Çarşamba, Eylül 2, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“Yardım Et” Diyebilmek

“Yardım Et” Diyebilmek

“Hayatında söylediğin en cesurca şey neydi?”

*Çocuk, Köstebek, Tilki ve At* kitabındaki sohbetlerden birinde bu soru sorulur. Cevap ise beklenmedik ölçüde kısadır:

“Yardım et.”

Söylenmesi kolay, dile gelmesi ise oldukça zor.

Çünkü yardım istemek, yalnızca bir ihtiyacımız olduğunu söylemek değildir. Yardım istediğimiz konuda, o an için tek başımıza yetemediğimizi kabul etmektir. Güçlü görünme ihtiyacımızdan, her şeyi kontrol etme arzumuzdan ve yıllardır kendimize söylediğimiz “Ben hallederim.” cümlesinden kısa bir süreliğine vazgeçmektir.

Belki de bu yüzden yardım istemek, düşündüğümüzden çok daha fazla cesaret ister.

Çoğu zaman bizlere güçlü olmanın; kendi ayaklarımız üzerinde durmak, kimseye ihtiyaç duymamak ve sorunlarımızı kendimiz çözmek olduğu mesajı verilmiş olabilir. Oysa insan hayatına biraz daha yakından baktığımızda bunun mümkün olmadığını görürüz. Dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren bir başkasının yardımına ihtiyaç duyarız. Büyürken başkalarından öğrenir, zorlandığımız noktalarda destek alır, sevdiğimiz insanların yanında daha iyi hissederiz. Yani belki de insan olmanın en temel gerçeklerinden biri, birbirimize ihtiyaç duymamızdır.

Öyleyse neden “yardım et” demek bu kadar zordur ve neden cesaret ister?

Kırılganlığın Gücü

“Yardım et.” demek, bir bakıma kendimizi açıkta bırakmaktır. Çünkü bunu söylediğimizde, yardım istediğimiz konuda tek başımıza yeterli olmadığımızı kabul eder, ihtiyacımızı görünür kılar ve karşımızdakinin vereceği cevabın sorumluluğunu bir ölçüde ona bırakırız. Belki de bu yüzden yardım istemek, aynı zamanda kırılganlığı göze almaktır.

Brown (2012), kırılganlığı zayıflık olarak görmek yerine, cesaretin temel koşullarından biri olarak ele alır. Ona göre kırılganlık; belirsizliği, riski ve duygusal olarak kendimizi açığa çıkarma ihtimalini göze alarak kendimizi ortaya koyabilmektir. Üstelik insanın kendisini bu şekilde görünür kılabilmesi, anlamlı bağların ve sahici ilişkilerin kurulmasına da alan açar.

Bu açıdan bakıldığında “Yardım et.” yalnızca bir ihtiyaç cümlesi değildir. Aynı zamanda “Şu anda sana ihtiyacım olduğunu saklamayacak kadar kendime ve sana güveniyorum.” diyebilmenin bir biçimidir. Brown’ın yaklaşımı bize, kırılganlığın insanı zayıflatan bir açıklık olmak zorunda olmadığını; aksine cesaret, bağlantı ve otantik bir yaşam için gerekli bir alan açabileceğini düşündürür.

Hayatımızda bu açıklığa yer vermediğimizde, sorunumuzla baş edebilmek için onu görmezden gelmeye, bastırmaya ya da başkalarının yaşadıklarıyla kıyaslamaya çalışabiliriz. Bunu yaparken kırılgan olmayı ve incinme ihtimalini de göze almak istemeyebiliriz. Sonunda ise kendimizi yalnız, suçlu hisseden ya da kendimizi suçlayan bir konumda bulabiliriz.

Bu nedenle kişinin kendi yaşamında neyin yolunda gitmediğini fark edebilmesi, bunu tek başına çözmek zorunda olmadığını kabul edebilmesi ve uygun desteği araması, psikolojik yardım arama sürecinin önemli başlangıç noktalarından biridir (Varma ve Batterham, 2025).

Özellikle psikolojik yardım söz konusu olduğunda bu öz-farkındalığa çok daha fazla ihtiyaç duyabiliriz. “Bugün bana yapacağım proje konusunda yardım eder misin?” diyerek yardım istemekle, “Son zamanlarda ailevi sorunlarımla baş etmekte zorlanıyorum.” diyerek yardım istemek arasında önemli bir fark vardır. İlkinde yardımın konusu daha somut ve görünürdür; neye ihtiyaç duyduğumuzu bilmek görece kolaydır. İkincisinde ise yardım istemeden önce kişinin kendi iç dünyasına dönmesi, yaşadığı güçlüğü fark etmesi ve bunu kelimelere dökebilmesi gerekir.

Belki de psikolojik yardım istemeyi zorlaştıran şeylerden biri tam olarak budur: İnsan, bazen başkalarından yardım istemeden önce kendisine “Ben gerçekten iyi değilim.” ya da “Bu konunun üstesinden tek başıma gelemiyorum.” diyebilmek zorundadır. Üstelik bunu kabul etmek, yalnızca bir sorunun varlığını fark etmek değil, o sorunu tek başına çözmek zorunda olmadığını da kabul etmeyi gerektirir.

Bu nedenle psikolojik destek arayışı, bir bakıma kişinin kendi sınırlarını fark etmesiyle başlayan bir öz-farkındalık süreci olarak düşünülebilir. Burada “Yardım et.” demek, aslında “Şu anda zorlanıyorum ama bununla tek başıma baş etmek zorunda değilim.” diyebilmektir.

Belki de psikolojik yardım aramanın en cesur tarafı tam olarak budur: Kendi içinde bulunduğun gerçeği fark etmek, onunla yüzleşmek ve ihtiyaç duyduğunda bir başkasına uzanabilmek.

Kaynakça

  • Brown, B. (2012). Daring greatly: How the courage to be vulnerable transforms the way we live, love, parent, and lead. Gotham Books.
  • Varma, S., & Batterham, P. J. (2025). Self-recognition and formal help-seeking for mental health conditions: A cross-sectional study. Journal of Affective Disorders, 388, 119612. https://doi.org/10.1016/j.jad.2025.119612
Aylin Arslan
Aylin Arslan
Aylin Arslan, Sakarya Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisans programından 2018 yılında, Kocaeli Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık yüksek lisans programından ise 2021 yılında mezun olmuştur. 7 yıldır okul psikolojik danışmanı olarak çalışmakta; çocuk, ergen ve yetişkinlerle psikolojik danışmanlık alanında çalışmalar yürütmektedir. Mesleki gelişimi kapsamında kısa süreli çözüm odaklı terapi, aile danışmanlığı, terapötik kartlar, objektif ve projektif çocuk değerlendirme testleri ile çocuklarda gözlemlenen uyum ve davranış problemlerine yönelik müdahale yöntemleri alanlarında eğitimler almıştır. Çalışmalarında çocukların ve gençlerin duygusal gelişimini, aile içi ilişkileri ve bireyin psikolojik iyi oluşunu odağa alır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar