Perşembe, Nisan 30, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yaraları Onaran Buluşma: Terapi

Gam ve kederin taşıyla başı kırılmış, bedeni yaralı olanlardansanız; kendinizi sağlıklı ve güvenli bir ilişkiye açmanız size yardım edecektir. Bu, elbette terapi ile de mümkün olabilir. Çünkü bizler ilişkilerde yaralanır, ilişkilerle iyileşiriz.

Terapi Nedir?

Kaybolduğumuzda, birinin bizi duvarların arkasından bile görebilmesini isteriz; aslında bizi bulmasını umarız. Hepimiz, bu dünyada hissedildiğimizi hissetmek isteriz. Terapi, tam da bu ihtiyaca karşılık gelir. Kırk dakika boyunca bir insanın tüm varlığıyla sizi dinlemesi, kalbinizde olup bitenleri kalbiyle görüp duyması, çok kıymetli bir deneyimdir. Duyulmayanı duyan, görülmeyeni gören birine temas etmek; yalnız olmadığımızı ve anlaşılabileceğimizi hatırlatır.

Terapi aynı zamanda bir sanattır; dinlemek, orada tam olarak bulunmak, anda ve ahenkte kalabilmek gerekir. Bu süreçte danışan, kendi iç dünyasında yeni keşifler yapar, duygularını ve deneyimlerini fark eder. Terapi, sadece bir müdahale veya teknik değil; insanın kendi benliğiyle ve diğerleriyle güvenli bir ilişki kurabildiği, anlamlı bir buluşma alanıdır. Yani, terapi odası yalnızca fiziki bir mekân değildir; aynı zamanda güven, anlayış ve kabulün var olduğu ilişkisel bir alandır.

Amerikan Psikoloji Derneği’ne göre terapi, insanların zihinsel süreçlerini ve duygularını anlamlandırabilmesini sağlayan; psikolog ve danışan arasında iş birliği içindeki bir tedavi sürecidir (Amerikan Psikoloji Derneği, 2020). Terapi süreci, özellikle travmanın açtığı yaraların onarılmasında etkili bir araçtır. Kişinin ihtiyaç alanlarına odaklanarak ona yeni kapılar açar; bugün dayanmakta güçlük çektiği duyguların ardındaki hikâyeye bakabilmesine imkân tanır. Bu süreçte, dayanamadığımız duyguları fark edebilmek ve onlarla temas etmeye gönüllü olmak, içimizdeki yükün hafiflemesine yardım eder. Kendimizi ifade etmeye izin vermek, hem geçmişimizin izlerini anlamamıza hem de bugüne daha sağlam adımlarla yaklaşmamıza katkı sağlar.

Engin Geçtan’ın belirttiği gibi, insanın kendi içinde ürettiği kargaşa, dış dünyadaki tehlikelerden çok daha ürkütücüdür. Terapi de, insanın bu içsel kargaşasını anlamlandırmasına olanak sağlayan, güvene dayalı bir ittifaktır. Bu süreç, danışanın duygusal ve davranışsal repertuarını genişletir, semptomların hafiflemesine ve kişinin kendine dair derin bir içgörü kazanmasına yardımcı olur.

Terapi Beyinde Neleri Değiştirir?

Psikoterapinin beyinde önemli yapısal ve işlevsel değişimlere yol açtığı artık bilimsel olarak ortaya konmuştur. Farklı terapi ekolleri üzerine yapılan nörogörüntüleme araştırmaları, tedavi öncesi ve sonrasında beyindeki metabolizma ve aktivite değişimlerini incelemiştir. Örneğin,

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) alan depresyon hastalarında yapılan PET taramaları, farmakoterapi alan hastalarla benzer düzeyde iyileşme gösterdiğini ortaya koymuştur. Benzer şekilde, obsesif kompulsif bozukluğu olan kişilerde hem BDT hem de ilaç tedavisi, rostral kaudat çekirdeğindeki aşırı aktivitenin azalmasına yol açmıştır. Sosyal fobi ve özgül fobilerde ise başarılı BDT sonrasında frontal bölgelerdeki metabolizmanın normale döndüğü gözlenmiştir.

Psikodinamik psikoterapi üzerine yapılan çalışmalar da benzer sonuçlar vermektedir. Depresyon tanısı alan bireylerde, kişilerarası psikoterapi uygulamaları, prefrontal korteks ve singulat korteksteki anormal aktivitenin dengelenmesine yardımcı olmuştur. Tüm bu bulgular, farklı terapi yaklaşımlarının —hangi ekolden olursa olsun— beynin belirli bölgelerinde (özellikle singulat korteks, prefrontal korteks ve amigdala) iyileşme yönünde değişimler yarattığını ve psikiyatrik bozuklukların tedavisinde etkili olduklarını göstermektedir.

Sonuç

Kemal Sayar, “Hepimiz hikaye anlatmak isteriz, paylaştıkça rahatlarız. İnsan, anlatan ve hikaye eden bir varlıktır, fakat bunu yapabilmesi için bir muhatap bulması gerekir, bir kulak, bir can” der. Terapi ortamı tam olarak bunu sağlar: Terapist, danışana kendi içinde bir yer açar, danışanın duyulmak için attığı vaveylayı, haykırışını görür, onu muhatap alır ve algılar. Çünkü var olmak, algılanmaktır. Sonuç olarak, terapi, başka bir insanın sizin ruhunuza dokunması, hikayenizi dinlemeye kulak kesilmesi ve bunu gönül rızasıyla yapmasıdır.

Terapist, kafasındaki önyargıları, ön kabulleri ve peşin hükümleri bir kenara bırakır; bir kalp açıklığıyla sizi dinler ve sizinle orada bulunur.

NOT: Yaralı benliğinizin iyileşebilmesi için kendinizi güvenli bir eşlikçiye açmanız, hem yolunuza ışık tutar hem de kendinize alan açmanızı sağlar.

KAYNAKÇA:

Alkan, M. (2007). Interpersonal psychotherapy of major depression and recurrent depression. Journal of Internal Medical Sciences, 3, 52-59.
Cozzolino, L. (2016). Terapi neden işe yarar. İstanbul: Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları.
Erbay, L., & Ünal, S. (2017). Terapi beyinde ne yapar. Turkiye Klinikleri J Child Psychiatry-Special Topics, 3(2), 163-168.
Gabbart, G. O., & Bennett, T. J. (2001). Psychodynamic psychotherapy of depression. Gabbard’s treatments of psychiatric disorders. K. Alptekin, & Ö. Öztürk (Trans. Ed.), Veri Medikal Yayıncılık, 433-438.
Geçtan, E. (1989). İnsan olmak (Vol. 90). Remzi Kitabevi.
VARMA, G., & KARADAĞ, R. (2012). The biological effects of psychotherapy in major depressive disorders: a review of neuroimaging studies. Psychology, 3(10).

Betül Aksoy
Betül Aksoy
Betül Aksoy, İstanbul Rumeli Üniversitesi’nde İngilizce Psikoloji lisans eğitimine devam eden bir öğrencidir. Psikoloji bilgisini yalnızca akademik düzeyde değil, toplumsal fayda üretme amacıyla da kullanmayı önemseyen Aksoy, çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde yer almış ve İngilizce çeviri alanında deneyim kazanmıştır. Girişimci Psikologlar Derneği’nin yazı işleri ekibinde aktif olarak çalışmakta; duygular, kayıp, yas, travma, anksiyete ve depresyon gibi konular üzerine içerikler üreterek psikolojik farkındalık ve içsel gelişimi desteklemeyi amaçlamaktadır. Mesleki gelişimini farklı eğitim programları, stajlar ve gönüllü faaliyetlerle güçlendiren Aksoy, Öğrenci Olur Musun Akademi bünyesinde gönüllü İngilizce dersler vermekte, Genç Yeşilay Derneği’nde aktif görev almakta ve üniversitesinin Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde asistanlık yapmaktadır. Özellikle çocuk ve ergenlerle çalışmaya ilgi duyan Aksoy, bu alandaki eğitimlere önem vererek psikolojiyi yaşam kalitesini artıran bir köprü olarak görüp, yazılarını bu vizyonla şekillendirmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar