Pazar, Mayıs 17, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

In My Glow Up Era: Gerçekten Kendim İçin Mi?

Son zamanlarda popüler olan akımlar hiç dikkatinizi çekti mi? Glow up era, parlama çağıma giriyorum; healing era, iyileşiyorum; kendimin en iyi hali oluyorum. Bu kavramlar neden ilgimizi çekiyor? Kendimizin en iyi hali dediğimiz durum ne? Neyi iyileştiriyoruz ya da parlatıyoruz? Ama en önemlisi, neden bunları yapma gereği duyuyoruz?

Sosyal medyada gördüğümüz influencerların ya da televizyonda gördüğümüz ünlülerin hayatlarını idealize ediyor olabilir miyiz? Clean girl akımı tanıdık geldi mi? Gözünüzün önünde bu akım ile eşleştirilen ünlüler ve ciltler canlanmış olabilir. Her bireyin ve hayat şartlarının birbirinden farklı olduğunu hatırlatmak isterim. Ek olarak, sosyal medyanın gerçekliğine ne kadar güvendiğinizi de sorgulamanızı rica ederim. İdealize ettiğimiz şey belki de gerçek bile değildir.

Yeni bir challenge deniyorum başlığı altında aynı anda daha iyi beslenmeye, uyku düzenini toparlamaya, spor yapmaya, kitap okumaya, ekran süresini azaltmaya ve daha birçok aktiviteye başlayan insanların hevesini görünce biz de heveslenerek onların bu yeniden düzen sürecine dahil olmak istiyoruz. Hemen sağlıklı tarifler bakıyoruz, yürüyüşe gitmek için kıyafetler seçiyoruz, alarmlarımızı erkene kuruyoruz, kişisel gelişim kitapları sipariş ediyoruz. Ama bunların kaç tanesi gerçekten bizim istediğimiz bir şey? Ya da şöyle sorayım: Kaç tanesi bizim hayatımıza uygun ve sürdürülebilir?

Yeni bir davranışı hayatımıza oturtmak istiyorsak ona tamamen kendimiz karar vermeliyiz ve kendimize göre düzenlemeliyiz. Yulafın tadını hiç sevmiyorsak, içerisinde yulaf barındıran tarifleri denememize ne kadar gerek var? Ya da şekersiz çay-kahve içemiyorsak, hayatımızdan şekeri bir anda tamamen çıkartmak yerine aşamalı bir şekilde eksiltmek daha mantıklı olmaz mı?

Her şeyi aynı anda, bir başkasının beklentilerine göre değiştirmeye çalışırsak bu artık bir glow up ya da iyileşme olmaktan çıkar; yapılacaklar listesine döner. Katı rutinler, hızlı değişimler ve yasaklarla dolu bir değişim sürdürülebilir değildir. İnsan, yaratılış gereği esnek bir zihniyete ihtiyaç duyar.

Bir değişim sürecine başlarken, kendi hayatımıza yedirmemiz gerektiğinde hemfikirsek daha da önemli bir konuya geçiyorum: Motivasyon. Motivasyonumuz içsel mi, dışsal mı? En basitinden bir diyetin bile sürdürülebilir olması için içsel bir motivasyona ihtiyacı vardır. Kendimizi ilgilendiren çoğu değişimin kalıcı olmasını istiyorsak, önemli olan içsel motivasyona dayanmasıdır. Yani, sadece kendimiz için. Dışarıdaki gözlerin beklentilerinden ya da beğenilerinden uzak bir şekilde, tamamen kendi istek ve iyi oluşumuz doğrultusunda yapmalıyız bu değişimleri. İnsanlar beni sevsin, kabul etsin, aralarına alsın gibi düşüncelere dayanan değişimler maalesef uzun süreli olmayacaktır.

Eğer dışsal bir motivasyon söz konusuysa ve olduğumuz halimizle sevilmeyeceğimizi, kabul ya da değer görmeyeceğimizi düşünüyorsak, bunun temeli öz-saygı ve öz-sevgi eksikliğine dayanıyor olabilir. Böyle bir durumda da kendimizi sevmek ile başlamamız gerekiyor bu değişime.

Akımlara kapılmadan ve büyük bir heyecanla hızlı adımlar atmadan önce bir durup düşünelim. Gerçekten ne istiyorsunuz? İhtiyacınız belki de fiziksel bir değişim değil, zihinsel bir değişimdir.

İrem Tan
İrem Tan
Psikolog İrem Tan, 2023 yılında İstanbul Medeniyet Üniversitesi psikoloji bölümünden onur derecesiyle mezun olmuştur. Lisans eğitimi sırasında çeşitli hastanelerde (Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi) ve özel bir danışmanlık merkezinde stajlarını tamamlamıştır. Psi’us Fikiryum isimli psikoloji dergisinde 3 yıl gönüllü yazarlık yapmış; yine özel bir oluşum bünyesinde araştırma ve yayın koordinatörlüğü ekip üyesi olarak gönüllü bir şekilde görev almıştır. Çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışmalarını sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar