Giriş
Bir kişiyi sürekli düşünmek, ondan gelecek en küçük ilgi belirtisini büyük bir heyecanla beklemek ve zihinde onunla ilgili yoğun hayaller kurmak çoğu zaman “gerçek aşk” olarak yorumlanabilir. Ancak psikoloji literatüründe bu deneyim, bazı durumlarda limerans kavramı ile açıklanmaktadır. Limerans; bir kişiye yönelik gelişen, genellikle karşılıksız ya da belirsiz bir romantik ilgiyle karakterize olan, istemsiz ve yoğun duygusal bir süreçtir. Bu süreçte kişi, karşı tarafı idealize edebilir, zihinsel olarak sürekli onunla meşgul olabilir ve ondan gelecek küçük bir ilgi belirtisine olduğundan daha fazla anlam yükleyebilir. Romantik aşkla bazı ortak yönleri bulunsa da, limeransta müdahaleci düşünceler, yoğun onay arayışı ve reddedilme kaygısı daha belirgin olabilir. Limerans, DSM-5’te yer alan resmi bir psikiyatrik tanı değildir ve bu alandaki bilimsel çalışmalar hâlâ sınırlıdır. Bununla birlikte mevcut araştırmalar, limeransın kaygılı bağlanma örüntüleri, terk edilme şemaları ve bazı bilişsel çarpıtmalarla ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Bazı bireylerde bu süreç, günlük yaşamı ve kişilerarası ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Ancak yoğun romantik duygular yaşayan herkesin limerans deneyimlediği söylenemez. Bu nedenle, kavramın bireysel farklılıklar ve kişinin yaşadığı işlev kaybı göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi önemlidir.
Terk Edilme Şeması: Limeransın Olası Psikolojik Temelleri
Limeransın bazı bireylerde neden daha yoğun yaşanabildiğini açıklamak için öne sürülen kavramlardan biri terk edilme şemasıdır. Terk edilme şeması; kişinin yakın ilişkileri güvenilmez, öngörülemez veya geçici olarak algılamasına neden olan, erken yaşam deneyimleriyle ilişkili olabilen bilişsel ve duygusal bir örüntüdür. Bu şemaya sahip bireyler, sevdikleri kişilerin kendilerini terk edeceğine ilişkin yoğun kaygılar yaşayabilir ve ilişkilerdeki belirsizlikleri ayrılık işareti olarak yorumlamaya daha yatkın olabilirler. Ur Rehman ve Suneel (2025) çalışması, limeransın bazı bireylerde bu şemaya karşı geliştirilen bir aşırı telafi mekanizması olabileceğini öne sürmektedir. Buna göre birey, gerçek ilişkilerin beraberinde getirdiği belirsizlikten kaçınmak amacıyla zihninde idealize ettiği ve ulaşılması güç gördüğü bir kişiye yönelebilir. Ancak bu durum, uzun vadede kaygının azalmasını sağlamak yerine zihinsel uğraşın sürmesine katkıda bulunabilir. Özellikle karşı tarafın tutarsız ya da belirsiz davranışları, kişinin zihinsel meşguliyetini ve yoğun duygusal beklentilerini artırabilir.
Kaygılı Bağlanma ve Duygusal Yoğunluk
Kaygılı bağlanma örüntüsü, limeransla en sık ilişkilendirilen değişkenlerden biridir. Kaygılı bağlanan bireyler, ilişkilerinde yakınlık ihtiyacını daha yoğun yaşayabilir ve karşı tarafın ulaşılabilirliğine karşı daha duyarlı olabilirler. Araştırmalar, limerans şiddetinin özellikle limerans nesnesine yönelik geliştirilen kaygılı bağlanma ile ilişkili olabileceğini göstermektedir. İlgi çekici bulgulardan biri, bazı bireylerin mevcut romantik ilişkilerinde görece güvenli bağlanma özellikleri gösterebilirken, limerans nesnesi söz konusu olduğunda yoğun idealizasyon, onay arayışı ve duygusal bağımlılık hissi yaşayabilmeleridir. Bu durum, limeransın yalnızca romantik ilgiyi değil, bağlanma süreçlerini de içeren karmaşık bir psikolojik deneyim olabileceğini düşündürmektedir. Bu süreçte duygusal dalgalanmalar da belirginleşebilir. Karşı taraftan gelen küçük bir ilgi belirtisi yoğun mutluluk yaratırken, geciken bir mesaj ya da belirsizlik kaygı, üzüntü ve hayal kırıklığına yol açabilir. Böylece kişi, umut ile hayal kırıklığı arasında gidip gelen yorucu bir döngü yaşayabilir.
