Perşembe, Haziran 11, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Her Şeyi Üstlenmek: Sessiz Bir Sözleşme

Bazı insanlar yükü istemeden alır. Ortada açık bir görev dağılımı yoktur, kimse yüksek sesle “sen yap” demez ama işler bir şekilde onların omzunda birikir. Eksikler fark edilir, aksayan durumlar toparlanır, duygusal boşluklar doldurulur. Zamanla bu durum bir tercih olmaktan çıkar, bir alışkanlığa dönüşür. Daha doğrusu görünmez bir sözleşme oluşur.

Sorumluluk ve Her Şeyi Üstlenmek Arasındaki Fark

Her şeyi üstlenmek çoğu zaman sorumlulukla karıştırılır. Oysa aralarında belirgin bir fark vardır. Sorumluluk, sınırları olan bir eylemdir; nerede başlayıp nerede bittiği bellidir. Her şeyi üstlenmek ise ucu açık bir haldir. Sadece yapılması gerekenler değil, yapılmayanlar da kişinin sorumluluğu gibi hissedilir. Başkasının kararsızlığı, ihmal ettiği alanlar ya da taşıyamadığı duygular sessizce devralınır. Bu eğilimin kökeni çoğu zaman erken dönem deneyimlere dayanır. Çocuklukta “idare eden”, “sorun çıkarmayan” ya da “büyük gibi davranan” çocuklar, yetişkinlikte de aynı pozisyonu sürdürme eğilimindedir. Ortamda bir boşluk varsa, oraya yönelirler. Çünkü boşluk, onlar için huzursuzluk demektir. Düzen sağlanmazsa bir şeylerin dağılacağına dair içsel bir inanış vardır.

Kontrol, Güvenlik Ve Duygusal Tükenmişlik

Psikolojik açıdan bakıldığında bu durum, kontrol ve güvenlik ihtiyacıyla yakından ilişkilidir. Kişi yükü üstlendiğinde, belirsizliği azaltır. En azından neyin kendi sorumluluğunda olduğunu bilir. Bu da kısa vadede rahatlatıcıdır. Ancak uzun vadede yıpratıcı hale gelir. Sürekli tetikte olmak, başkalarının ihtiyaçlarına duyarlı yaşamak ve kendi sınırlarını ertelemek duygusal tükenmişliğe zemin hazırlar (Maslach ve Leiter, 2016). Her şeyi üstlenen bireyler çoğu zaman “hayır” demekte zorlanır. Bu zorluk yalnızca karşısındakini kırma endişesinden kaynaklanmaz. Daha derinde, “Eğer ben yapmazsam değerim azalır mı?” sorusu yer alır.

Görünmezlik Korkusu ve İlişki Dinamikleri

Üstlenmek, bir süre sonra ilişki kurmanın temel yolu haline gelir. Kişi, yaptığı şeylerle var olmaya başlar; bırakırsa görünmez olacağından korkar. Bu noktada paradoksal bir durum ortaya çıkar. Her şeyi üstlenen kişi güçlü görünür ama içsel olarak yalnızdır. Çünkü destek veren rolde olanın, destek istemesi zordur. Yorgunluk dile getirilemez, ihtiyaçlar ertelenir, öfke bastırılır. Zamanla kişi, başkaları için fazlasıyla erişilebilir olurken kendisi için ulaşılmaz hale gelir.

İçsel Temasın Zayıflaması ve Örtük Beklentiler

Araştırmalar, sürekli başkalarının yükünü taşıyan bireylerin zamanla kendi duygusal ihtiyaçlarını tanımlamakta zorlandığını göstermektedir. Kişi ne hissettiğini değil, neyin eksik olduğunu görmeye alışır (Hobfoll, 1989). Bu da içsel temasın zayıflamasına yol açar. Yorgunluk bedende hissedilir ama nedeni tam olarak adlandırılamaz. Her şeyi üstlenmenin bir başka görünmeyen sonucu da örtük beklentilerdir. Kişi, farkında olmadan “ben hep buradayım” mesajını verir. Karşı taraf da bu duruma uyum sağlar. Yük paylaşımı zamanla dengesizleşir. Ancak bu dengesizlik çoğu zaman açık bir çatışmaya dönüşmez; sessiz bir kırgınlık olarak da birikebilir.

Sınır Koymanın Gerekliliği ve Farkındalık

Bu döngüyü fark etmek, her şeyi bir anda bırakmak anlamına gelmez. Ancak tam da bu noktada sınır koymak kritik, hatta çoğu zaman zorlayıcıdır. Çünkü her şeyi üstlenen biri için sınır, çoğu zaman suçlulukla yan yana durur. Oysa sınır koymak, ilişkiden geri çekilmek değil; ilişkiyi daha gerçek bir zemine taşımaktır. Herkesin kendi payını taşıdığı bir düzende bağlar zayıflamaz, aksine daha dürüst ve dengeli hale gelir.

Belki de mesele yükü tamamen bırakmak değildir. O yükü neden aldığımızı fark edebilmektir. Her boşluğu doldurmak zorunda olmadığımızı, her aksaklığın bize ait olmadığını kabul etmekle başlar bu farkındalık. Belki de yazının sonunda kendimize dürüstçe sormamız gereken soru tam olarak şudur: Bu yük gerçekten benim mi, yoksa bana mı ait kılındı?

Kaynakça

Hobfoll, S. E. (1989). Conservation of resources: a new attempt at conceptualizing stress. American psychologist, 44(3), 513. Maslach, C., & Leiter, M. P. (2016). Understanding the burnout experience: recent research and its implications for psychiatry. World psychiatry, 15(2), 103-111.

Elisa Ay Yılmaz
Elisa Ay Yılmaz
Elisa Ay Yılmaz, psikoloji lisans eğitimini tamamlamış olup çocuk gelişimi alanında tezli yüksek lisans çalışmalarını sürdürmektedir. Aile danışmanlığı, psikoterapide temel teknikler, kısa süreli çözüm odaklı terapi ve çocuk değerlendirme testleri üzerine aldığı eğitimlerle mesleki donanımını geliştirmektedir. Gönüllülük temelli danışmanlık deneyimiyle uygulama pratiğini güçlendiren Yılmaz’ın, uluslararası bir dergide yayımlanmış çalışması bulunmaktadır. Akademik bilgi birikimi ile saha deneyimlerini bir araya getirerek yazılarında çocukların bilişsel ve duygusal gelişimi, aile dinamiklerinin ruh sağlığı üzerindeki yansımaları ve çözüm odaklı yaklaşımlar üzerine odaklanmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar