Çarşamba, Mayıs 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Şiddetin Suçlusu Kim? Bu Noktada Aile Nerede Duruyor?

Yaşananların hepsi gerçekten de şiddet içerikli dizilere ve oyunlara mı bağlı? Peki aile tutumu bu resmin neresinde yer alıyor? Bu soruların cevabı, tek bir başlıkla açıklanamayacak kadar karmaşık. Elbette şiddet içerikli oyunların ve dizilerin etkisi vardır. Özellikle gelişim çağındaki bireylerde, tekrar eden şiddet sahneleri duyarsızlaşmaya ve saldırgan düşüncelerde artışa zemin hazırlayabilir. Ancak bu noktada önemli bir gerçeği gözden kaçırmamak gerekir: Hiçbir çocuk, yalnızca izlediği bir dizi ya da oynadığı bir oyun yüzünden şiddete yönelmez. Burada kendi gözlemim ve fikrim doğrultusunda özellikle ailelere birkaç şey söylemek isterim.

Ebeveyn Tutumları ve Empati

Bilgisayarda oyun oynayan özellikle de ergenlik çağında olan çocuğunuzun odasına girip “kalk o bilgisayarın başından! Daha az önce kapat o oyunu demedim mi sana? Bir daha bu oyunları oynamayacaksın yoksa bilgisayarını atarım!” şeklindeki tepkilerle çocuğunu korumaya çalışan ebeveynlere bir soru sormak istiyorum. Gerçekten doğru yolda olduğunuzu düşünüyor musunuz? Bu şekilde bir tutumla çocuğunuzu oyun bağımlılığından kurtarabileceğinize inanıyor musunuz? Şimdi sizi empatiye davet ediyorum.

Rolleri değiştirelim. Siz çocuk olun. Çocuğunuz da siz. Bilgisayarın başındasınız. Belki de oyunun en heyecanlı yerindesiniz. Takım arkadaşlarınızla birlikte hareket ediyorsunuz. O an sizin için sadece bir oyun değil; ait olduğunuz bir sosyal alan, kendinizi güçlü hissettiğiniz bir dünya. Tam o sırada kapı açılıyor. Babanız ya da anneniz yüksek sesle, öfkeyle size çıkışıyor. Söylediği her şey kulaklığınızdan dışarı taşıyor. Oyundaki arkadaşlarınız da bu konuşmayı duyuyor. Ne hissederdiniz? Utanç, öfke, anlaşılamama, küçük düşürülmüşlük hissi ve belki de en önemlisi suçluymuşsunuz gibi hissetmek… Oysa siz sadece bir oyun oynuyordunuz. İşte tam da bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor bu yaklaşımınız gerçekten bir çözüm mü yoksa sorunu daha da derinleştiren bir etken mi?

Ergenlik Dönemi ve İletişim

Ergenlik dönemi, bireyin kimlik geliştirdiği, bağımsızlaşmaya çalıştığı ve en önemlisi “anlaşılma” ihtiyacının yoğunlaştığı bir dönemdir. Bu dönemde sert yasaklar, aşağılayıcı ifadeler ve kontrolcü tutumlar; çocuğu korumaktan çok, onu sizden uzaklaştırır. Çocuk kendini ifade edemediği, anlaşılmadığını hissettiği her durumda başka alanlara yönelir. Bu bazen dijital dünya olur, bazen arkadaş grupları, bazen de içe kapanma. Yani aslında yasakladığınız şeylerle çocuğunuzun kaçış alanını belirliyor olabilirsiniz. Fakat bu dediklerim çocuğunuzu serbest bırakın, sınırsız oyun oynasın, yasaklar koymayın demek değil. Elbette sınırlar konmalı, burada önemli olan sınırların nasıl konulacağıdır. Bağırarak, çocuk tehdit edilerek konulan sınırlar çocukta iç denetim oluşturmaz. Sadece korku ve gizleme davranışı oluşturur. Çocuk sizin yanınızda oynamaz belki ama siz yokken daha fazla oynayabilir, oynadığını sizden saklayabilir. Peki bu durumda ne yapmalı?

