Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ölüm Gerçekleşir, Yas Başlar…

Ölümün ardından yas başlar. Bu süreç, kimi zaman sessiz, kimi zaman da dışa vurulan duygularla yaşanır. Ancak nasıl ortaya çıkarsa çıksın, yasın mutlaka yaşanmasına izin verilmesi gerekir. Ölüm, dış dünyada gerçekleşirken; yas ise insanın iç dünyasında gerçekleşir. Ölüm net bir sonken, yasın ne zaman başlayacağı, nasıl ilerleyeceği ve ne zaman hafifleyeceği kişinin çocukluk anılarına göre değişir. Bir insanın ya da bir hayvanın kaybı yaşandığında çoğu insan bu kaybın gerçekliğinden kaçar ve yası hissetmek istemez, bastırmak ister. Çünkü acıyla yüzleşmek korkutucu gelir. Sağlıklı yas tutan kayıp yakını ölen kişiyi hayal ettiğinde onunla ilgili birçok duygu hisseder. Örneğin öfkeleniyorsa öfkelenmeli, üzülüyorsa üzülmeli, çaresiz hissediyorsa da çaresiz hissetmelidir. Bu duygularda kalması ve bunları kelimeye döküp ifade edebilmesi olumlu bir durumdur (Harzadın, 2021, s.145).

Yas Tutulmadığında Ne Olur?

Yas tutulmadığında insan dışarıdan çok güçlü görünür, yaşadığı kayba rağmen hayatına devam ediyor gibi görünür. Etrafındakilere her şey yolundaymış gibi hissettirir. Ancak kişi iç dünyasında sürekli bir eksiklik hisseder. Bu eksikliği çoğu zaman adlandırılamaz ama hisseder. Bu kişinin genelde iç dünyasında hissettikleri: anlamsız bir boşluk, sebepsiz bir huzursuzluk ya da sürekli bir yorgunluk hali olabilir. Yas bastırıldığında, zaman geçtikçe kişiye farklı biçimde dönebilir. Üzüntü ifade edilemedikçe öfkeye dönüşebilir. Özlem yaşanmadıkça donukluk olarak ortaya çıkabilir. Bunların dışında 6 ay, 1 sene sonra kişide kronik yorgunluk olabilir ve bazı bedensel hastalıklar aniden ortaya çıkabilir.

Bu yüzden ilk aşama ölümü kabullenebilmektir. Ölüm kabullenebilindiğinde yas başlar. Devamında da yasın ortaya çıkardığı duygularla temas başlar. Bu duygular genelde boşluk, yalnızlık, çaresizlik, suçluluk, öfke şeklinde olabilir. Kişi bu duygularıyla ilgili çalışmalar yaptıkça yas evresini sağlıklı bir şekilde atlatabilir. Kayıp yaşayan kişinin ölen kişiyle ilgili duyguları çok güçlü ise, zamanla davranışları ölen kişiye benzemeye başlayabilir. Böylece kayıp yakını, ölen kişinin artık hayatta olmadığını kabul edememe durumunda olabilir. Yani aslında ölen kişi dış dünyada hayatta değildir ama kayıp yakının iç dünyasında hala yaşıyordur.

Eğer ölümü kabullenmeme durumu aylarca, yıllarca devam ederse ölü yakını kendini ölü gibi hissetmeye başlayabilir. Yani kişi ölen kişiye dönüşüp, ölü gibi bir yaşam sürebilir. Yas tutulmadığında ilişkiler de etkilenebilir. Kayıp yaşayan kişi, kendini duygusal olarak diğer kişilerle olacak olan iletişime kapatabilir. Kişi için bağ kurmak zorlaşır, yakınlık tehdit gibi hissedilebilir. Kişinin yası uzun sürdüyse genelde toplum buna tahammül edemez ve yasın kısa sürmesini ister. “Artık toparlan”, “hayat devam ediyor” gibi cümlelerle acıyı hızlandırmaya çalışır. Oysa bu tarz cümleler kaybı olan kişiye iyi gelmez.

Yas Dönemine İyi Gelen Şeyler Nelerdir?

Dini ve kültürel adetler, bireyin yasını ifade etmesini kolaylaştırır. Ölü yıkanırken yanında olma, ölen kişinin yüzünü görmek ya da cenaze sonrasında eve taziye için ziyaretçilerin gelmesi gibi durumlar kayıp yakınının yas sürecine girmesini daha kolaylaştırır. Bu süreçte kayıp yakının mezar ziyaretinde bulunması da önemlidir. Mezarlığa gidilir, dualar okunur ve ‘o öldü, artık gelmeyecek.’ telkini kayıp yakının beyninde yer edinir ve yas tutması kolaylaşır.

Bu süreçte geçmişte yası tutulmayan travmalar ile bağ kurmak, yüzleşmek de çok etkilidir. Terk edilmek, reddedilmek gibi yarım kalmış olaylarla temas kurmak şifalanmak için önemlidir. Yas, ölen kişiyi ve onun hatıralarını unutmak demek değildir. Yas, kaybı inkar etmeden yaşanan kayıpla birlikte yaşamayı öğrenmektir. Bu süreç sağlıklı bir şekilde yaşanmadığında, kişi yaşadığı kaybı geride bırakamaz; sadece onun etrafından dolaşır. Ve bu yüzleşme hali yaşanmadıkça, dolaşma hali zamanla daha yorucu hale gelir.

Kaynakça

Harzadın, T. (2021). Yeniden bağlanmak. Kanon Yayın Evi.

Sizce toplumun yas sürecindeki bu “hızlı toparlanma” baskısı, bireylerin yasını sağlıklı bir şekilde tamamlamasını en çok hangi yönden engelliyor?

Merve Öz
Merve Öz
Ben Merve Öz, aile danışmanı, cinsel danışman ve sosyolog olarak; birey, çift ve aile dinamikleri üzerine çalışıyor, ilgili alanlarda bireysel ve çift danışanlarla çalışmalar yürütüyorum. Hâlen rüya analizi eğitimi almakta olup, danışanların rüyalarını duygusal süreçleri anlamaya yardımcı bir araç olarak değerlendiriyorum. Çalışma Alanlarım: Bireysel danışmanlık, Çift danışmanlığı, Aile dinamikleri, İlişki ve cinsellik konuları. Aldığım Eğitimler: Aile danışmanlığı | Sarı psikoloji, Cinsel terapi | Boğaziçi kampüs, Psikoterapide gelişimsel yaklaşım |Timur Harzardın Psikoterapide rüya analizi (eğitim devam ediyor.) |Timur Harzadın Şuanda bireysel & çift danışanlarla online olarak seans yapıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar