Aidiyetsizlik hissi, bazen partnerimizin yanında, bazen arkadaşlarımızla geçirdiğimiz zamanlarda, bazen de ailemizle bir gün geçirdikten sonra, en çok da yalnız kaldığımız anlarda karşımıza çıkan bir duygudur.
İnsan, sosyal bir varlık olarak kendisini bir gruba ait hissettiği sürece, toplum tarafından (en azından ait olduğu topluluk tarafından) kabul görmüş hisseder. Yalnız olmadığını, kendisi gibi düşünen ve ortak paydada birleşen insanların varlığını bilmek, bireyi rahatlatan bir unsurdur. Bu aidiyet hissi o kadar yoğunlaşabilir ki birey, “ben” olmaktan çıkarak “biz” haline gelir. En klasik örneklerden biri olan fanatizm ve müritlik, bu durumu güzel bir şekilde yansıtır. Çünkü her iki durumda da birey, kendi “ben olma” sınırlarını yok ederek, tamamen bağlı olduğu gruba uygun bir düşünce ve yaşam biçimi benimser. Bu aidiyet hissi, kişilere o kadar haz verir ki, maalesef yanlış yönlendirilmelere ve manipülasyonlara açık hale gelirler. Aidiyet duygusu için paralarından, heveslerinden, ihtiyaçlarından, sevdiklerinden ve hayatlarından vazgeçen birçok insan örneği mevcuttur. Bu kadar istenen, hatta bir noktada ihtiyaç duyulan aidiyet duygusu, insanın başına bu kadar bela açıyorken, neden hala inatla arzularız?
Çünkü aidiyetsizlik hissi, kendi tecrübelerime dayanarak örneklemek gerekirse, köksüz bir ağaç olmaktır. Kökü olmayan bir ağaç, hayatta kalmak için gerekli olan besinleri ve mineralleri alamaz, susuz kalır ve fırtına çıktığında ayakta duramaz. Ağaç olduğu için hareket edemez, ama kökü olmadığı için bulunduğu yerle bağ kuramaz. Kendisi bir ağaçtır, ama öyle hissetmez. Aynı şekilde, sosyal çevremizde ya da yaşadığımız kültürde aidiyet hissedememek de benzer bir durumdur. Bu his o kadar ağır gelir ki, insanı ait hissedeceği yerleri bulabilmek için 20 kilo valizde yaşamak zorunda bırakır. O valiz asla boşalmaz çünkü her an kalkıp gitme ihtimali vardır. Peki, bu ağır histen kurtulabilir miyiz?
Kurtuluşu aramadan önce, bu hissin ortaya çıkma nedenlerine bakalım:
- Yeni, hiç bilmediğiniz bir yere taşındığınızda yaşanan aidiyetsizlik hissi, olağandır; zararlı olan ise zamanla bu hissin azalmamasıdır.
- Sosyal anksiyete nedeniyle bireyin yaşadığı aidiyetsizlik hissi, yargılanma korkusunun ağır basmasıyla ortaya çıkar; bu nedenle birey kendini toplumla uyumlu hissedemez.
- Çocuklukta yaşanan travmalar ve ani kayıplar, aidiyetsizlik hissinin oluşmasına neden olabilir.
Her şeyde olduğu gibi, bu duygunun kaynağını öğrenebilirsek, nasıl başa çıkacağımıza dair bir yol haritası oluşturabiliriz. Peki, aidiyet duygumu nasıl artırabilirim?
- Öncelikle, duygularımızı fark etmeliyiz; bu duyguları bastırmamalı ve hissetmemiz gereken adaptif duygularımızı yaşamalıyız.
- Bizim düşüncelerimizden farklı düşüncelere sahip insanların olduğunu kabul etmeliyiz. Aynı düşünce ve fikirde olmamak, uyumsuz olduğumuz anlamına gelmez.
- Sosyal etkinliklere katılmak, özellikle gönüllülük projelerine dahil olmak, bu süreçte faydalı olabilir. Topluma yarar sağladığını bilmek, bireylerin ait olma duygusunu pekiştirir.
Tüm bunlara rağmen hâlâ bu his devam ediyor ve günlük hayatınızı etkiliyorsa, mutlaka bir uzmana görünmelisiniz.


