Salı, Mayıs 19, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocuklardaki Enflamasyon OKB’ye Yol Açar mı?

Obsesif kompulsif bozukluk, obsesyon adı verilen takıntılı, istenmeyen düşüncelerden ve bu düşünceleri azaltmak için yapılan tekrarlı davranışlardan oluşan psikiyatrik bir bozukluktur (Stiede et al., 2024). Kısaca OKB, çocukların ve ergenlerin yaklaşık %1 ile %2’sini etkiler (Storch et al., 2018).

Mowrer’ın İki Faktörlü Teorisi ile OKB

Obsesyonlar ve kompulsiyonlar arasındaki ilişkiyi açıklayan farklı teoriler mevcut; ancak içlerinden özellikle Mowrer’ın teorisi, çocuk ve ergenlerdeki OKB’nin mantığını anlamamıza yardımcı olacaktır. Pavlov’un klasik koşullanma teorisinden yola çıkan Mowrer’ın “İki Faktörlü” teorisi, obsesyon ve kompulsiyon arasındaki ilişkiyi öğrenme temelli bir yaklaşım ile açıklar. Mowrer’a göre, düşünce (nötr bir uyaran) kaçınmalı bir olayla (koşulsuz uyaran) tekrar tekrar eşleştirilir. Bu eşleştirme sonucunda düşünce, korku uyandıran özellikler kazanır. Koşullu uyaran, yani obsesyon, kaygı verici özellikler kazandıktan sonra kişi, rahatsız edici deneyimden kaçmak için kompulsiyonlarda bulunur (Franklin et al., 2019/2020).

Somut bir örnekle açıklayalım: Ebeveynleri boşanma sürecinde olan bir çocuğu düşünelim. Evdeki gerginlik ve çatışmalar çocukta yoğun bir kaygı yaratıyor. Mowrer’ın teorisine göre bu durum bir koşulsuz uyarandır. Eşleşme süreci tam da bu noktada devreye giriyor: Çocuk, o esnada tamamen rastlantısal olarak aklına “Ellerimi yıkamalıyım” düşüncesi geliyor. Sıradan bir düşünce olmasına rağmen beyin, evdeki boşanma kaygısını bu düşünce ile eşleştiriyor. Bu eşleştirme sonrasında çocuk, ne zaman aklına “ellerimi yıkamalıyım” düşüncesi gelse, beyin otomatik olarak o boşanma anındaki büyük kaygıyı tetikliyor. İşte bu düşünce takıntılı ve istenmeyen bir hâl alıyor (obsesyon). Çocuk, bu kaygıdan kurtulmak için ellerini yıkıyor (kompulsiyon); fakat bu davranış sadece bir kez ile yetinilmiyor, kaygıyı susturabilmek için belki 10, belki 20 kere tekrar ediyor. Ellerini yıkadığı an, beyindeki kaygı geçici olarak dinliyor ve çocuk geçici olarak rahatlıyor.

Tabii bu durum her kaygı duyan çocukta oluşmuyor. Genetik yatkınlıklar, beyin yapısı, çevresel faktörler gibi birçok unsur etkiliyor. Psikolojinin çok dallı ve karmaşık yapısı, aslında bu tür durumlarda daha çok ortaya çıkıyor. Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), çok katmanlı ve heterojen bir yapı olarak tanımlanır (Nazeer et al., 2019). Bu karmaşık yapı sadece yanlış eşleşmiş bir öğrenme döngüsünden ibaret olmayabilir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bu zihinsel döngünün arkasında biyolojik bir nedenin de olabileceğine işaret ediyor. Araştırmalar, özellikle de çocuklarda ani gelişen OKB belirtilerinin altında immünolojik ve enflamasyon etkenlerinin yattığını belirtiyor (Nazeer et al., 2019). İşte bu noktada karşımıza heyecan verici bir soru çıkıyor: Çocuklardaki enflamasyon obsesif kompulsif bozukluğu tetikleyebilir mi?

Cortico-striatal-thalamo-cortical (CSTC)

İngilizce ismi ile “Cortico-striatal-thalamo-cortical” (CSTC), hareketlerin gerçekleştirilmesini, alışkanlıkların oluşumunu ve ödül mekanizmasını kontrol eden bir beyin devresidir. Bu devrenin tamamında veya belirli bir bölgesinde oluşan sorunlar OKB’nin ve Tourette sendromunun ortaya çıkmasının sebebi olduğu düşünülmektedir. CSTC devresindeki striatuma ait bazal ganglion çekirdeği, CSTC devrinin aktivitesini düzenlemede oldukça önemli bir role sahiptir (Radulescu et al., 2017). Bazal ganglia; karar verme, ödül ve bağımlılık dışında istemli hareketler sağlamamızda da kritik bir rol oynar. Bu bölge, beynin kaslarımızı oynatmamız için gönderdiği sinyalleri yönetir (Cleveland Clinic, 2022). Dolayısıyla, özellikle bazal ganglionlar ve talamus üzerindeki işlev bozuklukları, karmaşık motor davranışların ve takıntıların ana merkezidir (Meyer, 2020).

Peki, beynin hareket ve alışkanlık merkezi olan bazal ganglionda neden işleyiş bozulur? İşte bu noktada tıp ve psikoloji dünyasını şaşırtan bir bulgu karşımıza çıkıyor: enflamasyon.

PANDAS ve PANS nedir?

Bazı çocuklarda OKB belirtileri, Mowrer’ın teorisindeki gibi zamana yayılarak değil, bir gecede ve çok şiddetli bir şekilde ortaya çıkıyor. Bilim dünyası bu durumu iki ana başlıkta inceliyor: PANDAS ve PANS. PANDAS (Pediatric Autoimmune Neuropsychiatric Disorders Associated with Streptococcal infections) bir otoimmün hastalık sonucu oluşan sendromdur. “Streptokok” adlı bir bakteri sonucu oluşan bu sendrom, öncelikle vücudun boğaz enfeksiyonuna karşı savaş açması ve bunun için antikor üretmesi ile başlar. Ancak bu antikorlar bazen şaşırır ve bakterinin üzerindeki bazı proteinleri beynimizdeki bazal ganglionların proteinlerine benzetir. Bunun sonucunda, bakteriye saldırması gereken savunma sistemimiz, bakterinin proteinine benzeyen bazal ganglion proteinlerine saldırmaya başlar (Meyer, 2020). Buna da “molecular mimicry” (moleküler taklit) denilir (Rojas et al., 2018). Özetle, bu saldırı sonucunda beynin o bölgesinde enflamasyon ortaya çıkar.

PANS (Pediatric Autoimmune Neuropsychiatric Syndrome) ise PANDAS’ın daha geniş bir tanımıdır. Bu sendrom, sadece streptokok değil, diğer enfeksiyonların da benzer bağışıklık tepkisiyle OKB semptomlarını tetikleyebileceğini savunur (Meyer, 2020). Bakteriyel bir enfeksiyonun ardından vücudun ürettiği savunma hücreleri, bazal ganglionlar ve talamusta iltihabi bir hasara yol açabilir. Bu hasar, az önce anlattığımız CSTC devresindeki trafik akışını bozar ve sonucunda bir anda ortaya çıkan kontrol edilemez takıntılar ve tekrarlayıcı ritüeller gözlemlenir (Meyer, 2020).

Bazal Ganglion’daki enflamasyon nasıl anlaşılır?

Bunun için en yaygın ve detaylı yöntem PET taramalarıdır. Araştırmalarda da büyük çoğunlukla PET taramaları kullanılmıştır (Cosco et al., 2019). Maalesef bu pahalı bir yöntemdir. PET’e alternatif olarak belden sıvı almak (lomber ponksiyon) da bir seçenektir; ancak bu yöntem hastalar için ürkütücü ve bir hayli zor olabilir. Peki, bu tür bir iltihabı kan tahlili ile görebilir miyiz? Maalesef ki hayır; hatta PANDAS yaşayan bir çocuğun kan tahlili normal aralıkta da çıkıyor olabilir (Meyer, 2020). Bununla birlikte araştırmacılar “oranlama” adı verilen yeni bir yöntem keşfetmişlerdir. Bu yöntem sayesinde, kanda doğrudan iltihaba bakmak yerine beyinden kana sızan bazı maddelerin birbirine olan oranına bakılır ve sonuçlar gayet tutarlı çıkmıştır (Meyer, 2020).

PANDAS’ın tedavisi nasıldır?

PANDAS ve PANS, bir bakteri sonucu ortaya çıkan sendromlar olduğu için bakterinin nüksetme sıklığı ve yoğunluğu azaltıldığında, OKB belirtileri de azalabilir. Araştırmacılar şu sonuca varıyor: azitromisin veya penisilin ile yapılan antibiyotik profilaksisi hem Streptokok bakterisini hem de OKB belirtilerini azaltıyor (Meyer, 2020).

Bütünsel bir bakış

Çocuklarda görülen Obsesif Kompulsif Bozukluk, Mowrer’ın teorisindeki gibi bazen yanlış öğrenilmiş bir korku döngüsü, bazen de bir boğaz enfeksiyonu sonrası beynin verdiği biyolojik bir tepki olabilir. Bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki, beynin o karmaşık hareket ve alışkanlık devresi olan CSTC bozulduğunda çözüm, aynı zamanda bağışıklık sistemini dengeleyecek tıbbi müdahalelerde de saklı olabilir. Tabii ki buradaki en önemli kriter, çocuğun Streptokok geçmişinin ve aniden oluşan OKB belirtilerinin olmasıdır.

Çocuklarda obsesif kompulsif bozukluk, hem ayırt etmesi zor bir durumdur hem de bu yaş aralığında bu konuda yeterince kaynak bulunmamaktadır. Ayrıca PANDAS ve PANS, tıp ve psikiyatri literatüründe çok yeni kavramlardır. Dolayısıyla, daha çok araştırma ve kanıt gereklidir. Sonuç olarak, çocuklarda OKB sadece zihinde başlayan bir döngü değil, bazen boğazda başlayan enfeksiyon olup beynin derinliklerine sızan bir hikâyedir. Bu hikâyeyi tam anlamıyla çözmek için hem psikolojinin hem de tıbbın rehberliğine ihtiyacımız var.

Gizem Gunday
Gizem Gunday
Gizem Günday, Saint Benoît Fransız Lisesi mezunudur. Lisans eğitimine Özyeğin Üniversitesi psikoloji bölümünde başlamış ve İsviçre Cenevre Üniversitesi'nde devam etmiştir. Lisans eğitimi süresince İstanbul ve Cenevre'de araştırma projelerinde yer almış, klinik psikoloji stajı yapmış ve çeşitli gönüllü projelerde görev almıştır. Hâlihazırda eğitimine Fransa'da devam etmeyi planlamaktadır. Nöropsikoloji alanına, özellikle çocuk ve ergenlerdeki nörogelişimsel bozukluklar üzerine çalışmaya ilgi duymakta ve bu alanda uzmanlaşmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar