İçinde bulunduğumuz dijital çağda, etrafımızdaki her şey gibi romantik ilişkiler de hızla değişiyor. Günümüzde oldukça yaygın kullanılan Tinder, Bumble ve Hinge gibi online dating platformları, partner seçimini hızlı, ulaşılabilir ve efor gerektirmeyen bir hâle getirdi. İlk bakışta sonsuz seçenekleri elimizin altına seren bu platformlar iyi bir seçenek gibi görünse de, araştırmalar gösteriyor ki online dating ilişkiler hakkındaki bakış açımızı, ilişki kurma biçimimizi ve duygusal yatırımımızı köklü biçimde değiştiriyor. Bu dönüşümle birlikte ilişkisel yorgunluğun ve duygusal istikrarsızlığın arttığı; sonsuz seçeneklerin içinde kaybolduğumuz yeni bir era bize göz kırpıyor.
Dijital İlişki Pazarı
Online dating uygulamaları gitgide dijital bir ilişki pazarı hissi vermeye başlıyor. Artık doğal etkileşimlerden, bir insanın kişilik özelliklerinden ya da davranış biçiminden çok “kendini nasıl sunduğu” önemli oluyor. Yani aynı dijital bir ürün gibi insanlar da en iyi fotoğraflarını seçiyor, dikkat çekici yazılar yazıyor ve uygulamanın algoritmasında öne çıkmaya çalışıyor (Finkel et al., 2020).
Ayrıca bu algoritmanın içerisinde bazılarının daha çok öne çıktığı, bazılarının ise pek fark edilmediği görünmez bir hiyerarşi oluşuyor. Bu hızlı tüketim davranışı, ürün karşılaştırır gibi profil kıyaslama alışkanlığı ve oluşan görünmez hiyerarşi, karşımıza Tinder ekonomisi kavramını çıkarıyor (Bruch & Newman, 2022). Bu ekonomiye göre şekillenen ilişkiler ise anlamlı bir bağ kurma arayışından çok, sonsuz seçenek arasında yüzeyselleşen bir etkileşime dönüşüyor.
Seçenek Bolluğu Paradoksu
Dating platformlarının sunduğu potansiyel partner bolluğu her zaman daha iyisini bulabileceğimiz algısını yaratıyor. Bu durum ilk bakışta bir kolaylıkmış gibi görünse de, araştırmalar aslında bu kadar fazla seçeneğe sahip olmanın aksine seçim yapmayı zorlaştırdığını gösteriyor; ilişkisel yorgunluk artıyor, ilişkilere yapılan duygusal yatırım ve karşılığında alınan tatmin ise azalıyor (Mogilski & Welling, 2023).
Sağdan sola dakikalar içinde onlarca kişiyi kaydırarak ilerlerken neye, kime yatırım yapacağını belirlemek giderek güçleşiyor. Başta özgürlük gibi görünen bu ilüzyon zamanla bir yanılgıya ve kısır döngüye dönüşüyor.
Romantik Tükenmişlik
Devamlı kaydırma, onlarca profili karşılaştırma ve art arda başlayıp biten sohbetler yeni bir yorgunluk türünü karşımıza çıkartıyor: dijital decision fatigue.
Bu yorgunluk türünde kullanıcıların dikkat süreleri kısalıyor, sabırları azalıyor ve ilişki içerisindeki duygusal bağ kurma motivasyonları zayıflıyor. Araştırmalara göre sonsuz seçenek arasındaki karar verme baskısının yarattığı zihinsel yük tükenmişlik hissine sebep oluyor ve daha dürtüsel seçimler yaparak düşük bağlılık seviyeleri göstermeye neden oluyor (Iyengar & Lepper, 2000; Robbins, 2023).
Bunun yanı sıra art arda reddedilmek, yanıtsız kalan mesajlar, ghosting kültürü, aniden ortadan kaybolan potansiyel partnerler gibi olumsuz deneyimler uzun vadede insanlarda duygusal tükenmişlik hissi yaratabiliyor. İnsanlar gerçek hayatta yapmayacağı davranışları online platformlarda daha rahat yapabiliyorlar ve karşılığında pek de bir sorumluluk hissetmiyorlar. Bütün bu birikimlerin sonucundaysa kişilerin ilişkiye karşı motivasyonları düşüyor; ilişkiye ayırılan efor ve yapılan duygusal yatırım da gitgide azalıyor (D’Angelo & Toma, 2021).
Yalnızlık Döngüsü
Modern dating uygulamalarında bağlanma şekilleri de insanların nasıl ilişkiler kurup sürdürdüğü ile ilgili etkilidir. Araştırmalara göre kaçıngan bağlanan kişiler kendilerini online flört uygulamalarında daha rahat hissederler. Çünkü bu gibi platformlarda düşük yatırım gerektiren, belirli sınırları olmayan ilişkiler kurmak daha mümkündür (Braithwaite & Schroeder, 2021).
Sürekli yeni bir partner bulabilme imkânının olması duygusal eforu minimuma indiriyor ve daha yüzeysel, terk edilmesi kolay ilişkiler için zemin hazırlıyor (Balzarini, Muise & Kohut, 2022).
Hızlıca bağ kurabilme ve hızlıca kopma döngüsü, dating uygulamalarının ayakta kalmasını sağlayan döngü. Yani önce love bombing, ardından gelen ghosting döngüsü git gide normalleşiyor. İlişkiler hızlı başladığı gibi sonları da hızlı bitiyor (Summers & Finkel, 2024).
Tüm bu süreçler yalnızlık döngüsünü besliyor. Online dating insanların bağ kurma amacıyla tercih ettiği bir yol olup, karşılığında kurulan bağların sığlaşması ve sığlaşan bağların devamlı kopması, devamında yeni bağlar kurma isteği paradoksuna sürüklüyor.
Yani insanlar aslında duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için bu platformlara başvuruyorlar, hayal kırıklığına uğruyorlar. Bu süreçte kırıklık sonucu yalnızlık, reddedilme, değersizlik gibi birçok hisle boğuşurken aynı döngüye tekrar düşüyorlar. Bu da kaçınılmaz bir yalnızlık döngüsü beraberinde getiriyor (Bonsaksen et al., 2023; Nowland, Necka & Cacioppo, 2018).
Sonuç
Tüm bu buluntuların sonucu olarak online dating’in romantik ilişkileri tamamen yeniden şekillendirdiğini söylemek mümkün. Dijital platformlar bize sonsuz olasılık sunarken bir yandan da mental ve duygusal olarak yıpranmaya sebep olabiliyor.
Çeşitli etkenlerin sonucunda duygusal bir bağ kurmak için girilen bu platformlar kişilerde yalnızlık ve karmaşa hissi uyandırmasıyla sonuçlanabiliyor. Biriken duygusal yorgunluk, zihinsel yük, kurulan sığ ilişkiler ve artan seçenekler ile romantik ilişkiler sadece daha zor hâle gelmiyor; aynı zamanda daha kolay tüketilebilen ve tatmin edici olmayan bir deneyime dönüşüyor.
Kaynakça
Balzarini, R. N., Muise, A., & Kohut, T. (2022). The casualization of romance: How dating apps shape modern relationships. Computers in Human Behavior, 129, 107–118. https://doi.org/10.1016/j.chb.2021.107118
Bonsaksen, T., et al. (2023). Social media use and loneliness: A cross-national study. Health Psychology and Behavioral Medicine, 11(1), 215–231. https://doi.org/10.1080/21642850.2023.2184213
Braithwaite, S. R., & Schroeder, A. (2021). Attachment style predicts dating app behaviors. Journal of Social and Personal Relationships, 38(3), 742–761. https://doi.org/10.1177/0265407520974321
Bruch, E. E., & Newman, M. E. J. (2022). The structure of online dating markets. Proceedings of the National Academy of Sciences, 119(12), e2200144119. https://doi.org/10.1073/pnas.1610447113
D’Angelo, J. D., & Toma, C. L. (2021). The effect of repeated digital rejection on emotional exhaustion. Journal of Social and Personal Relationships, 38(5), 1337–1356. https://doi.org/10.1177/02654075211039017
Finkel, E. J., Eastwick, P. W., Karney, B. R., Reis, H. T., & Sprecher, S. (2020). Online dating: A critical analysis from the perspective of psychological science. Psychological Science in the Public Interest, 17(1), 3–33. https://doi.org/10.1177/1529100615623267
Iyengar, S. S., & Lepper, M. R. (2000). When choice is demotivating: Can one desire too much of a good thing? Journal of Personality and Social Psychology, 79(6), 995–1006. https://doi.org/10.1037/0022-3514.79.6.995
Mogilski, J. K., & Welling, L. L. M. (2023). Online dating and the paradox of choice: Cognitive and relational consequences of excessive partner options. Journal of Social and Personal Relationships, 40(5), 1283–1302. https://doi.org/10.1177/02654075221147354
Nowland, R., Necka, E. A., & Cacioppo, J. T. (2018). Loneliness and social internet use: Pathways to reconnection in a digital world. Perspectives on Psychological Science, 13(1), 70–87. https://doi.org/10.1177/1745691617713052
Robbins, M. L. (2023). Decision fatigue in digital dating: Cognitive overload and ilişkisel tükenmişlik. Cyberpsychology, Behavior, and Social Networking, 26(4), 245–253. https://doi.org/10.1089/cyber.2022.0234