Bilişsel Çarpıtmalar ve İdealizasyon
Limeransın sürmesinde bilişsel çarpıtmaların da önemli bir rol oynayabileceği düşünülmektedir. Özellikle gerçek dışı ilişki beklentileri ve yoğun idealizasyon, terk edilme şeması ile limerans arasındaki ilişkiyi güçlendirebilir. Kişi, limerans nesnesini olduğundan daha mükemmel algılayabilir ve ondan gelecek sevgi ya da onayın geçmişte yaşadığı duygusal yaraları iyileştireceğine inanabilir. Bu süreçte literatürde “solipsistik içe atım” (solipsistic introjection) olarak tanımlanan bilişsel süreçten söz edilmektedir. Birey, karşı taraf hakkında sahip olduğu sınırlı bilgileri kendi beklenti, ihtiyaç ve hayalleri doğrultusunda tamamlayabilir. Böylece zamanla gerçek kişiden çok, zihninde oluşturduğu idealize edilmiş temsile bağlanabilir. Karşı tarafın sıradan bir davranışını romantik ilginin kanıtı olarak yorumlamak veya belirsiz mesajlardan kesin anlamlar çıkarmak gibi bilişsel çarpıtmalar bu sürece eşlik edebilir. Kısa vadede umut veren bu düşünce örüntüleri, uzun vadede kaygı ve duygusal sıkıntının sürmesine katkıda bulunabilir.
Tedavi Yaklaşımları
Limerans için günümüzde kabul edilmiş resmi bir tanı ya da yalnızca bu duruma özgü standart bir tedavi protokolü bulunmamaktadır. Bununla birlikte, bireyin yaşadığı sıkıntı ve işlev kaybına göre psikoterapi yararlı olabilir. Özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) kapsamında uygulanan müdahalelerin limeransla ilişkili düşünce ve davranış örüntülerini ele almada fayda sağlayabileceğine ilişkin sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Tedavide öne çıkan yaklaşımlar arasında, limerans nesnesiyle ilgili zihinsel uğraşı sürdüren davranışların azaltılması, bilişsel çarpıtmaların yeniden değerlendirilmesi ve altta yatan şemaların ele alınması yer almaktadır. Bazı klinik uygulamalarda kullanılan Maruz Bırakma ve Tepki Önleme tekniklerinin de takıntılı davranış örüntülerinin azaltılmasına katkı sağlayabileceği öne sürülmektedir. Bununla birlikte, bu yaklaşımın limerans özelindeki etkililiğini değerlendiren araştırmalar henüz sınırlıdır.
Sonuç
Yoğun romantik duygular her zaman aynı psikolojik süreci yansıtmaz. Bazı durumlarda bu deneyim, romantik aşkla birlikte limeransın özelliklerini de içerebilir. Mevcut araştırmalar, limeransın özellikle kaygılı bağlanma örüntüleri, terk edilme şemaları ve bilişsel çarpıtmalarla ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Bununla birlikte, limeransın resmi bir psikiyatrik tanı olmadığı ve konuya ilişkin bilimsel çalışmaların gelişmeye devam ettiği unutulmamalıdır. Kişinin yaşadığı yoğun duygular günlük yaşamını, ilişkilerini veya işlevselliğini belirgin biçimde etkilemeye başladığında bir ruh sağlığı uzmanından destek almak yararlı olabilir. Uygun psikoterapi yaklaşımlarıyla kişinin düşünce örüntülerini fark etmesi, idealizasyonu sorgulaması ve daha dengeli ilişki biçimleri geliştirmesi mümkün olabilir.
Kaynakça
- Bradbury, P., Short, E., & Bleakley, P. (2024). Limerence, hidden obsession, fixation, and rumination: A scoping review of human behaviour. Journal of Police and Criminal Psychology, 40, 417–426. https://doi.org/10.1007/s11896-024-09674-x
- Evans, C. (2023). Exploring obsessive thinking and compulsive behaviour in the context of real and imagined relationships (Doctoral dissertation, University of Sheffield).
- Mocanu, L., Ișvanca, M.-I., & Nechifor, R.-A. (2024). The relationship between the type of attachment and the satisfaction within the romantic relationship. New Trends in Psychology, 6(1), 22–27.
- Ur Rehman, M. M., & Suneel, I. (2025). Abandonment schema and limerence: The mediating role of interpersonal cognitive distortions among young adults. [Dergi Adı], 23(1), 12–18.
- Wyant, B. E. (2021). Treatment of limerence using a cognitive behavioral approach: A case study. Journal of Patient Experience, 8, 1–7. https://doi.org/10.1177/23743735211060812


