Cumartesi, Temmuz 11, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Okul Öncesi Dönemde Yalan Söyleme Davranışı: Bölüm 1

Bu yazıda okul öncesi döneme denk gelen 2-6 yaş aralığındaki çocukların bilişsel gelişimleri ve yalan söyleme davranışları incelenmektedir. Yazı genel anlamıyla çocukların neden yalan söylediği ve çocukları yalana iten sebepler üzerinde durmakta ancak bu yalanlara karşı neler yapılabileceğine detaylıca değinmemektedir. Yazının amacı çocuklardaki yalanın nedenlerini anlamaktır. Tüm kısaltmalara ve açıklamalara rağmen uzun bir konu olduğundan yazı, üç bölüme ayrılacaktır. Yazının uzunluğundan dolayı kaynakça üçüncü bölümde toplu bir şekilde yer alacaktır. Bu ilk bölümün konusu okul öncesi dönemin bilişsel gelişim düzeyidir.

1. Bilişsel Gelişim

Spontanlığımızın (etkilenmeden kendiliğinden davranabildiğimiz) en üst noktasını yaşadığımız 2-6 yaş civarı ya da diğer bir tabirle okul öncesi dönemde öncelikle bilişsel gelişimimize bir göz atalım:

Piaget’nin kuramına göre incelediğimizde 2-6 yaş aralığının işlem öncesi döneme tekabül ettiğini görüyoruz. Bu dönemin genel özellikleri arasında şunlar yer alır:

a. Egosantrizm dediğimiz çocuk benmerkezciliği vardır. Bu özelliğe göre çocuk kendisini her şeyin sebebi (“annem ve babam ben yaramazlık yaptım diye boşandı” veya “ben göremiyorsam/sevmiyorsam onlar da göremez/sevmez.”) olarak görür.

b. Monolog ve toplu monolog görülür. Yani çocuklar sıklıkla kendi kendilerine konuşurlar ya da oyuncaklarıyla konuşurlar (monolog), ayrıca birden fazla çocuk oyun oynarken sanki birbiriyle konuşuyor gibi gözükse de içlerine girdiğinizde her birinin ayrı ayrı ve birbirinden alakasız konuştuğunu (toplu monolog) görürüz.

c. Paralel oyun da bu dönemde yer alan bir diğer özelliktir. Tıpkı toplu monologtaki gibi çocuklar ortak bir oyun oynuyor gibi gözükürler ancak içlerine girdiğiniz zaman her birinin aslında farklı bir oyun oynadığını görürsünüz.

d. Sihirli (magic ya da büyüsel) düşünmenin yol açtığı canlandırmacılık (cansız bir varlığa canlı özellikler atfetme. Örneğin, yağmur yağdığında bulutların ağladığını düşünür.) ve sembolik oyun (nesneyle veya nesne olmaksızın hayali oyunlar geliştirme. Örneğin; tabak onun için bir direksiyon olabilir, aynı zamanda elinde hiçbir şey olmasa bile hayali bir direksiyon tutuyormuş gibi oynayabilir.) görülür.

e. Yapaycılık dediğimiz doğa olaylarında insan özelliği arama durumu da görülür. Örneğin çocuğa gölün nasıl oluştuğunu sorduğunuz zaman size “işçi amcalar önce bir çukur kazdı ve sonra muslukla içine su doldurdu.” diye yanıt verir.

f. Bir sınırlılık olarak odaklanma/odaktan uzaklaşamama görülür. Burada çocuk aynı anda sadece tek bir etkinliğe odaklanabilir, bir etkinlik dizisinde sadece en sondakini aklında tutabilir ve gerisini hatırlamakta zorlanır, birden fazla özelliği olan bir eşyanın (genelde oyuncak) tek bir özelliğine odaklanır.

İşlem Öncesi Dönemde Düşünce Sınırları

Ayrıca bunun sonucunda çocukta özelden özele akıl yürütme (her gün mutfakta kahvaltı yapılıyorsa “kahvaltı sadece mutfakta yapılır” diye düşünmek), tek yönlü sınıflama ve sıralama (nesnenin birden fazla boyutuyla sınıflamak yerine tek bir özelliğiyle sınıflama. Mesela renk, boyut ve şekil verirseniz sadece birine göre sınıflama yapar.), tersine çevirememe (çocuğun gözü önünde geniş kaptan dar ama uzun kaba su boşaltırsınız ve çocuk dar kapta daha fazla su olduğunu söyler), dolaylı gerçeği kavrayamama (denizin renginin mavi olduğunu söylerler, oysa deniz şeffaftır ve gökyüzünün rengini yansıtır.), yanlış bağdaştırma (senkretik düşünme, aralarında ilişki olmayan iki durum arasında bağ kurmaktır. Bir olay her zaman aynı şekilde sonuçlanır ya da fili hayvanat bahçesinde gördüyse fil sadece orada yaşayabilir.), yanlış inancı kavrayamama (karşıdaki gibi düşünememe, olayları kendi bakış açısıyla değerlendirme. Mesela bir çocuğa taş gibi boyanmış bir sünger verilir ve sonrasında çocuğa bunun sünger olduğu gösterilir. Ardından “başka bir çocuk sana verdiğimi görseydi, buna ne derdi?” sorusu yöneltilince çocuk “sünger” yanıtını verir.) ve parça-bütün ilişkisi kuramama (çocuğa nerede olduğunu soruyorsunuz ve çocuk da size evde olmadığını, odada olduğunu söylüyor.) görülür.

Ayrıca bu yaş grubu genellikle somut kavramları anlamlandırmada bile zorluk yaşarken onları soyut kavramlar (ahiret, cennet, cehennem, melek, şeytan vb.) tanıştırmak hem zihinsel hem de duygusal gelişimleri açısından büyük sorunlar oluşturur. Hayali arkadaşlarının olabilmesinden kaynaklı olarak sürekli anlattıklarınızı zihninde canlandırır ve onları gerçekte de varmış gibi sayabilirler. Buna ek olarak bu kavramları tam olarak anlayamadıklarından dolayı sıklıkla bu konu üzerine düşünür, sorular yöneltir ve oyunlarına da olmak üzere hayatlarının çoğu alanına dahil edebilirler.

Sosyal Çevre ve Öğrenme Süreçleri

Vygotsky’e göre çocuk tek başına öğrenebileceğinden daha fazlasını yakınsak gelişim alanıyla ortaklık yaparak işbirlikçi öğrenme yoluyla etkili öğrenebilir, buna göre bir konuyu öğrenmede sorun yaşayan çocuğun yanına bu konuyu iyi bilen bir çocuğu bırakarak birlikte (işbirlikçi) çalışmaları sağlanırsa öğrenme daha güçlü olur. Ayrıca çocuk zihni sadece kendi keşiflerinin sonucu değildir, çevreden edindiği bilgi ve kavramsal âletler zihinsel gelişmesine büyük kolaylıklar sağlar.

Bruner’e göre çocuklar, algılarının tutsağıdır. Herhangi bir nesneyi, olayı, durumu nasıl algılarlarsa zihinlerinde o şekilde canlandırırlar.

Sonuç olarak Vygotsky ve Bruner’in kuramlarına dayanarak yorum yapacak olursak çocuklar çevresinde gördüklerinden ve kendi algılama biçimleri etkilenir ve bu etki onların davranışlarını şekillendirir.

Furkan Sadık Öz
Furkan Sadık Öz
Furkan Sadık Öz, lisanslı psikolojik danışman olarak 2022 yılından beri bir özel eğitim kurumunda rehber öğretmen olarak çalışmaktadır. Aldığı eğitimlerin büyük bir kısmı çocuk psikolojisiyle ilgili olmakla birlikte pozitif psikoloji, travma ve yas ve öz terapi üzerine de eğitim almıştır. Çeşitli dergilerde yazıları bulunan yazar, sıklıkla şu konular hakkında yazmaktadır: çocuk psikolojisi, kişisel gelişim, farkındalık, travmatik yaşantılar, ilişkiler ve psikolojik rahatsızlıklar. Yazarak insanlarda farkındalıklar oluşturabileceğini düşünen yazarın “Kızıl Gelincik” ve “Manil” isminde iki kitabı vardır. Ayrıca kendisini çocuklara adayan yazar, yine onlar için eğitici ve öğretici materyaller de tasarlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar