Cumartesi, Ağustos 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

GÖRÜNMEYEN ENKAZ: DEPREM VE TSSB

GÖRÜNMEYEN ENKAZ: DEPREM VE TSSB

Depremler, ani gelişen, önceden kesin olarak tahmin edilemeyen ve geniş kitleleri etkileyebilen doğal afetler arasında yer almaktadır. Can kayıpları, yaralanmalar, ekonomik zararlar ve yaşam alanlarının yok olması gibi sonuçlarının yanı sıra bireylerin ruh sağlığı üzerinde de önemli etkiler yaratmaktadır. Deprem sonrasında ortaya çıkan psikolojik sorunlar arasında en sık görülen durumlardan biri Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)‘dur. TSSB, kişinin yaşamını tehdit eden veya yoğun korku, çaresizlik ve dehşet yaşadığı travmatik bir olayın ardından gelişebilen ciddi bir ruh sağlığı sorunudur.

Depremin Psikolojik Etkileri

Deprem, bireylerin yalnızca fiziksel güvenliğini değil, aynı zamanda psikolojik bütünlüğünü de tehdit eden bir olaydır. Afet sonrasında bireylerde korku, kaygı, çaresizlik, yas, öfke ve umutsuzluk gibi yoğun duygusal tepkiler görülebilmektedir. İlk günlerde bu tepkiler normal kabul edilse de belirtilerin uzun süre devam etmesi psikiyatrik sorunların gelişebileceğini göstermektedir.

Depremden etkilenen bireylerde akut stres tepkileri, depresyon, anksiyete bozuklukları ve özellikle TSSB sık görülen ruhsal sorunlar arasında yer almaktadır. Özellikle yakınlarını kaybeden, enkaz altında kalan, ciddi yaralanma yaşayan veya evsiz kalan bireylerde psikolojik etkilerin daha ağır olduğu bildirilmektedir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)

Travma Sonrası Stres Bozukluğu, kişinin ölüm, ağır yaralanma veya yaşamını tehdit eden olaylara maruz kalması sonrasında gelişebilen psikiyatrik bir bozukluktur. TSSB’nin temel belirtileri dört ana başlık altında incelenmektedir:

* Travmatik olayı tekrar yaşantılama (istenmeyen anılar, kabuslar, flashbackler)

* Travmayı hatırlatan durumlardan kaçınma

* Düşünce ve duygularda olumsuz değişiklikler

* Sürekli uyarılmışlık hali (uyku bozukluğu, irkilme, öfke patlamaları, dikkat güçlüğü)

Bu belirtiler en az bir ay boyunca devam ettiğinde ve kişinin günlük yaşamını belirgin şekilde etkilediğinde TSSB tanısı değerlendirilmektedir.

Deprem ve TSSB Arasındaki İlişki

Deprem, TSSB gelişimine neden olabilecek en önemli travmatik yaşam olaylarından biridir. Depremin ani ve beklenmedik şekilde gerçekleşmesi, bireylerin yaşamlarının tehdit altında olduğunu hissetmelerine ve yoğun korku, çaresizlik ile kontrol kaybı yaşamalarına neden olmaktadır. Bu nedenle deprem deneyimi yaşayan bireylerde TSSB görülme olasılığı, genel nüfusa göre daha yüksektir.

Ancak depremden etkilenen her bireyde TSSB gelişmemektedir. Araştırmalar, bazı risk faktörlerinin bu bozukluğun ortaya çıkma olasılığını artırdığını göstermektedir. Özellikle deprem sırasında yakınlarını kaybeden, enkaz altında kalan, ağır fiziksel yaralanma yaşayan veya evini ve ekonomik kaynaklarını kaybeden bireylerin travmadan daha yoğun etkilendiği bildirilmektedir. Bunun yanında, deprem öncesinde psikiyatrik hastalık öyküsüne sahip olmak, yeterli sosyal destekten yoksun olmak ve çocukluk döneminde travmatik yaşantılar geçirmiş olmak da TSSB gelişme riskini artıran önemli etkenler arasında yer almaktadır.

Deprem sonrasında yaşanan belirsizlik, artçı sarsıntıların devam etmesi, barınma sorunları ve geleceğe ilişkin kaygılar bireylerin kendilerini sürekli tehdit altında hissetmelerine neden olabilmektedir. Bu durum, travmatik olayın etkilerinin uzun süre devam etmesine ve TSSB belirtilerinin kronikleşmesine zemin hazırlayabilmektedir.

Depremler, yalnızca fiziksel yıkıma neden olan doğal afetler değil, aynı zamanda bireylerin ruh sağlığını uzun süre etkileyebilen travmatik yaşam olaylarıdır. Bu nedenle afet sonrası ruh sağlığı hizmetlerinin, fiziksel yardım ve yeniden yapılanma çalışmaları kadar önemli olduğu kabul edilmektedir.

Erken dönemde psikososyal destek sağlanması, risk altındaki bireylerin belirlenmesi ve bilimsel temellere dayanan psikolojik müdahalelerin uygulanması, TSSB’nin önlenmesi ve belirtilerinin azaltılmasında önemli rol oynamaktadır. Ayrıca toplumun afetlere yönelik psikolojik dayanıklılığının artırılması, ruh sağlığı hizmetlerinin afet yönetim planlarına entegre edilmesi ve bu alandaki bilimsel çalışmaların desteklenmesi, gelecekte yaşanabilecek afetlerin psikolojik etkilerinin azaltılmasına katkı sağlayacaktır.

Sonuç olarak, depremin görünmeyen enkazı olarak nitelendirilebilecek psikolojik travmaların fark edilmesi, erken tanılanması ve uygun müdahalelerle ele alınması, bireylerin iyilik hâlinin korunması ve toplumun afet sonrası iyileşme sürecinin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Nazar Aslan
Nazar Aslan
Nazar Aslan 6 Ocak 2004 Hatay’da doğdum. Deprem yılında psikoloji bölümüne yerleştim bu süreç ile beraber yas ve psikolojik olarak iyi oluşa odaklandım

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar