Başkalarına karşı aşırı nazik davranırken kendimize neden bu kadar acımasız davranıyoruz? Genellikle ailemize, arkadaşlarımıza ve komşularımıza nazik olmaya büyük önem veririz; ancak konu kendimize gelince aynı yaklaşımı gösteremeyiz. Bir hata yaptığımızda ya da bir şekilde başarısız olduğumuzda neden kendimizi suçlamaya başlarız? Çünkü içimizde konuşan eleştirel ses, uzun yıllar boyunca duyduğumuz eleştirilerin ve kendimize yüklediğimiz aşırı beklentilerin izlerini taşır. Oysa kendimize karşı şefkatli olduğumuzda, nazik olma alışkanlığını geliştirdiğimizde, sevgiyi ve şefkati içten deneyimlemek için bir fırsata dönüşür. İşler ne kadar zor olursa olsun, kırılgan benliklerimizi her zaman sarıp sarmalayabiliriz. Tıpkı bir çocuğun annesinin kollarında sakinleştirilip teselli edilmesi gibi, biz de kendi acımızı dindirebilir ve rahatlama hissine kavuşabiliriz. Değerli hissetmek için başkalarının sizi onaylamasına ihtiyaç yoktur. Ancak bu, başkalarına ihtiyacımız olmadığı anlamına gelmez. Elbette başkalarına ihtiyacımız var. Ancak dışarıya yansıttığımız neşeli yüzün altında, gerçekten nasıl hissettiğimizi en iyi kim bilebilir? En çok neye ihtiyacımız olduğunu, karşılaştığımız acının ve korkunun tam boyutunu kim bilebilir? Hayatınızda size ilgi ve nezaket göstermek için her an müsait olan tek kişi kimdir? O kişi kesinlikle sizsiniz.
Öz şefkat nedir? Öz şefkat, kendi ruhsal benlikle güçlü bir bağ kurmayı ve kendisine yönelik nazik, hoşgörülü ve şefkatli olmayı ifade eder. Öz şefkat, kendine yönelik eleştiride bulunmak ve mükemmeliyetçi standartlar belirleme eğilimlerinin yerine, onaylayıcı ve şefkatli bir yaklaşımı benimser. Bu, kendi hatalarını kabul etmek, zor zamanlarda kendinize destek olmak ve kendi benliğinize nazikçe davranmak demektir.
Neden Kendimize Karşı Bu Kadar Acımasızız?
Kendimize karşı acımasız olmak çoğu zaman güçlü olma, yeterli olma ya da hata yapmama isteğimizden kaynaklanır. Dışarıdan bakıldığında disiplin, sorumluluk ve yüksek standartlar gibi görünen bu tutum; içeride derin bir yorgunluk ve değersizlik hissi yaratabilir. Çocukluk döneminde karşılaştığımız eleştiriler, yüksek standartlar ve başarılı olma baskısı zamanla kalıcı hale gelebilir. Dolayısıyla hata yaptığımızda ya da hedeflediğimiz sonucu alamadığımızda, kendimizi anlayışlı göstermek yerine sert bir şekilde yargılamaya başlayabiliriz. Ancak hata yapmak ve kimi zaman başarısızlık yaşamak birey olmanın doğal bir parçasıdır. Buna rağmen çoğu kişi, başkalarına sergilediği hoşgörüyü kendisine uygulamakta güçlük çeker.
Öz Şefkat Geliştirilebilir mi?
Öz şefkat, zaman içinde geliştirilebilen, bireyin kendisine yönelik tutumuyla güçlendirilebilen bir psikolojik yaklaşımdır. Peki, öz şefkat nasıl geliştirilir? Kişinin kendi iç dünyasını fark etmesi ve bu iç dünyayla kurduğu ilişkiyi dönüştürmesiyle başlar. Çoğu zaman hata yaptığımız anlarda zihnimizden “yetersizim” ya da “ne yaparsam yapayım olmuyor” düşüncelerine kapılıp gideriz. Bu noktada bir adım geri çekilip bu düşünceleri gözlemlemek, duygularımızı ve kendimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Mühim olan, bu düşünceleri hemen değiştirmeye çalışmak değil, onlara mesafe alarak düşünceleri fark etmek ve yaşadığımız durumu şefkatle kabul etmektir. Dolayısıyla düşüncelerimizi yalnızca farkına varabilmek ve eleştirmeden dinleyebilmek sürecin önemli bir parçasıdır. Böylece zamanla kendi içsel süreçlerimizi daha iyi tanıyabilir ve kendimize karşı daha nazik bir tutumla yaklaşabiliriz.


