Bir ilişki kötü bittiğinde bugün en hızlı gelen açıklamalardan biri şu: “Narsistti.”
Kendisini fazla anlatıyorsa narsist, eleştiriye tahammül edemiyorsa narsist, karşısındakinin duygusunu önemsemiyorsa yine narsist. Sosyal medyada birkaç davranışın yan yana gelmesi bile bazen bir insanı tamamen tanımlamaya yetiyor.
Peki gerçekten narsistlerin sayısı mı arttı, yoksa “narsist” kelimesinin kullanım alanı mı genişledi?
Psikoloji kavramlarının gündelik dile girmesi aslında olumlu bir gelişme. İnsanlar bugün sınır koyma, gaslighting, travma, bağlanma örüntüleri veya duygusal manipülasyon hakkında geçmişe göre çok daha fazla konuşuyor. Fakat psikolojik terimleri daha sık kullanmak, onları daha doğru kullandığımız anlamına gelmiyor.
Bir özellik, bir kişilik değildir
Narsisizm denildiğinde ilk ayrım burada yapılmalı.
Bir insan zaman zaman kendisini merkeze koyabilir. İlgi görmekten hoşlanabilir, kıskanabilir, eleştiriye karşı aşırı savunmacı olabilir veya bir tartışmada karşısındakinin duygularını görmezden gelebilir.
Bunların hiçbiri tek başına narsistik kişilik bozukluğu anlamına gelmez.
Kişilik bozukluklarından söz edebilmek için davranışların kalıcı olması, farklı durumlarda tekrar etmesi ve kişinin ilişkilerini veya yaşamını belirgin biçimde bozması gerekir. Üstelik narsisizm de yalnızca kendini beğenmiş, gösterişli ve kibirli bir kişilikten ibaret değildir. Araştırmalar narsistik özelliklerin grandiyözlüğün yanında kırılganlık, utanç, aşırı hassasiyet ve başkalarının değerlendirmelerine yoğun bağımlılık gibi biçimlerde de görülebileceğini gösteriyor.
Dolayısıyla birkaç davranıştan yola çıkarak bir insanın bütün kişilik yapısını açıklamak psikolojik analiz değil, kestirme bir yorumdur.
Etiketler neden bu kadar çekici?
Çünkü insan davranışındaki belirsizlik rahatsız edicidir.
Birinin neden bir gün yakın, ertesi gün uzak olduğunu bilmemek; neden özür dilemediğini, neden karşısındakini incittiği hâlde bunu görmediğini anlamamak zihni meşgul eder.
Gerçek cevap çoğu zaman karmaşıktır.
Bir insan aynı anda hem sevebilir hem kötü davranabilir. Korkak, bencil, öfkeli, savunmacı veya duygusal olarak olgunlaşmamış olabilir. Bazen davranışının arkasında derin bir psikolojik neden bile bulunmayabilir. Sadece kötü bir seçim yapmış olabilir.
“Narsist” etiketi ise bütün bu karmaşayı tek kelimeyle çözer.
Artık davranışın nedenini düşünmek gerekmez. Açıklama hazırdır.
Fakat sorun tam da burada başlar.
Bir insan bir kez “narsist” olarak tanımlandığında sonraki davranışları da bu etiketin içinden okunmaya başlanabilir. Kendini savunması manipülasyon, uzaklaşması cezalandırma, özür dilemesi yeni bir kontrol girişimi olarak yorumlanabilir.
Böylece etiket, davranışı açıklayan bir araç olmaktan çıkıp davranışın nasıl görüleceğini belirleyen bir filtreye dönüşür.
Psikolojide buna yakın işleyen mekanizmalardan biri doğrulama yanlılığıdır. İnsan zihni bir inanca ulaştıktan sonra, o inancı destekleyen bilgileri daha kolay fark etme eğilimindedir.
Bazen bir insanı etiketledikten sonra artık onu gözlemlemeyiz.
Etiketi doğrulayacak kanıtlar toplamaya başlarız.
Psikoloji dili ne zaman hükme dönüştü?
Eskiden biri için “çok bencil”, “sorumluluk almıyor” veya “kendini fazla önemsiyor” denebilirdi.
Bugün aynı davranışlar giderek daha sık psikolojik kavramlarla tarif ediliyor.
Burada küçük ama önemli bir fark var.
“Bencil davrandı” belirli bir davranışı tarif eder.
“O narsist” ise kişinin tamamı hakkında bir hüküm verir.
Üstelik psikoloji terimleri bilimsel bir ağırlık taşıdığı için bu hüküm daha nesnelmiş gibi hissedilebilir. “Bana kötü davrandı” kişisel bir değerlendirmedir. “Narsist” denildiğinde ise sanki kişinin neden öyle davrandığı da çözülmüş gibi görünür.
Belki bu nedenle psikoloji dili bazen farkında olmadan ahlaki yargının yeni biçimine dönüşüyor.
Bir insan artık yalnızca kaba değildir; toksiktir.
Yalnızca yalan söylememiştir; gaslighting yapmıştır.
Yakınlıktan kaçınmamıştır; avoidant’tır.
Ve kötü bir partner olmak artık yeterli bir açıklama değildir. Arkasında mutlaka psikolojik bir kategori aranır.
Sosyal medya neden bunu büyütüyor?
Çünkü insan kişiliği karmaşık, sosyal medya içeriği ise kısa olmak zorunda.
“Bu davranışın birçok farklı nedeni olabilir” cümlesi güçlü bir başlık değildir.
“Narsistle birlikte olduğunuzun 7 gizli işareti” ise öyledir.
Liste nettir. Kolay hatırlanır. Kişinin yaşadığı karmaşık ilişkiye hızlı bir açıklama sunar.
Sorun, klinik psikolojinin bu kadar kesin işlememesidir.
Bir kişinin çok selfie paylaşması, ilgi istemesi, eski sevgilisine geri dönmesi, eleştiriye alınması veya ilişkide bencil davranması tek başına narsistik kişilik bozukluğunu göstermez.
Psikolojik değerlendirmede bağlam önemlidir. Davranışın ne kadar süredir var olduğu, farklı ilişkilerde tekrar edip etmediği, kişinin işlevselliğini nasıl etkilediği ve başka hangi özelliklerle birlikte ortaya çıktığı değerlendirilir.
Sosyal medya ise bağlamı çıkartıp işareti bırakır.
Ve işaretler çoğaldıkça insanlar birbirlerini anlamaktan çok sınıflandırmaya başlayabilir.
Bir insanın kötü davranması için tanısı olması gerekmez
Belki de en çok unutulan nokta bu.
Bir insan narsistik kişilik bozukluğuna sahip olmayabilir ve yine de kötü bir partner olabilir.
Herhangi bir psikiyatrik tanısı olmadan manipülatif davranabilir.
Travması olmadan bencil olabilir.
Bağlanma problemi olmadan sorumluluktan kaçabilir.
Bir davranışın zarar verici olması için arkasında mutlaka bir psikopatoloji bulunması gerekmez.
Bu nedenle bazen “Narsist mi?” sorusu çok da gerekli değildir.
Daha yararlı sorular vardır:
Nasıl davranıyor?
Bu davranış sürekli tekrar ediyor mu?
Sorumluluk alabiliyor mu?
Karşısındaki kişinin sınırlarına ne oluyor?
Hatasıyla yüzleşebiliyor mu?
Çünkü bir ilişkinin zarar verici olup olmadığını anlamak için karşıdaki kişinin tanısını bilmek şart değildir.
Davranış zaten önemli bilgiyi verir.
Belki de son yıllarda narsistlerin sayısı dramatik biçimde artmadı.
İnsanları tanımadan önce tanımlama hızımız arttı.
Psikoloji bilgisi ise insanlara daha hızlı etiket yapıştırabilmek değil, bazen elimizdeki bilginin bir insan hakkında kesin hüküm vermeye yetmediğini fark edebilmektir.
Kaynakça
- American Psychiatric Association. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders. American Psychological Association. Therapy speak ve psikoloji terimlerinin gündelik dilde kullanımı üzerine değerlendirmeler. Krizan, Z. ve Herlache, A. D. Narsisizmin grandiyöz ve kırılgan boyutları üzerine çalışmalar. Sedikides, C. ve Campbell, W. K. Narsisizm, kişilik özellikleri ve kişilerarası işleyiş üzerine araştırmalar.
