Salı, Temmuz 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ebeveynlik Bir Bataklık Gibi Hissettirebilir: Görünmez Tuzakları Tanımak

Her ebeveyn, iyi niyetle attığı adımların bazen kendi kendini besleyen bir kısır döngüye dönüştüğünü fark eder. Sabah “bugün sakin kalacağım” diye başlayan gün, akşam saatlerinde bağırışlara evrilebilir; ısrarla tekrarlanan bir kural, çocuğun gözünde anlamını yitirebilir. İşte tam bu noktada ebeveynlik, sağlam basıldığını sandığınız anda sizi içine çeken bir bataklığa benzer: çırpındıkça batarsınız, oysa doğru teknik bilindiğinde çıkış aslında oldukça mümkündür. Bu yazıda, ebeveynleri bu bataklığa çeken görünmez tuzakları, bunların Türkiye’deki bilimsel karşılıklarını ve ailelerin elindeki somut çözüm yollarını ele alıyoruz.

Görünmez Tuzaklar: Farkında Olmadan Kurulan Kısır Döngüler

Ebeveynlerin çoğu zaman fark etmediği şey, çocuklarının olumsuz davranışlarını istemeden de olsa “pekiştirdikleridir.” Bu süreç bir kaza değil, adım adım öğrenilen ve birbirinin tepkilerini besleyen bir alışkanlıktır.

Tırmanma tuzağı, bu döngülerin en yaygınıdır. Aslında ortada tek bir tartışma değil, karşılıklı bir öğrenme süreci vardır: çocuk, istediğini elde etmek için sesini yükseltmesi gerektiğini öğrenirken, ebeveyn de çocuğun ancak bağırıldığında harekete geçtiğini öğrenir. Sonuç, her ikisinin de birbirini tetiklediği ve gitgide şiddetlenen bir kısır döngüdür. Nitekim Türkiye’de yapılan araştırmalar, ebeveynin baskı ve disiplin düzeyi arttıkça çocukların psikososyal problem çözme becerilerinin anlamlı derecede düştüğünü ortaya koymaktadır.

İkinci büyük tuzak, “bunu bilerek yapıyor” yanılgısıdır. Ebeveyn, çocuğunun davranışını manipülatif ya da kasıtlı olarak yorumladığında kendini bir “kurban” konumuna sokar; bu da sakinliğini kaybetmesine ve çözüm odaklı davranamamasına yol açar. Oysa bilimsel kaynaklar, çocukların yetişkin düzeyinde bir öz denetimden yoksun olduğunu ve bu tür davranışların aslında genellikle bir “çaresizlik” belirtisi olduğunu vurgular.

Üçüncü tuzak ise “sadece bir evre” yanılgısı ve sınır testleridir. Küçük çocuklar vurma veya ısırma gibi davranışlarla, aslında etraflarındaki sınırları “dener.” Ebeveyn bu deneye net ve tutarlı bir sonuç sunmadığında, çocuk o davranışın kabul edilebilir olduğunu öğrenir. Bu da davranışın zamanla kemikleşmesine, kalıcı bir alışkanlığa dönüşmesine neden olur.

Çocuk genelde tepkileri ile nerede durması gerektiğini ve kuralları deneme-yanılma yöntemi ile öğrenir; aslında yukarıda geçen üç tuzak da çocuğa uygun davranışı öğretmek için bir fırsattır. Doğru ele alındığında çocuğun davranışı anlamlandırmasına ve nerede durması gerektiğini öğrenmesine yardımcı olabilir. O anda davranışı görmezden gelmek veya aşırı tepki göstermek yerine net bir şekilde bu davranışı gördüğünüzü ve neden kabul edemeyeceğinizi açıklayıcı bir dille sınır çizmek ve bunu kuralcı ve sertlikle değil ama anlayış ve sevgi ile yapmak etkili bir davranış şekillendirmesi olacaktır.

Türkiye’den Rakamlar: Ebeveyn Tutumu Çocuğu Nasıl Şekillendiriyor?

Bu tuzakların soyut birer kavram olmadığını, somut sonuçları olduğunu Türkiye’de yapılan geniş kapsamlı araştırmalar açıkça gösteriyor. Örneğin 1.112 çocuk üzerinde yürütülen bir çalışma, ebeveyn tutumları ile çocuk davranışları arasında doğrudan bağlar kurmaktadır.

Okul öncesi çağdaki (5-6 yaş) çocukların %60,6’sında en az bir davranış problemi saptanmıştır. En sık görülen sorunlar arasında ilk sırada içe kapanıklık, ikinci sırada hiperaktivite, üçüncü sırada ise iştahsızlık yer almaktadır.

Erkek çocuklarda en sık hiperaktivite ve vurma eylemi görülürken, kız çocuklarında içe kapanıklık ve iştahsızlık ön plana çıkmaktadır.

Ebeveyn tutumu ile davranış arasındaki bağlantı da oldukça spesifik:

  • Aşırı koruyucu tutum: Türkiye’de annelerin genellikle orta düzeyde koruyucu olduğu görülüyor. Ancak bu tutum arttıkça çocuklarda hayvan korkusu gibi spesifik fobilerin arttığı; buna karşın inatçılık davranışının ise ebeveyne aşırı bağımlılık nedeniyle azaldığı gözlemleniyor.
  • Demokratik tutum (sevgiyi esirgemeden ama sınırı da kaybetmeden): Bu tutuma sahip ailelerin çocuklarında güvenli bağlanma, yüksek özsaygı ve akademik başarı tutarlı biçimde daha yüksek çıkıyor.
  • Sıkı disiplin: Sıkı disiplin uygulanan ortamlarda çocukların yalan söyleme ve tepki olarak tükürme gibi davranışlara daha sık başvurduğu saptanmış.
  • Otoriter tutum: Katı disiplinin düşük sıcak ilgiyle birleştiği bu tarzda, çocuklarda düşük özsaygı, yüksek kaygı ve saldırganlık riski gözlemleniyor.
  • İhmalkar ve izin verici tutumlar: Disiplinin ya hiç olmadığı ya da tutarsız olduğu bu tarzlarda büyüyen çocukların, stresle başa çıkma ve kendini düzenleme becerilerinde zorluk yaşadığı belirtiliyor.

Bu tablo, dengeli, yani hem sıcak hem tutarlı bir ebeveynlik tarzının, çocuğun psikolojik iyi oluşu için neden bu kadar belirleyici olduğunu gözler önüne seriyor.

Kültürel Bir Not: Türkiye’de “Sıcaklık” ve “Kontrol” Neden Çelişmiyor?

Türkiye’deki araştırmaların Batı yazınından ayrıldığı önemli bir nokta var. Kağıtçıbaşı’nın (2007) da vurguladığı gibi, Türk kültüründe ebeveyn kontrolü ve sıcaklık birbirinin zıttı değil, birbirini tamamlayan unsurlar olarak algılanıyor. Bu “psikolojik karşılıklı bağımlı aile modeli” içinde, aşırıya kaçmayan bir kontrol çoğu zaman çocuk tarafından “ilgi ve sevgi” olarak yorumlanabiliyor; bu yüzden de Batı literatüründeki kadar olumsuz sonuçlar doğurmayabiliyor.

Ancak bu kültürel esneklik her tutum için geçerli değil. İhmalkar tarz — yani hem düşük ilgi hem düşük kontrolün bir arada olduğu tutum — her kültürde olduğu gibi Türkiye’de de çocuk açısından en riskli ve en olumsuz sonuçları doğuran ebeveynlik biçimi olmaya devam ediyor.

Bilimsel Temelli Destek Programları

PCIT (Ebeveyn-Çocuk Etkileşim Terapisi, 2-7 yaş): Terapist tek taraflı ayna arkasından ebeveyne kulaklıkla canlı koçluk yapar; ebeveyn bir beceride ustalaşmadan sonraki aşamaya geçilmez.

PMT (Ebeveyn Yönetim Eğitimi, 3-13 yaş): Ebeveyn odaklı bir eğitim; her oturumda yeni bir beceri öğretilip rol yapmayla pratik edilir, hedef hızlı davranış değişimidir.

Incredible Years (Müthiş Yıllar): Grup temelli terapi; ebeveynler birbirinin deneyimini duyarak sorunlarını normalleştirir, yalnızlık hissi azalır.

Triple P: Çocuğun yaşına ve sorunun şiddetine göre farklı seviyelerde (hafiften yoğuna) müdahale sunan esnek bir sistem.

BEST: Davranış yönetimi tekniklerinin tek bir tam günde öğretildiği yoğun bir atölye çalışması.

Bataklıktan Çıkışın Anahtarı: Farkındalık

Ebeveynliğin görünmez tuzakları, tırmanma döngüsü, niyet okuma, “sadece bir evre” yanılgısı, çoğu zaman iyi niyetli ama bilgisiz tepkilerden doğar. Türkiye’den gelen veriler, ebeveyn tutumunun çocuğun korkularından özsaygısına, akademik başarısından davranış problemlerine kadar geniş bir yelpazeyi doğrudan etkilediğini gösteriyor. İyi haber şu ki, bu bataklıktan çıkmak için hem kültürel bağlamı gözeten hem de bilimsel olarak kanıtlanmış yöntemler mevcut. Önemli olan, sıcaklığı kontrolden vazgeçmeden, ama kontrolü de katılığa dönüştürmeden dengede tutabilmek.

Kaynakça

  • Arky, B., & Rouse, M. H. (t.y.). Choosing a Parent Training Program. Child Mind Institute.
  • Özkan, E. (2024). Ebeveyn tutumlarının okul öncesi 3-6 yaş grubu uyum ve davranış problemi yaşayan çocuklar üzerindeki etkisi [Yüksek lisans tezi, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü]. Rouse, M. H. (t.y.). Three Common Parenting Traps and tips for avoiding them. Child Mind Institute.
  • Sümer, N., Gündoğdu Aktürk, E., & Helvacı, E. (2010). Anne-Baba Tutum ve Davranışlarının Psikolojik Etkileri: Türkiye’de Yapılan Çalışmalara Toplu Bakış. Türk Psikoloji Yazıları, 13(25), 42-59.
  • Taner Derman, M., & Başal, H. A. (2013). Okulöncesi Çocuklarında Gözlenen Davranış Problemleri ile Ailelerinin Anne-Baba Tutumları Arasındaki İlişki. Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 2(1), 115-144.
Handan Çarkçı
Handan Çarkçı
Psikoloji lisans eğitimini Koç Üniversitesi Psikoloji ile Medya ve Görsel Sanatlar çift anadal programında tamamlamıştır. Lisans eğitimi süresince Simge Psikoloji bünyesinde iki yıl staj yaparak klinik alanda erken dönem deneyim kazanmıştır. Ardından, Yankı Yazgan’ın kurucusu olduğu Güzel Günler Klinik’te bir yıl süreyle stajyer psikolog olarak çalışmıştır. Yüksek lisans eğitimini İngiltere’de Royal Holloway University of London’da Klinik Psikoloji alanında tamamlamıştır. Türkiye’ye dönüşünün ardından Gökçen Güven Klinik’te staj sürecini sürdürerek klinik deneyimini pekiştirmiştir. Halihazırda mesleki eğitimlerine devam etmekte ve aktif olarak danışan görmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar