Cumartesi, Temmuz 18, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

YKS Sonrası Gençlerde Kimlik ve Değer Algısı

YKS Sonrası Gençlerde Kimlik ve Değer Algısı

Giriş

Türkiye’de gençlerin kariyer ve hayat yolculukları, genellikle tek bir hafta sonuna sığdırılan birkaç saatlik bir sınavın getirdiği puan ve sıralama kıskacında şekillenmektedir. Toplumsal algı; bireyin başarısını, değerini ve statüsünü büyük oranda bu sınavın sonuçlarına indirger. Oysa gencin sınava hazırlık süreci, sosyoekonomik düzeyi, aile dinamikleri, mental ve fiziksel ruh sağlığı gibi çok boyutlu etkenler sınav performansı üzerinde doğrudan belirleyicidir. Bu dinamikleri göz ardı ederek yalnızca adayın matematikte kaç net yaptığına, hangi üniversiteye veya mesleğe yerleştiğine odaklanmak, süreci nesnel ve adil bir değerlendirmeden uzaklaştırır. Sonucu doğuran yapısal faktörleri görmezden gelip sadece çıktının kendisine odaklanmak, gençlerin omuzlarına taşınması güç bir yük bindirmektedir.

Temel Çerçeve

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS), sadece akademik bir basamak değil; gençlerin psikososyal gelişim süreçlerinde derin izler bırakan, adeta modern bir "erginlenme ritüeli" haline gelmiştir. Ancak sınav salonundan çıkan gencin sırtından kalkan yük, her zaman hafifleme getirmez; bazen yerini derin bir boşluğa, anlam arayışına ve kimlik karmaşasına bırakır. Yıllarca bir "skor" ve "sıralama" üzerinden tanımlanan benlik, sınavın bitişiyle birlikte köklü bir dönüşüm sürecine girer. Gelişim Psikoloğu Erik Erikson’ın öne sürdüğü “Psikososyal Gelişim Aşamaları”na göre ergen ve erken yetişkinlikte bireyin karşılaştığı en temel krizlerden biri “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” olarak tanımlanır. (Erikson, 1968). Türkiye'deki eğitim sisteminde ise bu kriz gençlerin zihinsel ve bedensel olarak en aktif oldukları yıllarda sınava hazırlık süreci ile geçer, kişinin iç dünyası, ilgi alanları, içsel motivasyon kaynakları bir kenara kaldırılır ve sınav odaklı bir “performans kendiliği” ile perdelenir. Bu durumda kimlik tek bir amaca bağlanır: YKS başarısı Gençlerin sınav salonlarından çıkışıyla hissettikleri hafifleme yerini derin bir içsel boşluğa, anlam arayışına ve kimlik karmaşasına bırakır. Bu evrede akılları kurcalayan “ben kimim?” sorusu sınava hazırlanırken karşılaşılan matematik problemlerinin çözümünden çok daha zordur. Akademik başarısıyla var olan birey, o başarı ölçütü ortadan kalktığında derin bir nesnesiz kalmışlık ve yön kaybı hissi yaşayabilir. YKS sonrası dönemde gençlerin karşılaştıkları diğer bir sorun ise değer algısında meydana gelen kırılmalar olabilir. Toplum tarafından bireye dayatılan başarı, statü, prestij gibi dışsal motivasyon kaynakları ile bireyin kendini varoluşsal anlamda gerçekleştirme çabası arasında bir çatışma doğabilir. Bu çatışmayı pragmatizm ve idealizm olarak adlandırabiliriz. Örneğin, gençler için sınav sonrası bir tarafta dış etkenlerin yönlendirdiği “garanti meslekler” dururken diğer yanda kendi içsel motivasyonları destekleyen seçimler vardır. Günümüzün sosyoekonomik gerçekleri göz önüne alındığında, gençlerin değer algısında pragmatizmin öne çıktığı görülmektedir. Yapılan araştırmalar meslek seçimi yaparken yapılan seçimin kişinin hem içsel hem de dışsal motivasyonları bir noktada karşılıyor olması uzun süreli psikolojik ve fiziksel sağlığı korumada önemli bir rol oynadığını göstermektedir. (Deci & Ryan, 2000). Ailelerin ve eğitim sisteminin başarıyı yalnızca kazanılan üniversitenin adıyla ölçmesi, gencin kendi öz değerini olumsuz etkiler. Oysa sağlıklı bir kimlik gelişimi, bireyin başarıdan veya başarısızlıktan bağımsız olarak kendi varoluşuna değer atfedebilmesiyle mümkündür. Michigan Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre benlik saygısını başarıya bağlamak (koşullu benlik saygısı), kişinin sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı hissetmesine neden olur. Bu durum stres, başarısızlık korkusu, ilişkilerde sorunlar ve öğrenmeden kaçınma gibi olumsuz sonuçlar doğurabilir. (Crocker & Park, 2004).

Sınavın bitmesiyle öğrencilerin yıllar boyu taşıdığı stresinin bitmesini düşünmek pek doğru değildir. Literatürde de geçtiği üzere “sınav sonrası depresyonu” ve “kronik tükenmişlik” gençlerde rastlanabilecek bazı yaygın psikolojik sorunlardır. (World Health Organization, 2019).

Değerlendirme

Özellikle beklentinin altında puan alan veya hedeflediği sıralamaya ulaşamadığı için "mezuna kalma" kararı arifesinde olan gençlerde bu tarz sorunlar çok daha yıkıcı olabilir. Mezun senesi, kimlik gelişiminin tamamen dondurulduğu, akranların üniversite hayatına adım atarak toplumsal rollerini değiştirdiği bir dönemde, bireyin aynı kısıtlı döngüde hapsolması anlamına gelir. Bu durum, akran karşılaştırmalarını artırarak yetersizlik ve izolasyon hissini derinleştirir. YKS sonrasında bu kırılgan geçişi sağlıklı bir şekilde yönetme konusunda gençlere, ailelere ve ruh sağlığı profesyonellerine büyük görevler düşmektedir.

Sınav sonrası gençlere verilemesi gereken en önemli mesajlardan biri sınav sonucunun onun değerini, zekasını, ve karakterini göstermediğidir. Sınav başarısını geleceği tamamıyla etkileyen bir etiket yerine hayatın kısıtlı bir alanına ait deneyim olduğunu kavratmak da bir diğer önemli husustur. Yaşam, hataları, kırılganlıkları ve yeniden başlama güçlerini barındıran bütünsel bir süreçtir. Bu yüzden sınav sonucunun beklentinin altında olması yenilgi veya pes etme anlamına gelmemelidir. Tercih döneminde ise genci sadece popüler ya da dayatılan alanlara yönlendirmek yerine, kendi değerleriyle örtüşen, ona anlam duygusu aşılayacak seçimler yapmasına rehberlik edilmelidir.

Yine Michigan Üniversitesi'nde yapılan aynı araştırmaya göre bireylerin öğrenmek, gelişmek, ve topluma katkıda bulunmak için yaptıkları işlerde daha başarılı olduklarını göstermiştir. (Crocker & Park, 2004).

YKS gençlerin hayatlarındaki önemli dönüm noktalarından biridir; ancak hayatın tamamını belirlemez. Gençlerin sınav sonuçları, okudukları üniversiteler, ve seçtikleri meslekler onların kimliklerinin küçük bir parçasını oluştururken; ahlaki değerleri, düşünsel yapıları ve kültürel yönleri onların kimliklerini belirleyen asıl faktörlerdir.

Onların kimliklerini bir sıralama numarasından kurtarıp, kendi özgün değerleriyle inşa etmelerine yardımcı olmak, toplumsal ruh sağlığımızın geleceğine yapacağımız en büyük yatırımdır. Unutulmamalıdır ki, kendini sadece aldığı puanla tanımlayan bir gençlik değil; sınırlarını, değerlerini ve insani potansiyelini keşfetmiş bir gençlik gerçek anlamda "başarılı" bir geleceğin teminatıdır.

Kaynakça

  • KAYNAKÇA
  • Crocker, J., & Park, L. E. (2004). The costly pursuit of self-esteem. Psychological Bulletin, 130(3), 392–414. https://doi.org/10.1037/0033-2909.130.3.392
  • Crocker, J., Luhtanen, R. K., Cooper, M. L., & Bouvrette, A. (2003). Contingencies of self-worth in college students: Theory and measurement. Journal of Personality and Social Psychology, 85(5), 894–908. https://doi.org/10.1037/0022-3514.85.5.894
  • Deci, E. L., & Ryan, R. M. (2000). The "what" and "why" of goal pursuits: Human needs and the self-determination of behavior. Psychological Inquiry, 11(4), 227–268. https://doi.org/10.1207/S15327965PLI1104_01
  • Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. W. W. Norton & Company.
  • Maslach, C., Schaufeli, W. B., & Leiter, M. P. (2001). Job burnout. Annual Review of Psychology, 52, 397–422. https://doi.org/10.1146/annurev.psych.52.1.397
  • World Health Organization. (2019). Burn-out an "occupational phenomenon": International Classification of Diseases. https://www.who.int
EBRAR UYSAL
EBRAR UYSAL
Ebrar Uysal is a first-year Psychology student at Bursa Uludağ University. Alongside her undergraduate studies, she actively engages in various projects and student communities aligned with her interest in the field. She serves on the executive board of the Green Crescent (Yeşilay) Young Volunteers Society, where she contributes to addiction prevention initiatives and participates in the 'Benim Kulübüm Yeşilay' project for children. Additionally, she is a member of the resource development team at the Altı Üstü Psychology Society, supporting the planning of educational activities. With a focused interest in clinical psychology, Uysal aims to pursue a professional and academic career in this specialization. Ebrar Uysal, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde birinci sınıf Psikoloji öğrencisidir. Lisans eğitiminin yanı sıra, alana olan ilgisi doğrultusunda çeşitli projelerde ve öğrenci topluluklarında aktif olarak yer almaktadır. Yeşilay Genç Gönüllüler Topluluğu’nun yönetim kurulunda görev almakta; bağımlılıkla mücadele çalışmalarına katkı sağlamakta ve çocuklara yönelik “Benim Kulübüm Yeşilay” projesinde aktif rol almaktadır. Ayrıca Altı Üstü Psikoloji Topluluğu’nun kaynak geliştirme ekibinde yer alarak eğitim faaliyetlerinin planlanmasına destek vermektedir. Klinik psikoloji alanına özel ilgi duyan Uysal, bu alanda profesyonel ve akademik bir kariyer hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar