramı farklı şekillerdeki düşünce yapılarıyla ortaya çıkabilir. Özellikle yıkılmazlık ve kudretlilik olarak kavramsallaştırılan düşünce biçimleri bu dönemde bağımlılık gibi riskli davranışlara zemin hazırlayabilir. Ergen bireyler; yaralanabilir olmama, zarar görmeme, her şeyle baş edebileceğini düşünme, kimseye ihtiyacının olmaması gibi mantıksal temeli olmayan inançlar geliştirebilirler. Bu tip temelsiz inançlar sonucu ergenler, kendilerini kahraman gibi hissedebilir, abartılı ve riskli davranışlar sergileyebilir ve görecekleri zararları doğru değerlendiremeyebilirler.

Ergen benmerkezciliği; ergenin kendini sosyal alanda algılama biçimi, bilişleri ve davranışları üzerinde doğrudan etkili olabilmektedir. Yapılan araştırmalar sonucu, ergenlerde sosyal hayatta en sık görülen mantık dışı inanışlardan bazıları şunlardır: “Hata yapmamalıyım, arkadaşlarıma uymalıyım, özellikle sosyal ortamlarda yanlış yapmamalıyım bu çok utanç verici olur, sosyal çevre tarafından beğenilmemek korkunçtur.” Bu cümlelerden de anlaşılabileceği gibi ergen hatasız ve toplum için tamamen beğenilir olmak için çabalamaktadır. Bu çaba da yetersizlik hislerine ve mükemmel olmama hissinin doğal bir sonucu olarak da öz güven kaybına yol açabilir. Kaybedilen bu öz güvenin sağlanma çabası; bazen riskli davranışlara yönelme ve riskli sosyal çevrelere uyum sağlamaya çalışma gibi ciddi sorunlara yol açabilmektedir.

Madde bağımlılığı, ergenlik dönemi için riskli olan davranışların başında gelmektedir. Ergen benmerkezciliği madde bağımlılığı risk faktörü açısından değerlendirildiğinde; “madde kullanmaya başlasam da istediğim zaman bırakabilirim, madde kullansam da sonucunda çok zarar görmem, kontrol benim elimde olur, madde kullanınca daha iyi hissederim, arkadaşlarım tarafından daha çok saygı duyulur ve onaylanırım” gibi hatalı inançlar hem bağımlılığın oluşmasında hem de sürdürülmesinde rol oynayabilir. Madde bağımlılığı kişinin kontrol duygusunu elinden alan, özellikle kullanılan maddeye bağlı olarak da toleransın hızlı şekilde gelişebileceği, irade etkisinin ortadan kalktığı bir süreçtir. Bu açıdan bakıldığında kontrolün ve gücün elinde olduğunu düşünen ergenlerin düşünce yapısıyla oldukça riskli bir hale gelebilir. Ayrıca madde bağımlılığına başlama ve sürdürmede, “kontrol benim elimde” şeklinde yıkılmazlık ve kudretlilikle düşünce yapılarının rol oynaması dışında; sosyal ortama uyum sağlama, sosyal çevrede kabul görme gibi motivasyonlar da etkili olmaktadır. Bulunduğu sosyal çevrede kabul gören davranışlar; alkol ve madde kullanmak, küfür etmek, evden kaçmak, kendine bedensel olarak zarar vermek vb. olan ergenler, toplumsal onay kazanabilmek ve dışlanmamak için bu riskli davranışlara yönelebilmektedir.

Bu risklerin önlenmesinde öncelikle ergenlerin benmerkezci düşünce yapılarının fark edilmesi ve gerçekçi olmayan inançlarının yeniden değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Bu doğrultuda psiko eğitim çalışmaları; ergenlerin düşünce, duygu ve davranışları arasındaki ilişkiyi fark etmelerine ve yenilmezlik, başkaları tarafından kabul edilme zorunluluğu, kontrolün tamamen kişide olduğu gibi işlevsel olmayan inançların sorgulanmasına katkı sağlayabilir. Aile ve okul ortamında açık iletişimin, güvenli sosyal ilişkilerin ve uygun sınırların desteklenmesi de riskli davranışlara yönelimi azaltan koruyucu faktörler arasında değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri aracılığıyla ergenlerin; problem çözme, duygu düzenleme ve akran baskılarıyla baş etme, sağlıklı karar verme becerilerinin güçlendirilmesi önemlidir. Özellikle madde kullanımı ve diğer riskli davranışlara yönelik erken belirtilerin fark edilmesi, gerekli durumlarda ruh sağlığı profesyonellerine yönlendirme yapılması ve ergenin sosyal destek kaynaklarının güçlendirilmesi; benmerkezci düşünce örüntülerinin riskli davranışlara dönüşmesini önlemede önemli bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.

Kaynakça

  • 1. Çivitci, A. (2006). Ergenlerde Mantıkdışı İnançlar: Sosyodemografik Değişkenlere. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 19(19), 7-17.
  • 2. Irmak, T. Y., Kızıltepe, R., Gümüşten, D., & Özekes, N. B. Ç. (2008). Üniversite öğrencilerinde risk alma davranışlarının yordayıcıları. Turkish Psychological Counseling and Guidance Journal, 8(51), 29-52.
  • 3. Mustafayeva, A. (2020). Öfke kontrol problemi olan üniversite öğrencilerinde saldırganlık eğilimi ve riskli davranışlar (Yüksek Lisans Tezi, Üsküdar Üniversitesi).
  • 4. Talu, E., Gümüş, G. (2021). Ergenlerde benmerkezci düşünce yapısının riskli davranışlara etkisi. Ulusal Eğitim Akademisi Dergisi, 5(1), 9-21.
Tuğçe Şirinoğlu
Tuğçe Şirinoğlu
2017 yılında Çukurova Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. Mesleki ve akademik gelişimimi sürdürmek amacıyla 2025 yılında Aksaray Üniversitesi Çift ve Aile Danışmanlığı bölümünden mezun olarak uzmanlığımı aldım. 2020 yılından bu yana Kocasinan İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Mustafa Kızıklı Sağlıklı Hayat Merkezinde psikolog olarak görev yapıyor ve hizmet vermeye devam ediyorum. Çalışmalarımda hem bireysel hem de çift danışmanlığı yürütüyor, ağırlıklı olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ekolünü kullanıyorum. Sanat terapisi ve oyun terapisi gibi farklı eğitim alanlarına ilgi duyarak, sağaltımda etkili olabilecek çeşitli yöntemleri danışanlarımın ihtiyaçları doğrultusunda bütüncül biçimde ele almaya özen gösteriyorum. Özellikle kaygı ve depresyon gibi tanılarla daha sık çalışırken, birçok semptomun ailevi dinamiklerden de etkilendiğini gözlemlediğim için aile danışmanlığı alanına ayrı bir önem veriyorum. Bu doğrultuda, bireyleri ve aileleri güçlendirici, yol gösterici ve destekleyici yazılarla psikolojik iyi oluşun yaygınlaşmasına katkı sunmayı amaçlıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar