Çocukluk ve gençlik yıllarında ailesinin işi, tayinleri veya benzeri dinamikler nedeniyle sık sık şehir/ülke değiştirmek, farklı yerlerde yaşamak durumunda kalmış yetişkinlerin, bugünkü yetişkinlik ilişkilerine ve bağlanma süreçlerine dair görüşlerini anlamak amacıyla bir form hazırladım. Bu forma 51 kişi (30 Kadın, 21 Erkek) katılım sağladı. Forma gönüllü şekilde katılan kişilerin yaş ortalaması 26-35 ve 35 yaş üzerindedir. Genellikle sık yer değiştirmelerde 2’den fazla ülke, şehir ve okul değiştiren kişiler cevaplandırmıştır.
Çocukken Sık Yer Değiştirmenin Avantajları
Yeni yerler görmek, yeni insanlarla tanışmak ve büyüdükçe bir ortama alışabilme kolaylığı sağlayabilir. Farklı yerlerden arkadaşlıklara sahip olunabilir. Tekdüze bir hayat olmaz, bunun yerine beyin yenilenir. Çok farklı kültürden ve karakterden akranlarla büyümek, empati yeteneklerini doğrudan arttırır. Farklı bilgiler edindikçe beyin esnekliği artırılır.
Dezavantajları
Bir yerde tam birileri ile bağ kurmuşken oradan yer değişikliği yapmak zor olabilir. İleride aitlik hissi yaşayamamasına ve çocuk zihni ile yaşamış olduğu ayrılığı yetişkinlikte de genelleyebilir. “Her şey hep geçici.” mottosu ile ilerleyerek romantik bağ, arkadaşlık ilişkisi kurmakta zorlanabilir. Bağlanma stillerini de büyük ölçüde etkiler. Kimisi güvenli bağlanabilir, kimisi ise kaçıngan/kaygılı bağlanır. Sürekli değişen bir dış dünyada güvende hissetmek için bir alan bulmakta zorlanabilir. Uyum yorgunluğu yani sürekli gittiği yerde “yeni çocuk” olma durumu tüketici olabilir. Yardım istemekten çekinebilirler.
Bağlanma Stillerine Etkisi
“İlişkide olduğum partnerimin/yakın arkadaşlarımın beni gerçekten önemsediğinden ve hayatında isteyip istemediğinden sık sık şüphe duyarım.” Sorusuna katılımcıların %70’i katıldığını iletmiştir. Yakın ilişki kurduklarında terk edileceklerine dair sorulan soruya ise %60’ı katıldıklarını iletmiştir. “Sevgimi ve ilgimi karşı tarafa göstermekte cömert davranırım ama genellikle karşı taraftan aynı yoğunlukta karşılık alamadığımı hissederim.” Sorusuna ise katılmayan/katılan %50 oranında belirlenmiştir. Bir ilişkide karşı tarafın bağımlı olması ve sürekli ilgi isteme halinde olmasından rahatsızlık duyulmasına ilişkin soruya ise katılımcıların %81’i katıldıklarını iletmişlerdir.
Özellikle sık yer değiştirmenin dezavantajlarından biri olan yardım istemeyi zayıflık olarak görme haline ilişkin “Sorunlarımı kendi başıma çözmeyi tercih ederim; duygusal olarak bir başkasına dayanmak veya yardım istemek bana zor gelir.” Sorusuna çok büyük oranın katıldığı gözlemlenmiştir. İnsanlara güvenmekte ve onların da kendilerine güvenmesinde izin vermenin zorluk yaşamadıklarını %80 oranında katılımcı iletmiştir. “Partnerimle ya da arkadaşlarımla aramda bir mesafe veya tartışma olduğunda, bunun ilişkinin sonu olmadığını bilir, durumu sakinlikle çözebileceğime inanırım.” Sorusuna ilişkin yanıtlarda da %75 oranında çözümlenebileceğine inandıklarına yönelik yanıt verilmiştir. İlişkilerdeki kaygılı bağlanma stilini ölçmek için sorulan “İlişkide bir soğukluk veya ayrılık sinyali hissettiğimde, karşı tarafı kaybetmemek için kendimi normalden çok daha fazla açıklama yaparken, ısrarla iletişim kurmaya çalışırken (üstüne düşerken) bulurum.” Soruya da çok büyük ölçüde katıldıklarını iletmişlerdir. En sonda ise “Bir ilişkide tartışmalar ve sorunlar artmaya başladığında, sorunu çözmekle uğraşmak yerine ‘zaten buraya kadarmış’ deyip ilişkiyi zihnimde bitirmek benim için oldukça kolaydır.” Sorusuna %42’si katılmadıklarını iletmişlerdir.
Anket Sonucu
Bu ankette çıkardığımız sonuca bakıldığında çocukken sürekli yer değiştirmek zorunda kalan bireyler, yetişkinlikte kurdukları bağların her an kopabileceklerine dair bir korku geliştirebilirler. Bu yüzden katılımcıların birçoğunun ilişkilerdeki en ufak bir soğukta panikleyip durumu kurtarmak için aşırı sarf ettikleri görüşmüştür.
Bence anketin en çarpıcı yeri ne kadar içlerinde kaybetme korkusu ve kaygı yaşamış olsalar da dış dünyaya karşı muhteşem bir “kendi kendine yetme becerisi” sunmuş olmalarıdır. Sık yer değiştiren çocukların, yeni ortamlarda sürekli farklı baş etme becerisi geliştirmek zorunda olmalarından dolayı alışılmışın dışında bir bağımsızlık özelliği taşırlar. Bu nedenle partnerlerinden gelen sevginin bağımlılığa dönmesi onları rahatsız hissettirebilir. Çünkü bu durum kendi içlerindeki güçlü kalma dürtüsünü tehdit edebilir.
Bu veriler aynı zamanda sık yer değiştiren insanların ilişkilerden kaçmak istemediğini, aksine sağlıklı ilişkiler yaşamak istediğini gösteriyor. İçsel olarak bazen terk edilme korkusu yaşasalar da (%62) bir kriz anında bu sorunu çözmeleri gerektiğine inanıyorlar.
Eklemek istediğiniz bir öneri/yorum var ise yorum bırakabilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim!


