Pazar, Ağustos 2, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kadın ve Erkek Davranışlarının Biyopsikososyal Analizi

İnsan davranışı, hem biyolojik hem psikolojik hem sosyokültürel faktörlerden etkilenen bir yapıdadır. Bu anlamda insan, biyopsikososyal bir canlıdır. Bu nedenle, insan davranışları ele alınırken çok boyutlu bir değerlendirme yapmak daha sağlıklı olmaktadır. Aynı şekilde insan davranışını kadın-erkek farklılıkları temelinde ele alma sürecinde de yine biyolojik, psikolojik ve sosyolojik etmenlerden bahsetmek mümkündür.

Kadın ve erkekler arasında, sergiledikleri davranış ve tutumlar bakımından karşılaştırıldıklarında gözle görülür farklılıklar olduğu çeşitli araştırmalarla ortaya konulmuştur. Bu iki farklı cinsiyet, hem davranışları hem de sahip oldukları değerler açısından farklılaşmaktadır. Literatüre bakıldığında kadınların; estetik, sosyal ve dini değerlere daha fazla önem verdikleri görülürken, erkeklerin ise politik, teorik ve ekonomik değerleri daha çok önemsediği görülmüştür. Benzer şekilde erkekler başarı ve entelektüel uğraşı değerlerine; kadınlar ise sevgi, aile ve samimi ilişkilere daha çok önem vermektedirler. Sahip olunan değerlerin farklılaşması, kadın ve erkek davranışları arasında da farklılıklara neden olur.

Değerler ve davranışların dışında görülen psikolojik rahatsızlıklar açısından da kadın ve erkek cinsiyeti arasında farklılıklar olduğu görülür. Anksiyete, depresyon ve yeme bozukluklarının kadınlarda daha sık görüldüğü tespit edilmiştir. Erkeklerde ise bağımlılık temelli ve antisocial davranışlara daha sık rastlanmaktadır. Ayrıca bazı araştırmalarda, psikotik bozuklukların da erkeklerde daha sık görüldüğü saptanmıştır.

Kadın ve erkek cinsiyeti arasındaki davranış farklılıklarına biyolojik model açısından bakılacak olursa, gerçekleştirilen bazı bilimsel çalışmalar; davranış ve tutumlar arasındaki bu farklılıkların doğuştan gelen yapısal özellikler nedeniyle oluşmuş olabileceğini göstermektedir. Bu konuyu ele alan biyolojik determinist modeller, oluşan farklılıkları cinsiyetler arası hormonal değişimlere bağlamaktadır. Yapılan hormonal çalışmalar, erkeklerde salgılanan testosteron hormonunun saldırganlık davranışını yordayıcı olduğu ve bu hormonal farklılığa dayanarak da kız çocuklarının küçük yaşlardan itibaren daha barışçıl davranışlara yöneldikleri tespit edilmiştir. Testosteron hormonunun farklılığına dayanarak ayrıca erkeklerin daha rekabetçi olduğu, nesnelere ve eylemlere karşı daha meraklı davrandığı ve daha fazla risk alıcı davranış sergiledikleri bulunmuştur. Farklı bir araştırmada, kız bebeklerin erkek bebeklere göre; göz teması kurma, sözsüz iletişimi anlama ve tepki verme gibi davranış becerilerinin daha gelişmiş olduğu bulunmuştur. Beyin görüntüleme çalışmaları kullanarak yapılan bazı araştırmalarda ise, duygusal içerikli resimlere tepki veren kadınların 9 beyin bölgesi aktive olurken, erkeklerin 2 beyin bölgesinde aktivasyon görülmüştür.

Biyolojik model içerisinde yer alan evrimsel temelli açıklamalar, özellikle kadın ve erkek arasındaki saldırganlık davranışlarının geçmişten bugüne üreme davranışı ve türün devamını sağlamak temelinde açıklar. Evrimsel teoriye göre erkekler üreme davranışında başarılı olmak için daha çok mücadele içine girmeli ve daha seçici olan dişileri etkilemelidir. Bu görüş de erkeklerin neden daha aktif, saldırgan ve atik olabildiğini açıklamaktadır. Ayrıca erkekler evrimsel olarak birden fazla cinsel partner bulma ve aynı anda üreme şansına sahip olabildiği için de daha aktif ve saldırgan olma eğiliminde olabilir.

Cinsiyetler arasındaki davranış farklılıklarının sebebini belirlemede biyolojik modele alternatif görüşler, psikolojik ve sosyolojik temelli açıklamalardır. Kadın ve erkek cinsiyetleri arasındaki davranış farklılıkları, kadın ve erkeklere atfedilen davranış ve tutumların kültürler arasında farklılaşmasına bağlı olarak da ortaya çıkmaktadır. Her kültürün kadın ve erkek rolünden beklediği, yakıştırdığı belli davranış kalıpları vardır. Bu durum da erkekler ve kadınlar arasındaki davranış farklılıklarının sosyolojik temelini oluşturmaktadır. Doğuştan gelen biyolojik özellikler ile psikolojik özellikler, içinde bulunulan kültürün gözüyle ele alınıp yorumlanmaktadır. Bu şekilde, kadın ve erkekler için farklı toplumsal cinsiyet rolleri oluşmakta ve iki cinsiyetin farklı davranışlar sergilemesi normallik ölçütünü oluşturmaktadır. Bazı kültürlerde kadınsı olarak görülen; merhametli olmak, insanlara yardım etmek, kriz durumlarında heyecanlanmak, onay ihtiyacı duymak, kendini başkalarına adamak ve çocuk bakmak gibi davranışların kadınlara atfedildiği görülmektedir. Benzer şekilde rekabetçi ve hırslı olmak, daha zor işlerde çalışmak, kararlı olmak ve eyleme geçmek, risk almak gibi davranışlar da erkek cinsiyetine atfedilen rollerdir. Sosyal bir varlık olan insan, sosyalleşme sürecinde atfedilen bu davranış kalıplarını benimser. Süreç içinde benimsenen rollerin farklılaşmasına bağlı olarak toplumlardaki kadın ve erkek davranışlarının da farklılaştığı gözlemlenebilir.

Sosyal rol teorisi, küçük cinsiyet farklılıklarının, oluşturulan farklı sosyal roller tarafından abartıldığını ve farklılığın olduğundan da fazla görüldüğünü savunan bir modeldir. Sosyokültürel ortamda farklılıklara yüklenen anlamlar daha çok farklılaşmaya sebep olmaktadır. Ayrıca pekiştirme, ceza, gözlemsel öğrenme gibi süreçler de sosyal bir varlık olan insanın cinsiyet rollerini öğrenmesinde rol oynamaktadır. “Erkek adam ağlamaz, kız çocukları hanımefendi gibi davranır, fazla bağırmaz” gibi toplumsal kalıp yargılar ve bu yargılara uyulmadığında gözlemlenen etiketlenme, dışlanma gibi yaptırımlar da sosyal açıdan davranış farklılıklarının ortaya çıkma sebeplerindendir.

Tüm bu bilgiler ışığında kadın ve erkek davranışları değerlendirildiğinde; farklı çalışmalarla biyolojik, psikolojik ve kültürel faktörlerin davranış farklılıkları açısından ele alındığı görülmektedir. Biyolojik cinsiyet farklılıkları; öğrenilmemiştir, doğuştan getirilen özellikler bakımından kadınlarla erkekler arasında gözlenen farklılıklardır. Toplumsal cinsiyet farklılıkları ise öğrenilen, sosyalleşme sürecinde kazanılan özellikler bakımından insanlar arasında gözlenen farklılıklardır. Araştırmalara bakıldığında davranışlar arasında gözlemlenen bu davranış değişimlerinin hangi faktörden daha çok etkilendiğini belirlemek zordur. Biyolojik, psikolojik ve kültürel etmenler birbirlerinden net bir şekilde ayrılma göstermemektedir. Biyopsikososyal özellikleri bulunan insan davranışını açıklamada, üç etmenin de ele alınabildiği ve önemli olduğu görülmektedir.

Kaynakça

  • Çakır, H., ve Baş, H. (2018). Cinsiyetler ve cinsiyetlerle özdeşleşen davranışların sosyolojik ve biyolojik açıdan değerlendirilmesi. Avrasya Sosyal ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, 5(5), 176-191.
  • Gerrig, R. J., (2014). Psikolojiye Giriş: Psikoloji ve yaşam. (19. Baskı). Nobel Akademi Yayıncılık, İstanbul.
  • Ladikli, N., ve Ziyalar, N. (2021). Cinsiyet perspektifinden risk alma davranışı ve internet bağımlılığı. Bağımlılık Dergisi, 22(1), 76-90.
  • Tuğlu, C. (2013). Kadın-erkek beyni arasındaki farklar ve psikoterapiye yansımaları. Türkiye Klinikleri Psychiatry-Special Topics, 6(1), 68-74.
Tuğçe Şirinoğlu
Tuğçe Şirinoğlu
2017 yılında Çukurova Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. Mesleki ve akademik gelişimimi sürdürmek amacıyla 2025 yılında Aksaray Üniversitesi Çift ve Aile Danışmanlığı bölümünden mezun olarak uzmanlığımı aldım. 2020 yılından bu yana Kocasinan İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Mustafa Kızıklı Sağlıklı Hayat Merkezinde psikolog olarak görev yapıyor ve hizmet vermeye devam ediyorum. Çalışmalarımda hem bireysel hem de çift danışmanlığı yürütüyor, ağırlıklı olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ekolünü kullanıyorum. Sanat terapisi ve oyun terapisi gibi farklı eğitim alanlarına ilgi duyarak, sağaltımda etkili olabilecek çeşitli yöntemleri danışanlarımın ihtiyaçları doğrultusunda bütüncül biçimde ele almaya özen gösteriyorum. Özellikle kaygı ve depresyon gibi tanılarla daha sık çalışırken, birçok semptomun ailevi dinamiklerden de etkilendiğini gözlemlediğim için aile danışmanlığı alanına ayrı bir önem veriyorum. Bu doğrultuda, bireyleri ve aileleri güçlendirici, yol gösterici ve destekleyici yazılarla psikolojik iyi oluşun yaygınlaşmasına katkı sunmayı amaçlıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar