Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı olan DSM-V’de yer alan ‘Bipolar ve İlişkili Bozukluklar’ başlığı altında gördüğümüz iki uçlu bir bozukluk; bipolar bozukluk. Ruhun adeta iki mevsimi varmış gibi sürükleyen, hem depresif hem öforik duygulanıma neden olan bir durum.
Bir kapıdan geçiyorsunuz sanki; günlük güneşlik bir hava, kelebekler, kuşlar uçuyor. Her yer, her şey ve siz uçuş uçuşsunuz (mani); diğer kapıya doğru ilerliyorsunuz ve ardına bakıyorsunuz; her yer, her şey kapkaranlık, kötü, çökkün ve tabii ki siz de öylesiniz (depresyon). Bu iki uç arasında gidip gelen bir hastalık. Uzun vade sonuçlarına baktığımızda aile ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri ve sosyal bağlarda derin bir yıkıma sebebiyet veriyor.
Herkesin hayatında inişler çıkışlar olur. Bazen keyfimiz yerindedir, dünyayı yerinden oynatacak kadar enerjik hissederiz. Bazen de içimizden hiçbir şey gelmez, karamsar bir ruh haliyle yatağımızdan çıkmak bile zor gelir. Ama bazı kişiler için bu iniş çıkışlar sıradan bir ruh hali dalgalanmasından çok daha fazlasıdır. İşlevselliğini etkiler; uzun periyotlarda bu ruh hali dengesizlikleri meydana gelir. İlişkiler bozulmaya başlar. İşte bu noktada bipolar bozukluk devreye girer ve bahsettiğimiz sorun ve sonuçlara neden olur.
Bipolar Bozukluk Nedir?
Bipolar bozukluk, kişinin ruh halinin iki uç arasında gidip geldiği bir hastalıktır. Mani döneminde kişi çok enerjik, coşkulu ve hareketlidir. Öyle ki günlerce uyumadan çalışabilir ve buna rağmen kendini her şeyi yapabilecek güçte ve iyi hisseder, alışverişte kontrolünü kaybedebilir, var olan maddi birikimlerini bile satıp alışverişe harcayabilir ya da hiç düşünmeden riskli kararlar alabilir.
Depresyon döneminde ise tam tersi olur: kişi hayattan zevk almaz, dünyaya ve hayata dair olumsuz inançlar başlar, kendini çaresiz hisseder, bu hayatı yaşamanın anlamını sorgulamaya başlar, sabahları yataktan kalkmak bile büyük bir mücadeleye dönüşür (Ertan, Üney ve Fıstıkçı, 2015).
Neden Bu Kadar Önemli?
Bipolar bozukluğun en ciddi yönlerinden biri intihar riskidir. Bu risk yüksek oranlarda görülmektedir. Araştırmalar, bu hastalığa sahip kişilerin yarısından fazlasının hayatlarında en az bir kez intihar girişiminde bulunduğunu, yaklaşık %15’inin ise intihar sonucu yaşamını kaybettiğini gösteriyor.
Bu da bipolar bozukluğun basit bir “ruh hali değişkenliği” olmadığını, ciddiyetle ele alınması gereken bir durum olduğunu kanıtlıyor. Düzenli ve dikkatli takip edilmesi gereken bir durumdur (Mutlu, Doksat ve Erdoğan, 2015).
Beyinde Neler Oluyor?
Bilimsel çalışmalar, bipolar bozukluğun beyindeki kimyasal dengelerle yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Serotonin ve noradrenalin gibi maddelerdeki dengesizlik, kişinin ruh halini aşırı uçlara savurabiliyor. İlginçtir ki serotonin öncüsü olan bir madde yüksek dozda verildiğinde maniyi andıran bir tablo ortaya çıkabiliyor.
Yani biyolojik süreçler, duygularımızın sandığımızdan çok daha derininde etkili. Uygun tedavi ve ilaçla dengelenebilen bir bozukluk olduğu da artık günümüzde biliniyor (Yeloğlu ve Hocaoğlu, 2017).
Kadınlarda ve Erkeklerde Farklılık
Günlük yaşamda bu fark şöyle görülebilir: Kadınlarda daha sık depresif dönemler, hızlı ruh hali değişiklikleri, kilo sorunları ve intihar girişimleri görülürken; erkeklerde daha çok alkol ve madde kullanımına rastlanır.
Bu nedenle tedavi süreci kişiye özel olmalı; “herkese aynı reçete” yaklaşımı çoğu zaman yeterli olmaz. Zaman zaman depresyon gibi görünen ya da alkol-madde kullanım bozukluğu gibi görünen durumun asıl nedeni bipolar bozukluk olabilir (Kesebir, İnanç, Bezgin ve Cengiz, 2013).
Yanlış Tanı Tehlikesi
Birçok kişi bipolar bozukluk belirtileri gösterdiğinde önce depresyon ya da şizofreni tanısı alabiliyor. Çünkü genelde bu hastalıkta depresyon döneminde kişi tedavi arayışında olabiliyor ya da psikotik ataklı bir sürece girdiyse yakınları tarafından götürülebiliyor. Dolayısıyla tanı da depresyon ya da şizofreni olabiliyor.
Örneğin sürekli çökkün hisseden birine depresyon tanısı konup sadece antidepresan verilebiliyor. Oysa bu kişi aslında bipolar olabilir ve tek başına antidepresan tedavisi maniyi tetikleyebilir. Depresyon sanılıp antidepresan yazılan kişi kullandıktan bir süre sonra mani atağına geçebilir. Bu nedenle doğru tanı, tedavi kadar hayati önem taşır (Kaya, Tasci, Korkmaz ve Atmaca, 2023).
Son Söz
Bipolar bozukluk, günlük yaşamı derinden etkileyen ama tedavi edilebilen bir hastalıktır. Düzenli ilaç kullanımı, psikoterapi desteği ve aile desteğiyle birçok kişi üretken, yaratıcı ve mutlu bir yaşam sürebilmektedir.
Unutmamak gerekir ki bipolar bozukluk, “uçlarda yaşamak” anlamına gelmez; doğru destekle dengeyi bulmak mümkündür (Eroğlu, Özpoyraz, 2010).
KAYNAKÇA
-
Eroğlu, M. Z., Özpoyraz, N. (2010). Bipolar Bozuklukta Koruyucu Tedavi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2(2), 206-236.
-
Mutlu, C., Doksat, N., Erdoğan, A. (2015). Pediatrik Bipolar Bozuklukta Epidemiyoloji. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 7(4), 382-390.
-
Kesebir, S., İnanç, L., Bezgin, Ç., Cengiz, F. (2013). Kadınlarda Bipolar Bozukluk. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 5(2), 220-231.
-
Yeloğlu, Ç., Hocaoğlu, Ç. (2017). Önemli Bir Ruh Sağlığı Sorunu: Bipolar Bozukluk. Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Dergisi, 8(30), 41-54.
-
Erten, E., Üney, A., Fıstıkcı, N. (2015). Bipolar Bozukluk ve Çocukluk Çağı Travması. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 7(2), 157-165.
-
Kaya, S., Tasci, G., Korkmaz, S., Atmaca, M. (2023). Bipolar Bozuklukta Önceki Yanlış Tanıların Sıklığı. Genel Tıp Dergisi, 33(4), 372-376.


