Perşembe, Haziran 25, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bir Toplum Simülasyonu: Bimboola Paradigması

Günümüzde son derece eşitsiz bir dünyada yaşadığımız bir gerçek. Öyle ki, dünyadaki en zengin 62 kişinin toplam mal varlığı, dünyadaki 3,6 milyar insanın toplam mal varlığına eşit durumda (Emin, 2016). Bunun yanı sıra, ülkeler ve bölgeler arasında da büyük bir eşitsizlik söz konusu. Örneğin, 2023 yılı itibarıyla Sahra Altı Afrika ülkelerinde ortalama gelir aylık sadece 240 Euro olarak kaydedilirken, Kuzey Amerika ve Okyanusya için bu miktarın 3500 Euro olduğu görülmektedir (Kıtalararası, 2025). Ancak tüm eşitsizlikler bunlarla sınırlı değil. Ülkelerin kendi içinde de büyük bir gelir adaletsizliği söz konusu. Mesela Güney Afrika Cumhuriyeti’nde, en zengin yüzde 1’lik kesimdeki nüfus, ülkedeki toplam zenginliğin yaklaşık yüzde 55’ine sahipken, İzlanda’da bu oranın %19 kadar olduğu görülmektedir (Our World in Data, 2026). Ülkemiz için ise bu oran yaklaşık yüzde 32 civarındadır.

Tüm bu verilerden hareketle, ekonomik eşitsizliğin bireyselden toplumsal boyutlara varan çok farklı seviyelerde olumsuz etkilerinin olabileceğini düşünebiliriz. Ekonomik eşitsizliğin her geçen gün yeni mezunlarda, kadınlarda ve toplumdaki diğer dezavantajlı gruplarda istihdam sorunlarını beraberinde getirdiğini görüyoruz. Bu gibi durumların orta ve uzun vadede toplumsal iş birliği ve güven gibi alanlarda bozulmalara sebep olabileceğini ve bunun da daha kırılgan toplumlarda yaşayan daha kırılgan bireyler meydana getirebileceğini şimdiden tahmin edebiliriz.

Bireyler ve sosyal gruplar üzerinde sahip olduğu etkiler nedeniyle ekonomik eşitsizlik, sosyal psikolojinin başlıca uğraş alanlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Bu konuda sosyal psikoloji özelinde yapılan çalışmalar, yalnızca verilerin anlık olarak, tek bir seferde toplandığı kesitsel çalışmalara dayanmamaktadır. Bunun yanında, katılımcıların farklı koşullara atandığı deneysel paradigmalar da vardır. Ben bu yazıda, sosyal psikolojide ekonomik eşitsizlik çalışılırken en sık başvurulan paradigmalardan biri olan Bimboola Paradigması‘ndan bahsedeceğim. Yazı boyunca Bimboola paradigmasının prosedürlerinden detaylıca bahsedip söz konusu paradigmanın kısıtlılıklarına değineceğim.

En basit anlamıyla paradigma, ekonomik ve toplumsal hayattaki zamanın ruhunu yansıtan oyun kurallarıdır (Ekonomim, t.y.). Bu yönüyle bilimsel bağlamda basitçe bir araştırmanın yapılış şekline denk gelmektedir. İşte Bimboola paradigması da sosyal psikolojide ekonomik eşitsizliğin deneysel olarak çalışıldığı durumlarda kullanılan bir araştırma yapılış biçimidir. Bimboola araştırmalarında katılımcılar yüksek eşitsizlik ya da düşük eşitsizlik (eşitliğe çok yakın) koşullarından birisine rastgele atanır. Yüksek eşitsizlik koşulunda katılımcılara kurgusal Bimboola toplumunda yıllık ortalama 77 bin, 40 bin ve 3 bin Bimboola para birimi cinsinden gelire sahip olmak üzere 3 ayrı gelir grubu olduğu söylenir (Social Identity and Groups Network, t.y.). Düşük eşitsizlik koşulundaki kurgusal Bimboola toplumunda ise bu gelir gruplarının ortalama gelirleri sırasıyla 50 bin, 40 bin ve 30 bin Bimboola para birimidir. Bazı katılımcılar da bu gelir gruplarından birisine atanır. Onlara Bimboola toplumunda yeni bir hayata, yeni bir gelir grubu (üst/orta/alt sınıflar) içerisinde başlayacağı söylenir. Ardından, katılımcılara yeni hayatlarına devam edebilmeleri için ev, telefon, araba hatta tatil satın almaları istenir. Ancak, bu ürün ve hizmetleri satın alırken, katılımcılara sadece ait oldukları gelir gruplarının karşılayabileceği türden mal ve hizmetleri satın alma şansı tanınır: Örneğin, yüksek eşitsizlik koşulunda yüksek gelir grubunda hayata başlayan bir katılımcıya (77 bin birim ortalama geliri var) uzay tatili veya tropik bir adada tatil yapma imkânı tanınırken, orta gelir grubundaki katılımcıya ise karavan tatili ayarında bir seçenek sunulur. Yüksek eşitsizlik koşulundaki alt gelir grubunda hayata başlayanlara ise tatil imkânı verilmez. Yine yüksek eşitsizlik koşulundaki katılımcılar, gelir gruplarına göre bir şato, orta halli müstakil bir ev ya da bir gecekondu barakası seçebilirler. Ayrıca katılımcılar, diğer gelir gruplarına tanınan seçeneklerden haberdar olurlar. Burada amaç, katılımcılara ait oldukları yüksek eşitsizliğe sahip Bimboola toplumundaki dramatik gelir farklılıklarını hissettirmek ve onlara ev ya da tatil gibi seçimler yaptırarak kaderlerini benimsemelerini sağlamaktır. Böylece katılımcılar, gelir gruplarına göre göreli yoksunluğu, çaresizliği ya da ultra lüks bir hayatı psikolojik olarak deneyimledikleri bir simülasyonun içinde yaşarlar. Elbette düşük eşitsizliğin (yani daha adil bir gelir dağılımına sahip) olduğu Bimboola ülkesinde hayata başlayan katılımcılara daha mütevazı bir ev veya tatil gibi seçenekler sunulur. Örneğin, burada en üst gelir grubundaki katılımcılara Paris’te birkaç günlük bir alışveriş tatili imkânı tanınırken, en alt gelir grubuna ise yakınlardaki bir lunaparka günübirlik bir eğlence ziyareti seçeneği sunulur. Özetle, yüksek eşitsizlik koşulunda üst gelir grubunun seçenekleri, düşük eşitsizlik koşulundaki üst gelir grubunun seçeneklerinden daha caziptir. Ancak, düşük gelir grubu için bu tam tersidir: Yüksek eşitsizlik koşulunun düşük gelir grupları barakalarda yaşarken ve tatile gidemezken, düşük eşitsizlik koşulunun aynı gelir grubu ise pek iyi olmayan evlerde yaşarlar ancak yakınlarda ucuz bir lunapark eğlence gezisine gidebilirler.

Son olarak, deneyin talimatlarını ne kadar anladıklarını ölçmek için katılımcılara hangi gelir grubunda hayata başladıkları ve bu gelir grubunun da ne kadar yoksul ve varlıklı olduğu sorulur. Böylece yapılan deneysel manipülasyon ve dikkat kontrolü sağlanmış olur. Araştırmalar, katılımcıların atandıkları deneysel koşullarla uyumlu olacak şekilde eşitsizlik algıladıklarını ortaya koymuştur (Sánchez-Rodríguez, et al., 2019).

Algılanan Ekonomik Eşitsizliğin Sonuçları

Bimboola paradigmasını kullanarak yürütülen deneysel çalışmalar, yüksek ekonomik eşitsizliğin psikososyal etkilerine ışık tutuyor. Örneğin, yüksek ekonomik eşitsizliğin olduğu Bimboola ülkesine atanan katılımcılar, düşük ekonomik eşitsizlik koşulundaki Bimboola ülkesindeki katılımcılara kıyasla çocuk sahibi olma planlarına daha az odaklandılar (Cheng ve ark., 2020). Yüksek eşitsizlik koşulundaki katılımcılar bunun yerine kariyerlerinde ilerlemeye öncelik verdiler. Üstelik bu etki, Çin gibi toplulukçu kültürlerde (Hofstede, t.y.), yani bireylerin ait oldukları toplumun hedeflerine (ki bunlar genelde aile, akrabalık vb. ile ilgilidir çoğu zaman) kişisel hedeflerinden daha fazla önem verdiği kültürlerde bile geçerli.

Kapanış: Öznel ve Nesnel Eşitsizlik ve Sınırlılıklar

Bimboola paradigmasının en belirgin özelliği, ilgilendiği psikolojik yapının göreli yoksunluk olmasıdır. Yani gerçek bir para birimi üzerinden yıllık gelir gibi mutlak bir şekilde ölçülebilen bir değerden çok kurgusal bir para cinsiyle ilgilenmektedir. Daha da önemlisi, deney sırasında katılımcılar, diğer gelir gruplarına sunulan seçeneklerden ve onların ortalama gelirlerinden de haberdar oldukları için, burada sosyal karşılaştırma süreçleri devreye girmektedir. Bir diğer ifadeyle, katılımcılar, diğerlerinin ne kadar kazandığıyla ilgilenir ve kendilerini diğer gelir gruplarıyla karşılaştırırlar. Elbette burada ekonomik eşitsizliğin göreli olmasına yönelik bir eleştiri getirilebilir. Ancak yakın zamanda yapılan bir derleme çalışması, göreli eşitsizliğin, nesnel (objektif) eşitsizliğe kıyasla psikolojik çıktılar üzerindeki etkisinin daha kuvvetli olduğunu gösteriyor (Willis ve ark., 2022). Dahası, Gini endeksi gibi objektif ekonomik eşitsizlik göstergeleri ile göreli eşitsizlik göstergeleri arasındaki ilişki pek yüksek değil. Çünkü, özellikle eşitsizliğin yüksek olduğu toplumlarda, farklı gelir grupları mekânsal olarak birbirlerinden ayrışmış oldukları için, insanların ülkelerindeki eşitsizliğin hangi boyutlarda olduğuna dair fikirleri gerçekle pek de ilişkili olmayabilir. Bir diğer anlatımla, bu kişiler için eşitsizliğin ulaşılabilirliği daha azdır ve bu nedenle eşitsizlik olduğundan daha az algılanır (Willis ve ark., 2022). Ve yine Gini katsayısı da yalnızca sayısal bir değer olduğu için, insanların kendi aralarındaki etkileşimi göz ardı eder ve bu sebeple bize sokaktaki insanın algısından çok daha farklı istatistikler sunar (Willis ve ark., 2022).

Elbette Bimboola paradigmasının da sınırlılıkları var. Her şeyden önce Bimboola, kontrollü deneysel çalışmalarda kullanılan kurgusal bir ülkedir. Ayrıca burada kullanılan para biriminin gerçekte hiçbir karşılığı yoktur. Bu nedenle, sonuçların gerçek hayatta da böyle olmayabileceği ihtimalini unutmamalıyız. Yine Bimboola çalışmalarında yalnızca ekonomik eşitsizlik dikkate alınıyor. Halbuki birçok toplumda eşitsizliğin kaynağının yalnızca ekonomik olmadığını biliyoruz. Bunun yanı sıra etnik, cinsel yönelim ve mezhepsel farklılıkların da eşitsizliğin kaynağı olabileceği ortadadır.

Tüm bu yazdıklarımı düşündüğünüzde, siz hangi Bimboola ülkesinde ve hangi gelir grubunda yaşamak isterdiniz? Cevaplarınızı yorum olarak ekleyebilirsiniz.

Kaynakça

Cheng, L., Zhou, X., Wang, F. & Hao, M. (2020). The greater the economic inequality, the later people have children: The association between economic inequality and reproductive timing. Scandinavian Journal of Psychology 61, 450-459. DOI: 10.1111/sjop.12612

Ekonomim. (t.y.) Paradigma. Ekonomim Sözlük https://www.ekonomim.com/sozluk/paradigma adresinden 21 Haziran 2026 tarihinde alınmıştır

Emin, E. (2016, Ekim). Küresel adaletsizlik: Dünya yoksulluk ve eşitsizlik raporu (Rapor No. 19). İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi. https://insamer.com/tr/kuresel-adaletsizlik-dunya-yoksulluk-ve-esitsizlik-raporu_389.html

Hofstede, G. (t.y.). The 6-D model of national culture. Geert Hofstede https://geerthofstede.com/culture-geert-hofstede-gert-jan-hofstede/6d-model-of-national-culture/ adresinden 21 Haziran 2026 tarihinde alınmıştır.

Kıtalararası. (2025, 30 Ocak). 2024’te dünya eşitsizlik tablosu. https://kitalararasi.org.tr/dunya/2024te-dunya-esitsizlik-tablosu/ adresinden 20 Haziran 2026 tarihinde edinilmiştir.

Our World in Data. (t.y.). Share of wealth held by the richest 1%. https://ourworldindata.org/grapher/wealth-share-richest-1-percent?mapSelect=ZAF~TUR~ISL~FIN adresinden 21 Haziran 2026 tarihinde alınmıştır.

Sánchez-Rodríguez, Á., Willis, G. B., Jetten, J. & Rodríguez-Bailón, R. (2019). Economic inequality enhances inferences that the normative climate is individualistic and competitive. European Journal of Social Psychology. 49, 1114–1127. DOI:https://doi.org/10.1002/ejsp.2557

Social Identity and Groups Network. (t.y.). Home. The University of Queensland. https://sign.centre.uq.edu.au/ adresinden 21 Haziran 2026 tarihinde alınmıştır.

Willis, G. B., García-Sánchez, E., García-Castro, J.D., Sánchez-Rodríguez, A. & Rodríguez-Bailón, R. (2022). The psychosocial effects of economic inequality depend on its perception. Nature Reviews Psychology 1, 301-309. DOI: https://doi.org/10.1038/s44159-022-00044-0

Onur Mert Tiryakioğlu
Onur Mert Tiryakioğlu
Onur Mert Tiryakioğlu, psikoloji lisans eğitiminin ardından Ölçme ve Veri Analitiği alanında yüksek lisans derecesini tamamlamıştır. Akademik yolculuğuna Birleşik Krallık’ta sosyal psikoloji üzerine yaptığı ikinci yüksek lisans eğitimiyle devam etmektedir. Çalışmalarında gruplar arası ilişkiler, bireysel farklılıklar ve insan-çevre etkileşimleri konularına odaklanmaktadır. Akademik ilgisini yazın dünyasına da taşıyan Tiryakioğlu, çeşitli dijital platformlarda psikolojinin yanı sıra toplumsal yapı ve değişim üzerine içerikler üretmektedir. Veri odaklı yaklaşımıyla toplumsal süreçleri derinlemesine analiz etmeyi sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar