Perşembe, Temmuz 23, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kırmızı Bayraklar Neden Başta Yeşil Görünür?

“Baştan belliydi aslında.” İlişki bittikten sonra en sık kullandığımız cümlelerden biridir budur. Peki baştan belliyse neden başta göremedik? İlişkinin en başına dönüp baktığımızda, bugün bizi uzaklaştıran davranışların birçoğunu o zaman ya romantikleştirmiş ya da önemsememiş olduğumuzdan görmemiş veya görmezden gelmiş olabilir miyiz? Çünkü günümüzde ‘red flag’ olarak adlandırdığımız kırmızı bayraklar her zaman kırmızı görünmez. Bazen yoğun ilgi olarak görünür, bazen ne kadar sahiplenici diye düşündürür, bazen de herkesten farklı seviliyormuşuz hissi verir. İşin ilginç tarafı şudur ki çoğu zaman gördüğümüz şeyi değil, görmek istediğimiz şeyi hatırlarız.

Birini tanımaya başladığımız ilk zamanlarda, aslında onun kim olduğunu değil, onunla ilgili zihnimizde kurduğumuz hikayeyi tanımaya başlarız. Birkaç davranıştan uzun bir karakter analizi çıkarır, birkaç güzel cümleden güven duygusu inşa ederiz. Henüz elimizde yeterince veri yoktur ama beynimiz boşlukları kendi beklentileriyle doldurur, bir güzel idealize ederiz. Belki de bu yüzden “ilk izlenim” sandığımız kadar objektif değildir.

İlk tanışma dönemlerinde hepimiz biraz daha özenli davranırız. Daha anlayışlı, daha ilgili, daha sabırlı halimizi gösteririz. Bu kötü niyetli bir durum değildir; sosyal ilişkilerin doğal bir parçasıdır. Fakat bazen bu dönemde yaşanan yoğun ilgi, karşımızdaki kişiyi tanımamızı değil, ona hayran olmamızı sağlar. İşte tam burada idealizasyon devreye girer. İdealizasyon, karşımızdaki insanı olduğu gibi görmek yerine, olmasını istediğimiz kişi olarak görmeye başlamaktır. Onun olumlu özelliklerini yüceltirken, bizi rahatsız eden davranışlarını “istisna” olarak açıklamaya çalışırız. “Yoğun çalıştığı için öyle davrandı.”, “Aslında iyi biri ama geçmişte çok incinmiş.”, “Benimle güvende hissedince düzelecek.” Bir noktadan sonra karşımızdaki kişiyi değil, ihtimallerini sevmeye başlarız.

Düştüğümüz tuzak tam olarak budur: Potansiyeli kişilik zannetmek. Hepimizin gelişme potansiyeli vardır. Ancak potansiyel, bugünkü davranışların yerine geçmez. Bir insanın nasıl biri olabileceği ile şu anda nasıl davrandığı ve nasıl biri olduğu aynı şeyler değildir. Bizi mutlu edebilecek versiyonunu hayal ederken, bugün bize hissettirdiklerini gözden kaçırabiliriz. Çünkü olabilecek şeylerin umuduyla yaptığımız idealizasyon gerçeğin sesini kısmayı başarır. Bir gün düzelir ve mutlu olurum umuduyla sayısız günlerimizi mutsuz geçirmeyi yeğleriz.

Sonra ilişki biter ve geriye dönüp baktığımızda aynı davranışlar bu kez çok nettir. Sürekli hesap sorulması artık “ilgiden” çok kontrol gibi görünür. Duygusal iniş çıkışlar “tutku” değil, istikrarsızlık gibi gelir. Sınırlarımıza saygı gösterilmemesi ise “çok seviyor, o yüzden yapıyor.” diye açıklanamaz hâle gelir.

Peki bunları neden o zaman göremedik? Çünkü zihnimiz tutarlılığı sever. Birini ‘iyi biri’ olarak konumlandırdıktan, kendimizi sevilmiş ve değerli hissettikten sonra bu fikri bozacak bilgileri fark etmekte zorlanırız. Rahatsız edici davranışları açıklamaya, küçümsemeye ya da görmezden gelmeye daha yatkın oluruz. Bir yandan sevilmiş olmanın tadını da bir kenarı atmak istemeyiz ve tam tersi bir durumun yaratacağı olumsuz duyguları da tolere etmekte zorlanabiliriz. Üstelik ilişkiye emek verdikçe, ‘yanlış kişiyi seçmiş olabilirim’ fikriyle yüzleşmek daha da zorlaşır. Aslında mesele kırmızı bayrakların görünmez olması değildir. Onları görüyoruz, sadece başka bir açıklamasının olduğuna inanmayı tercih ediyoruz.

Elbette kimse tek bir davranışla etiketlenemez. Hepimiz zaman zaman hata yapabilir, kötü günler yaşayabiliriz. Önemli olan tek bir olay değil, davranışın sürekliliği, sorumluluk alınıp alınmadığı ve ilişki içinde size nasıl hissettirdiğidir. Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur: “Ben bu insanı olduğu gibi mi seviyorum, yoksa bir gün olacağını umduğum kişiyi mi?” Çünkü bazen ilişkileri bitiren şey, kırmızı bayraklar değil; onları uzun süre yeşile boyamaya çalışmamız oluyor.

Cerem Nur Akçam
Cerem Nur Akçam
Yaşar Üniversitesi %100 İngilizce Psikoloji bölümünden mezun oldum. Bilişsel Davranışçı Terapi ve MEB Aile Danışmanlığı eğitimlerimi tamamladım. Yüksek lisans sürecine hazırlanıyor, danışmanlık merkezi bünyesinde danışan görüyor ve mesleki gelişimimi süpervizyon desteğiyle sürdürüyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar