Amerikan Psikoloji Birliği (American Psychiatric Association [APA], 2013), Otizm Spektrum Bozukluğu’nu (OSB) sosyal etkileşim ve iletişimde kalıcı güçlükler ile sınırlı, tekrarlayıcı ya da işlevsel olmayan davranış örüntüleriyle karakterize edilen nörogelişimsel bir bozukluk olarak tanımlamaktadır. OSB, genellikle erken çocukluk döneminde ortaya çıkan gelişimsel bir bozukluktur (APA, 2013).
Otizmin kesin nedenleri henüz tam olarak açıklığa kavuşmamış olsa da, bilimsel çalışmalar genetik ve çevresel faktörlerin beyin gelişimi üzerinde önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Enfeksiyöz, immünolojik, genetik, nörolojik ve çevresel etkenler otizmin olası nedenleri arasında yer almaktadır (Johnson et al., 2007; Lai et al., 2014).
DSM-5’e göre otizm tanısı dört temel ölçüte dayanmaktadır: (a) sosyal etkileşim ve iletişimde sürekli yetersizlikler, (b) sınırlı ve tekrarlayıcı davranışlar, ilgi alanları ya da etkinlikler, (c) belirtilerin erken çocukluk döneminde ortaya çıkması ve süreklilik göstermesi ve (d) belirtilerin günlük işlevsellikte klinik açıdan anlamlı düzeyde bozulmaya yol açması (Lobar, 2016). OSB genellikle üç yaş civarında tanılanmaktadır (Dombrowski, 2014). OSB’nin yaşam boyu süren bir bozukluk olması, bireylerin sosyal, akademik ve mesleki yaşamlarını uzun vadede etkileyebilmektedir.
Otizm, Temple Grandin filmi gibi popüler medya yapımlarında da sıklıkla ele alınmaktadır. Film, otizm tanısı almış bir kadın olan Temple Grandin’in gerçek yaşam öyküsünü konu almaktadır. Temple Grandin, otizmine rağmen hayvan bilimi alanında önemli akademik ve mesleki başarılar elde etmiş bir bilim insanıdır. Bu çalışma, Temple Grandin filmi ile otizme özgü davranışsal özellikler arasındaki ilişkiyi incelemekte ve filmi akademik bilgiler ışığında eleştirel olarak değerlendirmektedir.
Temple Grandin Filminin Otizm Açısından Değerlendirilmesi
Filmin başında Temple, düşüncelerini görsel imgeler şeklinde organize ettiğini ve dünyayı “farklı bir bakış açısıyla” algıladığını ifade etmektedir. Temple’ın işitsel ve görsel duyarlılığının oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Boroson’a (2016) göre, otizm spektrumundaki bireylerin yaklaşık %90’ı duyusal girdileri ya aşırı ya da yetersiz düzeyde algılamaktadır. Bu durum, yoğun gürültü, koku veya hareket gibi uyaranların bireyler için son derece rahatsız edici olmasına neden olabilmektedir.
Filmde Temple’ın yemekhanede yaşadığı duyusal aşırı yüklenme, otizmde sık görülen duyusal hassasiyetlere örnek olarak sunulmaktadır. Bununla birlikte, Temple’ın gelişmiş görsel algısı bilişsel bir avantaja dönüşmektedir. Ames odası illüzyonunu farklı bir biçimde çözmesi ve bunu akademik bir sunuma dönüştürmesi, otizmin güçlü yönlerine dikkat çekmektedir.
Temple, otizm spektrumundaki birçok bireye kıyasla daha gelişmiş iletişim becerilerine sahiptir. Oysa araştırmalar, OSB tanısı olan bireylerin yaklaşık üçte birinin işlevsel iletişim becerilerini yeterince geliştiremediğini göstermektedir (Noens et al., 2006). Otizmde sık görülen tekrarlayıcı davranışlar (örneğin sallanma, el çırpma veya tekrarlayıcı sesler) filmde sınırlı biçimde gösterilmektedir (Boroson, 2016).
Duyguları tanıma ve sosyal ipuçlarını yorumlama güçlüğü de filmde vurgulanan bir diğer özelliktir. Temple’ın yüz ifadelerini öğrenmek için görsel kartlardan yararlanması, otizmde yaygın olarak kullanılan yapılandırılmış öğrenme yöntemleriyle örtüşmektedir. Ayrıca filmde Temple’ın bazı durumlara sınırlı duygusal tepki verdiği görülmekte; bu durum, OSB’de sık karşılaşılan duygusal işlemleme güçlükleriyle uyumludur.
Araştırmalar, otizmli bireylerin yeni deneyimler karşısında yoğun kaygı yaşayabildiğini ve rutinlere bağlı kalma eğiliminde olduğunu göstermektedir (Boroson, 2016). Ancak filmde Temple’ın farklı çiftliklerde çalışmaya istekli olması, yüksek işlevsellik düzeyini ve çevresel destekle gelişebilen uyum becerilerini yansıtmaktadır. Temple Grandin filmi, otizmin temel özelliklerini yansıtmakla birlikte, istisnai bir örneği merkeze alarak otizmin güçlü yönlerini de vurgulamaktadır. Temple Grandin’in akademik ve mesleki başarısı, uygun çevresel destek ve bireysel kararlılığın gelişimsel sonuçlar üzerindeki önemini ortaya koymaktadır. Film, otizme dair gerçekçi ancak seçici bir temsil sunmaktadır.
Kaynakça
American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). Author. Boroson, B. (2016). Autism spectrum disorder in the inclusive classroom. Scholastic. Chakrabarti, S., & Fombonne, E. (2001). Pervasive developmental disorders in preschool children. JAMA, 285(24), 3093–3099. https://doi.org/10.1001/jama.285.24.3093 Dombrowski, S. C. (2014). Psychological testing and assessment. Sage Publications. Johnson, C. P., Myers, S. M., & American Academy of Pediatrics Council on Children with Disabilities. (2007). Identification and evaluation of children with autism spectrum disorders. Pediatrics, 120(5), 1183–1215. https://doi.org/10.1542/peds.2007-2361 Lai, M. C., Lombardo, M. V., & Baron-Cohen, S. (2014). Autism. The Lancet, 383(9920), 896–910. https://doi.org/10.1016/S0140-6736(13)61539-1 Lobar, S. L. (2016). DSM-5 changes for autism spectrum disorder. Continuum: Lifelong Learning in Neurology, 22(2), 514–530. https://doi.org/10.1212/CON.0000000000000308 Noens, I., van Berckelaer-Onnes, I., Verpoorten, R., & van Duijn, G. (2006). The communicative abilities in children with autism spectrum disorder. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 47(5), 497–505. https://doi.org/10.1111/j.1469-7610.2005.01573.x