Güvenli İlişki ve Sınırlar

En büyük tavsiyem çocuğunuzla arkadaş olun. Çocuğunuzun dünyasına onun arkadaşı olarak girmeyi deneyin. Oynadığı, ilgilendiği alanları küçümsemeden, aşağılamadan merak ederek sorun, öğrenin neler yapıyor? Bu oyunda ne yapıyorsun, bu oyunun en çok hangi kısmını seviyorsun? Çocuğunuz oyunda kimlerle arkadaşlık kuruyor, arkadaşlık kurarken nelere dikkat ediyor, sınırlarını korumayı biliyor mu gözlemleyin. Hatta yapabiliyorsanız onunla beraber birkaç kere oynayın, deneyimleyin çocuğunuzun neler yaptığını. Çünkü anlamadan sınır koymak çoğu zaman otorite kurma çabasından ileri gidemez. Anlayarak sınır belirlemek ise ilişki kurmaktır. Çocuklar da en çok iyi ilişki kurdukları kişileri dinlerler.

Çocuğunuzla arkadaş olun, akşamları çay saatleri yapın. Her akşam yapamasanız da çocuğunuzla beraber belirli günler belirleyin ve o günlerde çay saatleri yapın. Keyif günü yapın. O günlere bir ad verin mesela mutlu aile günü gibi. Konuşun, sohbet edin, herkes fikrini rahatça ve özgürce dile getirebilsin. Çocuklarınız sizden çekinmesin aksine size her konuda merak ettiği ne varsa sorabilsin, lütfen bunlara izin verin. Çocuklarınızın en büyük dayanak ve destekçisi sizler olun. Doğruyu ve yanlışı başta sizler güzel bir şekilde ayırt edebilin ki çocuklarınız da sizlerden görüp sizlerden öğrensin.

Unutmamamız gereken bir diğer nokta da şudur: şiddet çoğu zaman bir sonuçtur. Biriken duyguların, ifade edilemeyen öfkenin, görülmeyen ihtiyaçların dışa vurumudur. Eğer bir çocuk duygularını ifade edemiyorsa, sürekli eleştiriliyorsa, değer görmediğini ve fikirlerinin önemsenmediğini hissediyorsa, yalnızsa bir sorun var demektir. Burada kendi tutum ve davranışımızla çocuğumuzun tutum ve davranışlarını dikkatle gözlemlemek gerekir. Bu nedenle yaşanan trajedileri yalnızca oyunlara ve dizilere bağlamak, bizi kolay ama yüzeysel bir açıklamaya götürür. Asıl zor olan, aynaya bakabilmektir.

(Not: Kahramanmaraş’taki okul saldırısında hayattan koparılan öğretmen Ayla Kara, Yusuf Tarık Gül, Adnan Göktürk Yeşil, Belinay Bozkurt, Bayram Nabi Şişik, Furkan Sancak Balal, Kerem Erdem Güngör, Şuranur Sevgi Kazıcı, Zeynep Kılıç’a Allah’tan rahmet ve yakınlarına da baş sağlığı diliyorum. Bir daha bu tarz olayların yaşanmamasını da temenni ediyorum.)

simanur durusoy
simanur durusoy
Simanur Durusoy, psikolog ve yazar olarak psikoloji alanında çalışmalarını sürdürmektedir. Bilişsel davranışçı terapi, mindfulness temelli yaklaşımlar ve oyun terapisi başlıca ilgi ve uzmanlık alanları arasındadır. Yazılarında bireylerin duygusal farkındalığını artırmayı, psikolojik süreçleri bilimsel temellerle ele alarak anlaşılır bir dilde sunmayı amaçlamaktadır. Akademik bilgiyi günlük yaşamla buluşturan Durusoy, çeşitli dijital platformlarda ruh sağlığına yönelik bilgilendirici ve farkındalık artırıcı içerikler üretmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar