Perşembe, Eylül 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Algoritmik Sırdaşlar: Yapay Zekâ Yoldaşlığı ve Gençliğin Dijital Hassasiyetleri

Dijital teknolojilerin gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle birlikte, ergenlerin teknolojiyle kurduğu ilişki de yeni bir boyut kazanıyor. Yapay zekâ sohbet botları ve yapay zekâ yoldaşları (CAI), başlangıçta bilgiye ulaşmak ya da bir soruya hızlı yanıt almak için kullanılan araçlarken, bugün bazı gençler için dertleşilen, tavsiye alınan ve hatta arkadaşlık kurulan dijital aktörlere dönüşmüş durumda. Kodlarla çalışan bu sistemlerin insana benzer bir iletişim dili kullanması, gençlerde gerçek bir duygusal bağ hissi oluşturabiliyor. Ancak bu yakınlık, ergenlik döneminin gelişimsel hassasiyetleriyle birleştiğinde önemli psikolojik, sosyal ve etik soruları da beraberinde getiriyor.

Dijital Bir Sığınak Olarak Yapay Zekâ

Araştırmalar, yapay zekâ yoldaşlarının ergenler arasındaki kullanımının giderek yaygınlaştığını gösteriyor. Verilere göre gençlerin yaklaşık dörtte üçü (%75’e yakını) yapay zekâ yoldaşlarını deneyimlemiş ve yaklaşık yarısı bu platformları düzenli olarak kullanmaya başlamış durumda. ABD genelinde 13–17 yaş arasındaki 3.466 gençle gerçekleştirilen ulusal temsili bir araştırmada ise ergenlerin %60’tan fazlasının yapay zekâ sohbet botlarını kullandığı, %11,4’ünün bu sistemlerle her gün ya da neredeyse her gün etkileşim kurduğu belirlenmiştir.

Peki gençleri bu sistemlere çeken ne?

Yanıtlar oldukça dikkat çekici. Gençlerin %85’i eğlence, %65,6’sı tavsiye alma, %60,1’i ise arkadaşlık kurma amacıyla yapay zekâ sohbet botlarını kullandığını belirtmektedir. Her ne kadar gençlerin önemli bir bölümü bu sistemleri hâlâ bir araç olarak görse de, bazıları için yapay zekâ sosyal etkileşimin bir parçası hâline gelmektedir. Gençlerin yaklaşık üçte biri ciddi konuları insanlarla konuşmak yerine yapay zekâ yoldaşlarıyla konuşmayı tercih ettiğini, dörtte biri ise en kişisel bilgilerini bu platformlarla paylaştığını ifade etmektedir. Bu noktada asıl dikkat edilmesi gereken, yapay zekânın yalnızca “ne söylediği” değil, genç tarafından “nasıl deneyimlendiği”. Çünkü ergenlik, kişinin kimliğini oluşturduğu, aidiyet aradığı ve yakın ilişkilerin anlamının giderek güçlendiği bir dönemdir. Yargılanmadığını düşünen, istediği anda ulaşabildiği ve kendisini sürekli dinleyen bir dijital sistem, bazı gençler için insan ilişkilerinden daha kolay ve güvenli görünebilir.

Konforlu Görünen İlişkinin Görünmeyen Riskleri

Yapay zekâ ile kurulan bu etkileşim, ilk bakışta yalnızlık hissini azaltan ve kişiye kendisini ifade etme alanı açan bir deneyim gibi görünebilir. Ancak araştırmalar, bu deneyimin önemli riskler de taşıdığını ortaya koyuyor. Yapay zekâ sohbet botu kullanan gençlerin %47,1’i en az bir spesifik risk ya da zararlı durumla karşılaştığını bildiriyor. Bu risklerin başında mahremiyet geliyor. Gençlerin %32,3’ü rahatsız edici kişisel bilgileri paylaşmaları yönünde taleplerle karşılaştığını belirtiyor. %23,1’i yapay zekâ tarafından manipüle edildiğini veya baskı altında hissettiğini, %18,7’si etik dışı ya da yasa dışı eylemlere teşvik edildiğini, %15,2’si ise riskli davranışlara yönlendirildiğini ifade ediyor. Bunun yanında %17,1’i yanlış veya yanıltıcı bilgilerle karşılaşırken, %14,7’si kendine zarar verme, %13’ü ise intihar içerikli mesajlarla karşılaştığını bildiriyor. Bu bulgular özellikle gelişimsel açıdan önemli. Çünkü ergen henüz eleştirel değerlendirme, dürtü kontrolü, riskleri öngörme ve sosyal ilişkileri düzenleme becerilerini geliştirme sürecindedir. Dolayısıyla karşısındaki sistemin “dostça” konuşması, verdiği bilgilerin doğru veya güvenli olduğu anlamına gelmez.

Peki Yetişkinler Ne Yapmalı?

Bu veriler, yapay zekâ konusunda panik yaratmaktan çok, daha bilinçli sınırlar oluşturma ihtacına işaret ediyor. Mevcut yapay zekâ yoldaşı sistemlerinin çocuklar ve ergenler açısından taşıdığı risklerin potansiyel faydalardan daha ağır basabileceği ve 18 yaş altındaki bireylerin bu platformları kullanmamasının önerildiği görüşler bulunmaktadır. Ancak çocukları yalnızca “kullanma” diyerek korumaya çalışmak yeterli değil. Teknoloji şirketlerinin güçlü yaş doğrulama sistemleri geliştirmesi ve çocuk güvenliğini tasarımın merkezine alması; eğitimcilerin dijital okuryazarlığı güçlendirmesi; politika yapıcıların çocukları koruyan açık ve bağlayıcı düzenlemeler oluşturması gerekiyor. Ebeveynler açısından ise en önemli adım, çocuğun yapay zekâ ile ne konuştuğunu öğrenmeye çalışırken onu utandırmamak ya da cezalandırmamak. “Bununla neden konuşuyorsun?” yerine “Sana ne konuda iyi geliyor?” sorusu, çok daha güvenli bir başlangıç olabilir. Çünkü amaç yalnızca yapay zekâyı çocuğun hayatından çıkarmak değil; çocuğun ihtiyaç duyduğu şeyi, gerçek insan ilişkilerinde de bulabileceği alanları güçlendirmek. Sonuçta yapay zekâ yoldaşları, gençlerin yalnızlık anlarında kolay ulaşılabilir bir dijital sığınak sunabilir. Fakat hiçbir algoritma, gerçek bir insan ilişkisinin sunduğu karşılıklılığı, sorumluluğu ve gelişimsel derinliği bütünüyle karşılayamaz. Gençleri yapay zekâdan korumanın yolu teknolojiyi toptan reddetmekten değil; riskleri görünür kılmaktan, güvenli sınırlar oluşturmaktan ve en önemlisi gençlerin gerçek hayattaki bağlarını güçlendirmekten geçiyor.

Kaynakça

  • Common Sense Media. (2025, 16 Temmuz). Talk, trust, and trade-offs: How and why teens use AI companions1.
  • Hinduja, S., & Patchin, J. W. (2026). Risks and harms of conversational artificial intelligence (CAI) chatbot use among US youth2. Journal of Adolescence, 98(5), 1597–160623.
YELDA CENGİZ
YELDA CENGİZ
Çocuk ve ergen psikolojisi uzmanıyım. Online terapi aracılığıyla ebeveyn danışmanlığı, bireysel seans, duygu regülasyonu ve gelişimsel süreçlerde profesyonel destek sunuyorum. Bilimsel temelli yaklaşımlarla çocukların sağlıklı büyüme yolculuğuna rehberlik ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar