Salı, Eylül 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Başarısız Olmaktan Korkmak: Kaygı Bizi Başarısızlığa Götürebilir mi?

Bir sınavdan alınan düşük not, reddedilen bir başvuru ya da beklenildiği gibi sonuçlanmayan bir proje… Başarısızlık hayatın oldukça sıradan bir parçası olmasına rağmen, çoğumuz için bir sonuçtan çok daha fazlasını ifade eder. Bazen tek bir başarısızlık, uzun zamandır emek verdiğimiz her şeyi sorgulamamıza; bir hata, kendimize dair bütün düşüncelerimizi yeniden değerlendirmemize neden olabilir.

Özellikle başarıyı kişisel değerimizin bir göstergesi olarak görmeye başladığımızda, başarısızlık da basit bir “olmama” hâlinden çıkar ve tehdit edici bir duruma dönüşür. Böylece henüz başarısız olmadan onun kaygısını yaşamaya başlayabiliriz. Yapılması gereken işe odaklanmak yerine olası sonucun nasıl hissettireceğini düşünür, zihnimizde henüz gerçekleşmemiş bir başarısızlığı defalarca deneyimleriz. İlginç olan ise bu kaygının yalnızca başarısızlığa eşlik etmemesidir. Başarısızlık korkusu, bizi başarısızlığa götüren davranışların da başlangıç noktası olabilir. Çalışmayı ertelemek, bir göreve başlamaktan kaçınmak, mükemmel olmayacaksa hiç denememek ya da son ana kadar hazırlanmamak… Bunların her biri ilk bakışta başarısızlığın nedenleri gibi görünür. Lakin kişi, başarısızlığın yaratacağı duygudan korunmaya çalışıyor olabilir. Çünkü hiç denememek, denemek ve yeterli olmadığını görmekten daha güvenli hissettirebilir. Bu durumda başarısızlık, kaygı ve performans arasında oldukça karmaşık bir döngü oluşur.

Kaygı zihnimizin ne kadarını kullanıyor?

Kaygıyı yoğun bir endişe hissi olarak düşünürüz. Fakat kaygı, dikkatimizin nereye yöneldiğini de değiştirir. Bir görevi yerine getirirken zihnimizin bir kısmı sürekli olarak olası tehditleri değerlendirmeye başladığında elimizdeki bilişsel kaynakların bir bölümü artık görevin kendisine değil, kaygıya ayrılır. Örneğin bir sınav sırasında soruyu çözmeye çalışırken aynı anda “Bu soruyu da yapamazsam çok kötü olacak” düşüncesinin zihinde dönüp durması, soruyu çözmek için kullanılması gereken zihinsel kapasitenin bir kısmını da meşgul eder. Kaygı ve çalışma belleği arasındaki ilişkiyi inceleyen geniş bir meta-analiz, kaygının çalışma belleği performansıyla anlamlı biçimde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmacılara göre kaygıyla ilişkili düşünceler, görev için kullanılabilecek bilişsel kaynaklarla rekabet edebilir. Bu nedenle kaygılı bir insanın performansındaki düşüş her zaman bilgi veya yetenek eksikliği anlamına gelmez. Burada kişi aslında bildiği şeyi, o anda zihninin tamamını kullanamadığı için ortaya koymakta zorlanabilir.

Bu durum özellikle performansın değerlendirildiği ortamlarda daha belirgin hâle gelebilir. Sınavlar, sunumlar, iş görüşmeleri, spor müsabakaları veya bir başkasının bizi değerlendirdiğini hissettiğimiz herhangi bir durum… Ortak noktaları, yaptığımız şey kadar nasıl yaptığımızın ve sonucunun bizim için ne anlam taşıdığının da önemli olmasıdır.

Her kaygı kötü değildir

Burada kaygıyı tamamen düşman ilan etmek de doğru olmaz. Belirli düzeyde kaygı, kişinin performansa hazırlanmasına yardımcı olabilir. Bir sınavın yaklaşması bizi çalışmaya, bir sunumun önemli olması hazırlığımızı ciddiye almaya, bir yarışmanın heyecanı ise performansımızı yükseltmeye motive edebilir. Sorun, kaygının artık bizi harekete geçirmek yerine kapasitemizi tüketmeye başlamasıyla ilgilidir. Bir noktadan sonra “Daha iyi yapmalıyım” düşüncesi, “Yeterince iyi yapamazsam ne olacak?” düşüncesine dönüşebilir. Hazırlanmaya yardımcı olan endişe, performans anında performansın kendisini engelleyen bir zihinsel yük hâline gelebilir.

Test kaygısı üzerine yapılan araştırmalar da yüksek kaygının akademik performansla olumsuz yönde ilişkili olduğunu gösteriyor. Başarısız olmamak için kendimizi sürekli kontrol etmeye çalışırken başarısızlık ihtimaline o kadar fazla odaklanıyoruz ki yapmamız gereken şeyi yapacak zihinsel alanı daraltabiliyoruz.

Ve döngünün bir sonraki halkası burada başlıyor: kaçınma.

Kaçınmak neden bu kadar rahatlatıcı?

Kaygı yükseldiğinde zihnimiz çözüm aramaktan önce rahatlamaya çalışır. Bu nedenle bizi kaygılandıran şeyden uzaklaşmak, kısa vadede oldukça işe yarıyor gibi hissedilebilir. Çalışmaya başlamayı ertelemek, zor bir görevi sonraya bırakmak, başvuruyu göndermemek ya da yeterince hazır olmadığımızı düşündüğümüz bir durumda hiç denememek… O an için kaygı azalır. Yapılması gereken şey ortadan kalkmıştır ve zihnimiz kısa süreliğine rahatlar. Fakat sorun da buradadır. Kaçınma davranışı kaygıyı gerçekten çözmez; yalnızca erteler. Üstelik kişi her kaçındığında, zihni “Bu durum gerçekten tehlikeliymiş, ondan uzaklaşınca rahatladım” mesajını öğrenebilir. Böylece bir sonraki karşılaşmada kaygının ortaya çıkması daha kolay hâle gelir. Bu açıdan bakıldığında ertelemek, zamanı yönetememek değildir. Kişinin kaygısını düzenlemek için kullandığı kısa vadeli bir stratejidir. Ne var ki kısa vadede rahatlatan bu strateji, uzun vadede kaygının devam etmesine hizmet edebilir.

Başarısızlık korkusu ve kendini sabote etme

Başarısızlık korkusunun daha karmaşık bir biçimi ise kişinin farkında olmadan kendi performansını zorlaştırmasıdır. Bir öğrenci sınava yeterince çalışmaz. Bir sporcu antrenmanını aksatır. Bir kişi başvurmak istediği işe CV göndermeyi sürekli erteler. Dışarıdan bakıldığında bunlar basit birer sorumsuzluk ya da motivasyon eksikliği gibi görünebilir. Ancak altta farklı bir psikolojik süreç olabilir. Kişi başarısız olursa, başarısızlığının gerçek kapasitesi hakkında bir şey söylemesinden korkuyor olabilir. Bu nedenle kendisine bir “mazeret alanı” bırakır. Yeterince çalışmadıysa aldığı düşük notu tamamen yeteneğine bağlamak zorunda değildir. Başvurmadıysa reddedilmenin ne anlama geleceğiyle yüzleşmek zorunda kalmaz.

Yapılan davranış kendini sabote etme (self-handicapping) olarak ele alınabilir. Kişi, olası başarısızlığın benlik saygısına vereceği zararı azaltmak için performansını etkileyebilecek engeller oluşturabilir. İşin paradoksal tarafı ise oldukça çarpıcıdır: Kişi başarısız olmaktan korunmaya çalışırken, başarısızlık ihtimalini kendi davranışlarıyla artırabilir. Başarısızlığın kendisinden kaçarken, başarısızlığa giden yolu kısaltabilir.

Mükemmeliyetçilik: Başarının değil, başarısızlığın başka bir yüzü

Başarısızlık kaygısı her durumda erteleme şeklinde ortaya çıkmaz. Tam tersine, kişinin kendisinden sürekli daha fazlasını istemesine de neden olabilir. Mükemmeliyetçi bir kişi için iyi bir sonuç yeterli olmayabilir. Çünkü değerlendirme yalnızca “Başardım mı?” üzerinden değil, “Yeterince iyi yaptım mı?” üzerinden gerçekleşir. Bu durumda başarı bile rahatlama getirmeyebilir. Bir sınavdan yüksek not alan kişi yanlış yaptığı tek soruyu düşünür. Bir sunumu başarıyla tamamlayan kişi, takıldığı birkaç saniyeyi hatırlar. Bir hedefe ulaşan kişi, bir sonraki hedefi hemen belirler. Böylece başarı, kaygının sona erdiği yer değil bir sonraki hedefin kaygısı olarak anlamlanır.

Bu nedenle başarısızlık korkusunu bütünüyle başarısız olma ihtimali üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Bazen kişi başarısızlıktan kaçarken kendisine ulaşılması neredeyse imkânsız standartlar koyar. Standart karşılanamadığında ise sonuç, beklenenden daha ağır bir öz-eleştiri olur. Ortaya çıkan döngü birbirini besler: Başarısızlık korkusu → yüksek standartlar → yoğun baskı → kaygı → performansta zorlanma → öz-eleştiri → daha fazla başarısızlık korkusu.

Başarısızlığın kendisinden çok, ona verdiğimiz anlam

Başarısızlığı tamamen hayatımızdan çıkarmak mümkün değil. Bazen ne kadar hazırlanırsak hazırlanalım istediğimiz sonucu alamayabiliriz, emek verdiğimiz bir şey beklediğimiz gibi sonuçlanmayabilir. Bu nedenle çözüm başarısızlığı engellemektense onunla kurduğumuz ilişkiyi değiştirebilmekte gizli. Bir sonucu kişiliğimizden ayırabilmek önemli bir başlangıç noktası olabilir. “Bunu yapamadım” demek, “Ben yapamam” demekten oldukça farklıdır. İlki yaşanan bir deneyimi tanımlar; ikincisi ise o deneyimi kimliğimizin bir parçası hâline getirir.

Başarısızlık, kendimiz hakkında verilmiş bir karar değil; nerede olduğumuzu gösteren bir bilgidir. Bazen eksiklerimizi, bazen gerçekçi olmayan beklentilerimizi, bazen de henüz öğrenmemiz gerekenleri gösterir. Çünkü başarısızlıktan korktuğumuzda sadece kötü bir sonuçtan kaçınmayız. Denemekten, hata yapmaktan ve kendimizi olduğumuz hâliyle görmekten de kaçınırız. Oysa bir başarısızlık, bizi başarısız bir insan yapmaz. Sadece bir şeyin o anda istediğimiz gibi sonuçlanmadığını gösterir.

Belki de asıl mesele hiç düşmemek değil; düştüğümüzde bunu kendimiz hakkında bir hükme dönüştürmemeyi öğrenmektir.

Kaynakça
Eysenck, M. W., Derakshan, N., Santos, R., & Calvo, M. G. (2007). Anxiety and cognitive performance: Attentional control theory. Emotion, 7(2), 336–353.
Haghbin, M., McCaffrey, A., & Pychyl, T. A. (2012). The complexity of the relation between fear of failure and procrastination. Journal of Rational-Emotive & Cognitive-Behavior Therapy, 30, 249–263.
Putwain, D. W., & Symes, W. (2018). Does increased effort compensate for the detrimental effect of test anxiety on performance? Educational Psychology, 38(2), 206–225.
Steel, P. (2007). The nature of procrastination: A meta-analytic and theoretical review of quintessential self-regulatory failure. Psychological Bulletin, 133(1), 65–94.
Seery, M. D. (2013). The biopsychosocial model of challenge and threat: Using a more accurate lens for understanding stress responses. Journal of Personality and Social Psychology, 104(4), 600–623.

Afife Çiçek
Afife Çiçek
Afife Çiçek, Maltepe Üniversitesi’nde İngilizce Psikoloji bölümünde öğrenim görmektedir. Özellikle spor psikolojisi, klinik psikoloji ve nöropsikoloji alanlarına ilgisi vardır. Bunun dışında müzik ve edebiyat sanat dallarıyla ilgilenip, kendisini ve duygularını sanatla ifade etmeye çalışmaktadır. Okulunda ve sosyal hayatında çeşitli aktivite ve eğitimlere katılmaktadır. Akademik olarak öğrenimine bir süre yurtdışında devam edip kendisini geliştirmek ve ülkesine faydalı olacak çalışmalar yapmayı planlamaktadır. Bilimsel araştırmalar okumayı, onlara ortak olmayı ve psikoloji alanında oluşturulan içerikleri takip etmeyi rutin hayatının bir parçası olarak yapmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar