Çarşamba, Mayıs 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Onay Arayışı ve Kendini İhmal Etmek

Günlük yaşamda birçok birey, çevresindeki insanları memnun etmeyi öncelik haline getirir. Bir isteği reddetmekte zorlanmak, başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymak ya da çatışmadan kaçınmak adına sürekli uyum göstermek, ilk bakışta olumlu sosyal davranışlar gibi değerlendirilebilir. Ancak bu eğilim süreklilik kazandığında, bireyin kendi sınırlarını ihlal etmesine ve psikolojik olarak yıpranmasına neden olabilir. People-pleasing olarak adlandırılan bu davranış örüntüsü, çoğu zaman fark edilmeden gelişir ve bireyin kendisiyle kurduğu ilişkiyi derinden etkiler.

People-Pleasing Nedir?

People-pleasing, bireyin başkalarının onayını kazanmak ve reddedilmekten kaçınmak amacıyla kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasıyla karakterize edilen bir davranış biçimidir. Bu kişiler genellikle “hayır” demekte zorlanır, başkalarının duygularını kendi duygularından daha öncelikli görür ve ilişkilerde uyumu korumak adına kendilerini geri plana iter. Kimi zaman bu durum, kişinin kendi sınırlarını fark etmesini dahi zorlaştırır.

Bu davranış çoğu zaman bilinçli bir seçim değildir; aksine, öğrenilmiş bir başa çıkma mekanizması dır. Kişi, kabul görmek ve ilişkilerini sürdürebilmek için bu şekilde davranması gerektiğine inanabilir. Zamanla bu durum, bireyin kendi isteklerini, ihtiyaçlarını ve sınırlarını tanımlamakta zorlanmasına yol açar.

Neden Kendimizi Geri Plana Atıyoruz?

People-pleasing eğiliminin kökeni çoğu zaman erken dönem yaşantılara dayanır. Çocuklukta koşullu sevgi deneyimleyen bireyler, “ancak uyumlu olursam değerliyim” gibi inançlar geliştirebilir. Bu inanç sistemi, bireyin öz değerini dışsal onay üzerinden kurmasına neden olur ve kişinin kendisini başkalarının beklentileri doğrultusunda şekillendirmesine yol açar.

Ayrıca, çatışmanın yoğun olduğu ya da duyguların açıkça ifade edilmediği ortamlarda büyüyen bireyler, huzuru korumak adına kendi ihtiyaçlarını bastırmayı öğrenebilir. Bu öğrenilmiş davranış kalıbı, yetişkinlikte de devam ederek bireyin ilişkilerinde aşırı uyumlu bir rol üstlenmesine neden olur.

Travmatik deneyimler de bu süreci derinleştirebilir. Özellikle reddedilme, ihmal ya da duygusal güvensizlik yaşayan bireyler, kendilerini korumak amacıyla başkalarını memnun etmeyi bir strateji haline getirebilir. Bu durum kısa vadede güvenli hissettirse de uzun vadede bireyin kendilik algısını zayıflatır ve kişinin kendi değerini sorgulamasına neden olabilir.

People-Pleasing Davranışının Sonuçları

Sürekli başkalarını memnun etmeye çalışmak, bireyin kendi ihtiyaçlarını ihmal etmesine neden olur. Bu durum zamanla duygusal tükenmişlik, zihinsel yorgunluğa ve içsel huzursuzluğa yol açabilir. Kişi, ne istediğini ya da ne hissettiğini ayırt etmekte zorlanabilir ve kendi kimliğinden uzaklaşma hissi yaşayabilir.

Bunun yanı sıra bastırılan duygular, özellikle öfke, zaman içinde birikir ve dolaylı yollarla ortaya çıkabilir. Bu durum pasif-agresif davranışlara, ani tepkilere veya ilişkilerde mesafe oluşmasına neden olabilir. İronik bir şekilde, başkalarını memnun etmeye çalışan bireyler, uzun vadede ilişkilerinde daha fazla çatışma yaşayabilir.

Ayrıca bu davranış, bireyin kendi sınırlarının başkaları tarafından ihlal edilmesine de zemin hazırlar. Kişi sürekli “evet” dediğinde, çevresindeki insanlar bu durumu normalleştirebilir ve bu da dengesiz ilişki dinamiklerinin oluşmasına neden olabilir. Bu noktada kişi, kendisini değersiz ya da görülmeyen biri gibi hissetmeye başlayabilir.

Sağlıklı Sınırlar ve Dengeyi Kurmak

People-pleasing davranışının dönüştürülmesinde en önemli adımlardan biri, sınır koyma becerisini geliştirmektir. Bu süreç, bireyin kendi ihtiyaçlarını fark etmesi ve bu ihtiyaçları ifade edebilmesiyle başlar. Kişi, kendi iç sesini duyabildikçe ve buna kulak verdikçe, daha dengeli kararlar almaya başlar.

Sınır koymak, karşı tarafı reddetmek değil; kendini korumaktır. Kişi, açık ve net bir iletişimle kendi sınırlarını ifade edebilir. Örneğin, “Şu an buna zaman ayıramam” ya da “Bu durumda kendimi rahat hissetmiyorum” gibi ifadeler, hem saygılı hem de koruyucu bir iletişim sağlar. Bu tür ifadeler, bireyin kendine verdiği değerin bir göstergesi olarak da düşünülebilir.

Bu süreçte suçluluk duygusu sıklıkla ortaya çıkabilir. Ancak bu duygu çoğu zaman öğrenilmiş bir tepkidir. Birey kendi ihtiyaçlarını önceliklendirmeyi öğrendikçe, bu duygunun etkisi azalır ve daha sağlıklı bir içsel denge oluşur.

Daha Dengeli Bir Benlik Mümkün mü?

People-pleasing davranışı, çoğu zaman görünmeyen bir öz saygı sorununun dışa yansımasıdır. Birey, başkalarını memnun etmeye çalışırken aslında kendi ihtiyaçlarını göz ardı eder ve bu durum zamanla içsel bir dengesizlik yaratır.

Sağlıklı ilişkiler yalnızca uyum üzerine değil, karşılıklı saygı ve sınırlar üzerine kuruludur. Kendi ihtiyaçlarını fark eden ve bunları ifade edebilen bireyler, hem kendileriyle hem de çevreleriyle daha dengeli bir ilişki kurabilir.

Unutulmamalıdır ki, herkes tarafından sevilmeye çalışmak çoğu zaman kişinin kendisinden uzaklaşmasına neden olur. Gerçek denge, başkalarını memnun etmek ile kendine saygı duymak arasında kurulan sağlıklı sınırlarla mümkündür.

Dilara Duran
Dilara Duran
2021 yılında Psikoloji Bölümü’nden mezun olduğumda, insan odaklı bir meslek yolculuğuna adım atmıştım. Üniversite yıllarım boyunca, iki yıl süren SOYAÇ projesinde yer alarak risk altındaki çocuklara akran danışmanlığı yapma fırsatı buldum. Onların dünyalarına dokunmak, güven inşa etmek ve empatiyle yaklaşmak, psikoloji pratiğine olan tutkumun temelini oluşturdu. Bu deneyimin ardından Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde stajyer psikolog olarak görev aldım; klinik gözlem, vaka notları hazırlama ve terapi seanslarına destek verme süreçleri, mesleki becerilerime pratik kazanım sağladı. Kariyerimi uluslararası bir zemine taşımak isteğiyle 2023’te Avustralya’ya taşındım. Burada önce bir yıl süren yoğun bir dil eğitimi programına katılarak akademik ve klinik iletişim becerilerimi güçlendirdim. Ardından Australian Psychological Society (APS) tarafından verilen denkliği alarak, Türkiye’de edindiğim teorik ve pratik birikimi Avustralya standartlarına uygun hale getirdim. Mesleki gelişimimi sürekli kılmak için travma terapileri, EMDR, bilişsel davranışçı terapi, otizm spektrum bozukluklarına yönelik müdahaleler ve ergenlerle yapılan danışmanlık gibi alanlarda ileri düzey eğitimler tamamladım. Özellikle “EMDR – A Clinician’s Primer” ve “Post-Traumatic Growth: Promoting Recovery” gibi programlar, travmanın uzun vadeli etkilerini anlama ve müdahale etme becerilerimi derinleştirdi. Bunun yanı sıra “Psychological First Aid” ve “PTSD in Autistic Populations” eğitimleriyle kriz anında etkili destek yöntemleri geliştirdim. Bugün bir psikoloji dergisinde köşe yazarı olarak, hem akademik hem de klinik deneyimlerimi okuyucularımla paylaşmayı; güncel araştırmalar ve vaka örnekleri üzerinden farkındalık yaratmayı hedefliyorum. Temel motivasyonum, insanın zorlandığı anlarda yanında olmak, bilimsel bilgiyle umut aşılamak ve içsel dayanıklılığını güçlendirmesine katkıda bulunmak. Psikoloji alanındaki yolculuğum devam ederken, hem bireylerin hem de toplumun ruh sağlığını iyileştirecek yeni yaklaşımlar keşfetmeye kararlıyım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar