Perşembe, Temmuz 23, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Görünmez “Üçüncü”: Bağımlılığın Romantik İlişkilerde Bıraktığı İzler

Romantik ilişkiler karşılıklı güven, yakınlık ve duygusal temas üzerine kuruludur. Ancak bazen ilişkiye sessiz bir “üçüncü kişi” dahil olur: bağımlılık. Alkol, madde ya da kumar… Hangi türde olursa olsun bağımlılık, bireyin iç dünyasını olduğu kadar romantik bağlarını da derinden etkileyen kompleks bir süreçtir.

Türkiye’de de madde, alkol ve davranışsal bağımlılıkların ilişkiler üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmalar giderek artmaktadır. Bu nedenle hem bilimsel hem kültürel bağlamda, bağımlılığın romantik ilişkilere nasıl dokunduğunu anlamak önem kazanıyor.

Bağımlılık İlişkinin Yapısına Neden Bu Kadar Etki Eder?

Bağımlılık, beyindeki ödül mekanizmasını yeniden düzenleyen nörobiyolojik bir süreçtir. Bağımlı kişi zamanla duygusal düzenlemesini madde, alkol veya davranış üzerinden kurmaya başlar. Bu durum ilişki içinde üç temel bozulmaya yol açar:

  • İlişkinin merkezinde “bağımlılık” yer alır
    Partnerler, kararlarını bağımlılığın var olup olmadığına göre şekillendirmeye başlar.

  • Roller kayar
    Partner, sevgili ya da eş olmanın yanında “kontrol eden”, “bakıcı” veya “kriz yöneten” role zorlanır.

  • Döngüsel ve sinyal niteliği taşıyan davranışlar ortaya çıkar
    Bağımlı kişi çoğu zaman kullanımını gizleme, durumu inkâr etme, tekrar tekrar bırakma sözü verip sürdürememe gibi davranışlar sergileyebilir. Kısa süreli iyilik hallerinin ardından yeniden kullanımın başlaması ise ilişkide “sinyal veren döngüler” hâline gelir. Bu davranışlar partnerde sürekli tetikte olma, güvensizlik ve duygusal yıpranma yaratır.

Alkol Bağımlılığı: Yakınlığı Törpüleyen Sessiz Mesafe

Türkiye’de alkol kullanımının ilişkilerde yarattığı etkiler üzerine yapılan çalışmalar (Ögel, 2010; Evren & Ögel, 2003) özellikle güven kaybı, iletişim bozukluğu ve duygu düzenlemede zorlanmayı öne çıkarıyor.

Alkol bağımlılığının ilişkideki tipik yansımaları:

  • Tartışmaların hızlı alevlenmesi

  • İlgisizlik ve duygusal geri çekilme

  • Söz verip tutamama, tekrar eden hayal kırıklıkları

  • Partnerde “diken üstünde olma” hissi

  • Aşırı sorumluluk alan veya kurtarıcı rolüne giren partner

Alkol çoğu zaman bir “rahatlatıcı” olarak deneyimlendiğinden, ilişki içindeki gerçek problemler ötelenir ve konuşulamaz hale gelir.

Madde Bağımlılığı: Duygusal Yakınlığı Kesen Görünmez Bir Duvar

Madde kullanımının romantik bağları zedeleyen yanı genellikle tutarsızlık ve öngörülemezliktir.

Madde kullanımı arttıkça ilişki şu döngüye girebilir:

  • “Bir gün çok yakın, ertesi gün tamamen kopuk” bir partner

  • Plan yapamama, ertelenen sorumluluklar

  • Ani duygusal değişiklikler

  • Partnerde kronik stres ve tetikte olma hali

Türkçe literatürde (Evren, 2014; Ögel, 2015) madde kullanımının partnerde çaresizlik, yoğun kaygı ve değersizlik hislerini artırdığı sıkça vurgulanır.

Kumar Bağımlılığı: Sadece Ekonomik Değil, Duygusal Bir Kaybın Hikâyesi

Türkiye’de kumar bağımlılığı giderek daha görünür hale geliyor. Davranışsal bağımlılıklara dair ülkemizde yapılan çalışmalar (Arıkan & Korkmaz, 2019) kumarın ilişkide:

  • Gizleme ve yalan söyleme

  • Ekonomik güvensizlik

  • Aldatılmışlık hissi

  • Gelecek planlarının sürekli ertelenmesi

  • “Bir seferde düzeltirim” inancının partneri yıpratması

gibi sonuçlara yol açtığını gösteriyor.

Kumar bağımlılığında ilişkiyi en çok yıpratan unsur, maddi kayıpların ötesinde güven kaybıdır.

Partnerin Dünyası

Bağımlılıkla yaşayan partnerler çoğu zaman yalnız hisseder. Türk aile yapısı göz önüne alındığında, çoğu partner durumu çevresine anlatmaktan çekinir; bu da izole olma ve kendi başına baş etmeye çalışma döngüsünü güçlendirir.

Sık görülen duygular:

  • Aşırı kontrol çabası

  • Sürekli tetikte olma

  • Suçluluk (“Onu yalnız bırakırsam kötü olur”)

  • Umutsuzluk ve tükenmişlik

  • Kendi ihtiyaçlarını geri plana atma

Bu durum literatürde “eş bağımlılığı” olarak adlandırılır.

İyileşme Mümkün: Bilimsel Olarak Etkili Yaklaşımlar

Türkiye’de yürütülen çalışmalarda da (Ögel, 2010; Evren, 2014) bağımlılık tedavisinde en etkili yaklaşımın çok yönlü müdahale olduğu vurgulanır.

  • Şeffaf iletişim
    Hem bağımlı kişi hem partner için “gerçeklerin konuşulabilir” hale gelmesi iyileştiricidir.

  • Sınır koyma ve sınırların korunması
    Partnerin tüm sorumluluğu üzerine alması, bağımlılığı güçlendiren bir dinamik olabilir.

  • Profesyonel destek

    • Bireysel terapi

    • Çift terapisi

    • Aile danışmanlığı

    • Destek grupları

Çiftlerin terapiye birlikte katılması hem uluslararası araştırmalarda hem Türkçe kaynaklarda iyileşme ihtimalini belirgin şekilde artıran bir faktör olarak gösterilmektedir.

Kaynakça

Arıkan, K., & Korkmaz, M. (2019). Kumar bağımlılığı ve aile ilişkileri üzerine bir inceleme. Addicta: The Turkish Journal on Addictions, 6(1), 45–62.

Evren, C. (2014). Madde kullanım bozukluklarında klinik özellikler ve tedavi yaklaşımları. Klinik Psikiyatri Dergisi, 17(3), 150–160.

Evren, C., & Ögel, K. (2003). Alkol bağımlılığı olan bireylerde eş ilişkileri. Bağımlılık Dergisi, 4(2), 89–94.

Ögel, K. (2010). Bağımlılık: Tanı, tedavi ve önleme. IQ Kültür Sanat Yayıncılık.

Ögel, K. (2015). Türkiye’de madde bağımlılığı ve aile dinamikleri. Türk Psikiyatri Dergisi, 26(4), 245–254.

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.).

Grant, J. E., & Potenza, M. N. (2006). Pathological gambling: Clinical characteristics and treatment. Psychiatric Clinics of North America, 29(3), 641–661.

Johnson, S. M. (2013). Emotionally focused couple therapy with addictions. Guilford Press.

McCrady, B. S., & Epstein, E. E. (2009). Addictions and interpersonal relationships. Oxford University Press.

National Institute on Alcohol Abuse and Alcoholism. (n.d.). Alcohol’s effects on relationships.

National Institute on Drug Abuse. (n.d.). Drugs, brains, and behavior: The science of addiction.

Orford, J. (2012). Coping with alcohol and drug problems: The experiences of family members. Routledge.

Ceren Dalarslan
Ceren Dalarslan
Ceren Dalarslan, Psikoloji lisansının ardından Klinik Psikoloji ve Genel Psikoloji (Sosyal Psikoloji ve Gelişim Psikolojisi odaklı) yüksek lisans eğitimlerini tamamlamıştır. Akademik ve profesyonel ilgi alanlarını özellikle bağımlılık, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), şema terapi ve çift terapisi üzerine yoğunlaştırmıştır. Yüksek lisans tezini, “Romantik ilişki yaşayan bireylerde akılcı olmayan inançlar, öz-şefkat ve ilişki doyumunun incelenmesi” konusu üzerine yazmıştır. Ergen ve yetişkinlerle yürüttüğü çalışmalarda bireylerin kendilerini daha iyi anlamalarına, duygularını tanımalarına ve yaşamlarında kalıcı değişimler yaratmalarına destek olmayı amaçlamaktadır. Her danışanı kendi hikâyesiyle biricik gören Dalarslan, terapi sürecinde içten, güvenli ve yargısız bir alan sunmayı önemsemektedir.

1 Yorum

  1. Ne yazık ki günümüzde sık rastladığımız sorunlardan oldu bağımlılık. Ceren hocam da çok güzel anlatmış. Bu alandaki başarılarını da yakından takip ediyoruz. İyi ki var…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar