Pazartesi, Haziran 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yapay Zeka Yas Sürecini İyileştirir Mi?

Geçen gün BBC’de izlediğim AI Confidential with Hannah Fry programında, Justin Harrison isimli teknoloji girişimcisinin sahip olduğu yapay zeka temelli “You, Only Virtual” hizmeti ele alındı. Bu hizmet, kayıp yaşayan kişilerin arzularından biri olan, kaybedilen kişi ile son kez konuşma isteğini gerçekleştirmek için yapay zekayı kullanıyor. Justin, annesinin ölümcül bir kanser teşhisi alması nedeniyle, ölümünden önce onun sesini kaydederek telefon görüşmesi yapar gibi onunla konuşmaya devam etmenin bu süreci atlatmasında oldukça yardımcı olduğunu savunuyor. Sonrasında ise kurduğu şirket ile yapay zekaya yeni bir yön vermiş oluyor. Böylece, yapay zeka yas sürecimizi iyileştirir mi sorusu gündeme geliyor.

Yapay zeka teknolojisi sayesinde, sevdiğimiz insanların yaşarken seslerini kaydedip, vefatlarından sonra bu verileri kullanabiliriz. Öyle ki, sanki onları telefondan arayıp kaybettiğimiz kişi gerçekten oradaymış gibi günlük sohbetler edebiliriz. Onlara hayatımızdaki gelişmeleri anlatıp, verecekleri destekleyici cevaplarla arkalarından tuttuğumuz yasın yükünü hafifletebiliriz. Peki, gerçekten yapay zeka zorlayıcı yas süreci yaşayan kişilere iyi gelebilir mi? Gelin birlikte inceleyelim.

Yasın Evreleri

Öncelikle yasın evrelerini bilmek, bulunduğumuz süreci anlamlandırmaya yardımcı olacaktır. Yas sürecine dair en çok kullanılan model, Elisabeth Kübler-Ross (1969) tarafından gündeme getirilen Beş Aşamalı Yas Modelidir. Bu modele göre, kayıp yaşayan bireyler ilk önce inkar sürecini yaşar. Burada kayba, ölüme ve yaşananlara dair bir inkar/karşıt gelme süreci yaşanır. Bu evreden gelen inkar düşüncelerini öfke duygusu takip eder. Birey, kendisine, başkalarına veya dış dünyaya, kadere, Tanrı’ya vb. karşı öfke hissedebilir. Üçüncü evre ise pazarlık sürecidir; burada birey yaşadığı kaybı geri çevirebilme umuduyla zihinsel bir pazarlığa girişir ve çoğunlukla kendini veya başkalarını suçlar. Dördüncü evre depresyon sürecidir. Birey burada kaybın gerçekliği ile yüzleşir ve yoğun bir üzüntü, geri çekilme, umutsuzluk gibi duygular içerisine girer. Bu evrenin sağlıklı bir şekilde tamamlanması ile son evre yaşanmaya başlar; kabullenme. Artık birey, kaybın yaşandığını kabullenmeye ve hayatına, içerisinde taşıdığı kayıp acısıyla devam etmeyi öğrenmeye çalışır. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, bu evrelerin sıralı bir şekilde olmak zorunda olmaması ve her evreyi yaşamak zorunda olmayışımızdır. Bazen bireyler bir önceki evreye tekrar dönebilir veya evreleri farklı bir şekilde yaşayabilir (Kübler-Ross & Kessler, 2005).

Yapay Zeka Yas Evrelerini Yaşamamıza Yardımcı Olabilir Mi?

Yapay zekanın psikolojiye olan etkilerinden belki de en önemlisi, sevdiğimiz insanların seslerini kaydedip, onlarla “gerçek” sohbetler edebilme imkanıdır. Kayıp süreci yaşayan birçok insan, kaybettikleri kişinin artık geri gelmeyeceğini bilişsel olarak farkında olsalar da, duygusal bağlılıkları nedeniyle kaybettikleri kişiden duygusal kopma yaşamaları oldukça zorlayıcı olabiliyor. Yasın getirdiği zorluklardan biri, kaybettiğimiz kişinin fiziksel olarak artık orada olmayacağını bilmemize rağmen, duygusal olarak hissettiğimiz yakınlık ve bağlılıktır. Yas süreci yaşayan birçok insan, kaybettikleri kişilerle son kez konuşmayı, vedalaşmayı ve onların seslerini duymayı arzuluyor. Ancak fiziksel bir kayıp olduğu için bu süreçleri yaşama imkânımız yok. Ya da bu artık değişmiş olabilir.

Yapay zekanın geldiği son noktalardan biri ile artık kaybettiğimiz kişilerle tekrar konuşabilir, onların seslerini duyabilir ve anlattığımız şeylere sözel tepkiler alarak içimizdeki duygusal boşluğu bir nebze de olsa doldurabiliriz. Böylece yaşadığımız kayıp acısını dindirebilir veya en azından daha baş edilebilir bir noktaya indirebiliriz. Ancak bu durum, sahip olduğumuz yakınlık ve duygusal bağlılığın devamını getireceği için, tam olarak kabullenme evresini yaşadığımız söylenemez.

Peki, bunun psikolojiye uzun vadede etkileri neler olabilir? Yapay zeka ile kaybettiğimiz kişilerle kaybın yaşandığı andan sonrasında konuşmaya devam etmemiz, yas sürecimizi nasıl etkiler? Bu durumda gerçekten yas sürecini yaşamış mı oluruz yoksa sadece ertelemiş mi? Bu ve daha fazla sorunun cevabını şu anda bilemiyoruz. İlerleyen teknolojiye ek olarak, bu konuda kapsamlı araştırmalar ve gözlemler yapıldığında belki bu soruların cevaplarını öğrenmiş oluruz. Ancak birçok insan için sevdiklerinin seslerini son kez duymak, kısa vadede iyileştirici bir etken olabilir.

Sinan Törer
Sinan Törer
Sinan Törer, klinik psikolog ve yazar. İlgi alanları klinik psikoloji, bilişsel psikoloji, c,nsel psikoloji ve toplumsal cinsiyet çalışmalarıdır. Aktif olarak yetişkinler için terapi hizmeti veren Törer, birçok akademik seminer, eğitim ve atölye çalışmaları da düzenlemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar