Cuma, Temmuz 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Okul Öncesi Dönemde Yalan Söyleme Davranışı: Bölüm 3

Bu yazıda okul öncesi döneme denk gelen 2-6 yaş aralığındaki çocukların bilişsel gelişimleri ve yalan söyleme davranışları incelenmektedir. Yazı genel anlamıyla çocukların neden yalan söylediği ve çocukları yalana iten sebepler üzerinde durmakta ancak bu yalanlara karşı neler yapılabileceğine detaylıca değinmemektedir. Yazının amacı çocuklardaki yalanın nedenlerini anlamaktır. İlk bölümde okul öncesi dönemin bilişsel gelişimi üzerine değinilmiş, ikinci bölümde ise yalan söyleme davranışı incelenmiştir. Bu son bölümde ise yalan söyleme davranışı üzerine diğer araştırmacıların ve kuramların yorumlarına yer verilecektir.

2. Yalan Söyleme

Bir diğer araştırmaya göre 2 yaş civarındaki bir çocuk, bir başkasının fiziksel görünümü kötü olduğunda bunu açıkça söyleyebilir. Ancak yetişkinlerin, çocuklarının bu fikirlerini açığa çıkarmalarına yönelik engelleme girişimleri çocuk açısından bir bakıma doğruluğa karşı vurulmuş bir darbe olarak görülebilir. Çocukların daha sonra yaşanabilecek benzer yaşam olaylarında yetişkinlerin tembihlemelerine uygun bir şekilde davranmaları aslında çocukların küçük beyaz yalanlar söylemelerinin nasıl teşvik edildiğinin bir göstergesidir.

Yakın tarihte yapılan bir araştırmada ise Talwar ve Crossman (2008), küçük yaş çocuklarında yalan söyleme davranışının gelişimini ortaya koyabilmek için gelişimsel yalan modelini öne sürmüşlerdir. Bu modelin ilk düzeyini oluşturan “birincil yalanlar”, 2-3 yaş civarındaki çocukların doğru olmayan ifadeleri istendik bir şekilde kullanmaya başlamasıyla görülmektedir. Bu tür yalanların en önemli özelliği, çocukların yalan söylerken karşılarındakinin zihinsel durumunu dikkate almamaları ve basit düzeyde olmalarıdır. Dört yaşla birlikte ortaya çıkan “ikincil yalanlar” aşamasında, gelişmekte olan zihinsel beceriler ile birlikte bir başkasının gerçek durumu bilmediğinin farkında olan çocuklar buna göre söz ve eylemlerini düzenleyip başkalarını daha stratejik ve profesyonel bir biçimde kandırabilirler. Yalan söyleme davranışının gelişimi konusunda öne sürülen ve yazarların bilgisine göre tek olan bu model, zihinsel becerilerin yalan söyleme davranışında önemli bir yeri olduğunu ifade etmektedir.

Klasik davranışçı kuramlar sıklıkla pekiştirme kavramı üzerine durmaktadır. Yani bir davranış ne kadar çok pekiştirilirse (ödüllendirilirse) o kadar sık tekrar eder. Örnek vermek gerekirse aileden biri evdeki ebeveynlerden birinin eşyasını bozdu diyelim. Çocuğun buna şahit olduğunu gören ebeveyn çocuğa “eğer bunu ona söylemezsen sana çikolata alacağım.” teklifinde bulunursa ve bu tür davranışlar sık sık yapılırsa çocuk yalan söyleme davranışını kazanmış olacaktır. Bandura’nın dolaylı pekiştirme ve dolaylı ceza kavramlarını ele alırsak yukarıdaki örneği şu şekilde değiştirmek mümkündür: Abisinin bu şekilde ödüllendirildiğini gören küçük kardeş de bu davranışı tekrarlayabilir ama aksi durumda abisinin diğer ebeveyn tarafından yalan söylediği için cezalandırıldığını görürse yalan söyleme davranışında bir azalma ya da yok olma görülebilir.

Dr. Bruce Perry ve Maia Szalavitz’in “Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk” isimli kitabında alıntılar ve bu alıntılara yapabileceğimiz yorumlara bakalım:

  • “Kişinin bir benlik geliştirebilmesi için seçim yapması ve bu seçimlerin sonuçlarından öğrenmesi gerekir; size öğretilen tek şey itaat etmek olursa, neleri sevdiğinizi ve istediğinizi anlamanız mümkün olmaz.” İtaatkâr çocuk, toplumumuzda sıklıkla istenen bir tiptir. Ancak bu durum özünde iyi karşılanabilecek bir özellik değildir. Öncelikle çocuğun kendine ait bir benliği olmaz ve bu da hayatının tüm anlarında siz gibi davranan ve hatalarının nedenini de siz gibi anlayamayan biri olmuş olur. Diğer bir sakınca ise hem bu tür çocuklarda hem de itaatkârlığı sevmeyen ancak çaresi olmayan çocuklarda uyulması beklenen bir davranışa uyulmadığı zaman yalan söyleme davranışı görülebilir.

  • Ayrıca Dr. Bruce Perry ve Maia Szalavitz, çocuklarla iletişime dair şu sözlerle aslında çocukların yalan söyleme davranışlarına katkıda bulunduğumuzun da altını çizmiş gibi oluyor: “Yere çömelip onların boyuna inmek, kararlı ama yumuşak bir tavırla konuşmak ve çocuklara güvenli bir yerde olduklarını anlatmak çocukların öğrenemeyecek kadar fazla uyarılmasını ve disosiyatif olmasını engelleyebilir. Zamanla daha yoğun deneyimlerle uğraşmak için kendilerini daha iyi hissederler.” Çocuklara yukarıdan otoriter bir şekilde bakmak, kararlı olacağız diye ses tonunda baskılamaya gitmek ve emrivaki konuşmak aslında çocuklarda fazla uyarılmaya ve çözülmeye (sanki burada değilmişçesine dalıp gitme gibi davranışları içeren benliğin ayrışması durumu) sebep olabilmektedir. Bu durum da ya panikle ya da dalıp gitmeden kaynaklı yalana gidebilmektedir.

  • Ayrıca iletişimde nelere dikkat etmemiz gerektiğine dair birkaç ekleme daha yapmışlardır: “Etkin katılım sağlama sırası şöyle: (1) Düzene sok, (2) anla ve (3) çocuğu ikna et. Sıralamayı bozmak etkisiz iletişime, her iki taraf için de sıkıntıya ve bazen ‘kaç veya savaş’ ya da ‘içine kapanma’ disosiyasyon davranışlarına neden olur.” Düzensizlik anlamsızlığa, anlamsızlık anlaşılamamaya, anlaşılamama iknanın düşüşe geçmesine ve bütün bunların toplamı ise iletişimin etkisizleşmesine neden olacaktır. Bu gibi bir durumda çocuk ya kendisini savunmaya çalışacak (savaş- yoğun tepkiler) ya sizden kaçacak (kaç- yalanlar ya da kaçamak cevaplar) ya da tüm bağlamdan kopacak ve donacak (disosiyatif tepkiler).

Sonuç

Sonuç olarak okul öncesi dönemdeki çocukların yalan söyleme davranışının birden fazla nedeni olabilmektedir. Görüldüğü üzere bu nedenler sıklıkla çocuğun yakın çevresi (özellikle ebeveynleri) kaynaklı olmaktadır ancak çocuğun bilişsel, duygusal ve içsel yapısının da bu durumda etkisi olduğu görülmektedir. Yalanın bir sorun olarak görülebilmesi için öncelikle sıklığına bakılması ve nedenlerine inilmesi ebeveyn tutumları açısından büyük önem arz etmektedir.

Kaynakça

  1. Ekman, P. (1989). Çocuklar Neden Yalan Söyler. Yakamoz Yayınevi.

  2. Aydın, M. Ş. (2021). Çocuklarda Yalan Söyleme Davranışı ve Gelişim Süreçleri. Muhakeme Dergisi/Journal 4(1), 4.

  3. Aydın, M. Ş., Eskicioğlu, G., Dayhan, T., Karabacak, A., Karakaş, E. (2020). 3-5 Yaş Çocuklarında Zihin Kuramı ve Yönetici İşlev Becerilerinin Olumsuz ve Prososyal Yalan Söyleme Davranışları Üzerindeki Etkisi. Çocuk ve Gelişim Dergisi, 5(3), 48-49.

  4. Kol, S. (2011). Erken Çocuklukta Bilişsel Gelişim ve Dil Gelişimi. Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 21, 7-9.

  5. Perry, B., Szalavitz, M. (2017). Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk. Koridor Yayıncılık.

Furkan Sadık Öz
Furkan Sadık Öz
Furkan Sadık Öz, lisanslı psikolojik danışman olarak 2022 yılından beri bir özel eğitim kurumunda rehber öğretmen olarak çalışmaktadır. Aldığı eğitimlerin büyük bir kısmı çocuk psikolojisiyle ilgili olmakla birlikte pozitif psikoloji, travma ve yas ve öz terapi üzerine de eğitim almıştır. Çeşitli dergilerde yazıları bulunan yazar, sıklıkla şu konular hakkında yazmaktadır: çocuk psikolojisi, kişisel gelişim, farkındalık, travmatik yaşantılar, ilişkiler ve psikolojik rahatsızlıklar. Yazarak insanlarda farkındalıklar oluşturabileceğini düşünen yazarın “Kızıl Gelincik” ve “Manil” isminde iki kitabı vardır. Ayrıca kendisini çocuklara adayan yazar, yine onlar için eğitici ve öğretici materyaller de tasarlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar