Cumartesi, Haziran 13, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sınav Stresi: Yerkes-Dodson Perspektifinden Bakış

Hayatımızın büyük bir kısmı eğitimle geçerken, bu süreçte birçok sınava giriyor ve değerlendiriliyoruz. Girdiğimiz sınavlarda göstermiş olduğumuz performans, ileride yaşayacağımız durumların belirleyicisi olabiliyor. Eylemlerin gelecekte rol oynayacağını bilmek, haliyle bireyin kaygılı hissetmesine sebebiyet verebilir. Bu sebeple sınav stresi, en çok yaşandığı süreçlerden biri de sınav öncesi ve sınav esnasıdır.

Sınav kaygısı, sınavlarda, testlerde ya da diğer formal değerlendirme becerilerinde zayıf performansa yol açan korku olarak tanımlanır (Beidel, Turner ve Trager, 1994; Dusek, 1980; Safren, 2000). Sınav kaygısının durumsal ve spesifik özellikleri olarak kavramlaştırılan iki psikolojik bileşeni vardır: kuruntu ve duyuşsallık. Kuruntu, sınav kaygısının bilişsel yönünü oluştururken, duyuşsallık kişinin bedensel uyarılmışlık ve geriliminin farkında olmasını yansıtmaktadır (Sarason ve Sarason, 1990; Enright ve diğ., 2000).

Değerlendirileceğimiz bir sınav karşısında kendimizi hazır hissetmiyorsak, performansımızı olduğundan daha az sergileyeceğimizden tedirginsek, endişeli, gergin, üzüntülü veya depresif ruh halindeysek; bu durum sınav kaygımızın olduğuna işaret edebilir.

Sınav öncesinde öğrenci, zihinsel becerileri hakkında “Ya başarısız olursam? Ya sınavda bildiklerim aklımdan uçup giderse?” gibi düşüncelere sahip olmakla birlikte, kendini sınava girecek diğer adaylarla kıyaslama eğiliminde olabilir ve sınav sonucu hakkında olumsuz inançlar benimseyebilir.

Mandler ve Sarason (1952), uygulanacak bir sınav öncesi kişinin öğrenilmiş kaygı dürtüsünü ortaya çıkardığını ileri sürerler. Bu durum; yetersizlik duyguları, çaresizlik, ceza beklentisi, benlik saygısının azalması, durumu terk etme girişimleri, artan somatik belirtiler (Geen, 1985) gibi tepkilerin ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. Bu ve benzeri sonuçların, sınavda gösterilen performansta olumsuz etkiler doğuracağı beklenir.

Ancak stres, her zaman yıkıcı sonuçlar doğurmaz. Doğru seviyelerdeki stres, üretken olabilir ve olumlu sonuçlar sağlayabilir. Bu durumu açıklamanın en güzel yolu Yerkes-Dodson Yasasıdır.

Yerkes-Dodson Yasası

Yerkes-Dodson yasası, 1908 yılında Robert M. Yerkes ve John D. Dodson tarafından yapılan bir hayvan deneyi üzerine geliştirilmiştir. Günümüzde bu deney ile insanların stres gibi uyarıcı bir faktörle karşı karşıya kaldıklarında performanslarının nasıl etkilendiği hakkında sonuçlar elde edilmektedir.

Deneyde fareler ve siyah-beyaz kutular kullanılmıştır. Fare siyah olan kutuya gittiğinde elektroşok etkisi ile karşı karşıya kalacaktı; gitmesini istedikleri kutu ise beyaz olandı. Amaç, elektrik uyaranının gücünün farelerin siyah kutudan kaçınma alışkanlığını edinme hızını etkileyip etkilemediğini ve hangi uyaran şiddetinin öğrenme açısından en elverişli olduğunu keşfetmekti.

Deneyde şok şiddeti üç seviyede denenmişti: düşük, orta ve yüksek. Sonuç olarak şu çıkarıma varılmıştır: “Alışkanlık oluşumu, uyaranın gücünün bir fonksiyonudur; bir noktaya kadar artar ve sonra azalır.” Yani uyaran şiddeti (elektroşok) arttıkça öğrenme önce hızlanır, fakat bir eşik geçildikten sonra artan elektroşok öğrenmeyi yavaşlatır. Düşük ve yüksek şiddette öğrenme zayıf, orta şiddette ise en iyi performans sergilenir. Bu eğri, ters U veya çan eğrisi olarak bilinmektedir.

Sınav Stresinde Uygulama

Yerkes-Dodson Yasası, insanlar için de büyük önem taşır. Çok fazla veya çok az stres, performansı düşürürken, orta seviyede yaşanan stres maksimum performansı getirir.

  • Düşük stres: Öğrenci, sınavın önemini küçümseyebilir, odaklanamayabilir ve yeterince çalışmayabilir. Performans düşer.

  • Yüksek stres: Öğrenci, “Ya yapamazsam?” gibi düşüncelerle sempatik sinir sisteminin aktivasyonuyla titreme, terleme, mide bulantısı gibi semptomlar yaşar ve sınava odaklanmakta güçlük çeker. Performans düşer.

  • Orta stres: Öğrenci, ders çalışma stratejilerini etkin kullanır, zamanı verimli planlar, odak ve motivasyonu yerindedir. Performans maksimum olur.

Yeni eğitim-öğretim döneminde, öğrencilerin hatırlaması gereken önemli bir nokta: Vücudumuzun alarm verdiği kaygı anlarında, zihnimizde canlanan “Ya olursa?” senaryolarının yalnızca bir düşünceden ibaret olduğunu ve bunlara teslim olmak yerine yönetilmesi gerektiğini fark etmektir. Albert Ellis’in de dediği gibi, “Kaygılandığımız şeylerin büyük çoğunluğu, hemen hemen tamamıyla kendi hayal gücümüzde yarattığımız tehlikelerdir.”

Kaynakça

  • Yerkes, R. M., & Dodson, J. D. (1908). The relation of strength of stimulus to rapidity of habit-formation. Journal of Comparative Neurology and Psychology, 18(5), 459-482.

  • Geen, R.G. (1985). “Test Anxiety and Visual Vigilance.” Journal of Personality and Social Psychology, 49(4), 963-970.

  • Hunsley, J. (1985). “Test Anxiety, Academic Performance and Cognitive Appraisals.” Journal of Educational Psychology, 77(6), 678-682.

  • Kapıkıran, Ş. (2002). ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN SINAV KAYGISININ BAZI PSİKO-SOSYAL DEĞİŞKENLERLE İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR İNCELEME. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 11(11), 34-43.

  • Başol, G., & Zabun, E. (2014). Seviye belirleme sınavında başarının yordayıcılarının incelenmesi: Dershaneye gitme, mükemmeliyetçilik, ana-baba tutumu ve sınav kaygısı. Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri Dergisi, 14(1), 63-87.

Buse Kaya
Buse Kaya
Psikolog Buse Kaya, Atılım Üniversitesi Psikoloji bölümünden yüksek onur derecesiyle mezun olmuştur. Lisans sürecinde “Flört Şiddeti” konusunda çeşitli çalışmalar yaparken, Ankara Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nın kapalı erkek psikoz servisinde ağırlıklı olarak şizofreni, bipolar kişilik bozukluğu ve depresyon hastalarıyla çalışmıştır. Ek olarak, Boylam Psikiyatri Hastanesi/AMATEM’de birçok borderline kişilik bozukluğu, bipolar kişilik bozukluğu, narsisistik kişilik bozukluğu, kaygı bozukluğu ve madde/alkol/kumar bağımlılığı hastasıyla çalışmıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi ekolünü benimseyen Buse Kaya, Ankara’da bulunan ofisinde hizmet verirken, yanı sıra romantik ilişkiler ve zihinsel sağlık hakkında içerik üretmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar