Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Okul Öncesi Çocuklarında Davranış Problemleri

Klinik Psikoloji uzmanlığına göre, ilk olarak çocukların duygusal gelişimi evde başlar. Bu noktada ailede yaşanılan her şey çok önemlidir. Çocuklar, gelişim dönemlerinde birtakım sorunlarla karşılaşırlar ve davranışsal, duygusal olarak farklı tepkiler verirler. Bazı çocuklar doğuştan daha sakin ya da daha hareketli olur. Belli bir mizaçları vardır. Mizaçları dışında ise çocukların büyürken yaşadığı çevreden etkilenme durumları vardır: aile, okul, öğretmenler, arkadaşlar ve yaşadığı olaylar gibi. Çocuğun doğuştan getirdiği özellikler ile yaşayarak öğrendiği davranışlar birleşince onun çevreye uyumunu etkiler.

Bu iki etmen:

  • Bazı çocukların zor durumlarla daha kolay baş etmesini sağlar.

  • Bazı çocuklarda da uyum sorunlarına yol açabilir.

Yani çocuğun hem doğuştan gelen özellikleri hem de yaşadığı ortam, onun uyumlu ya da uyumda zorlanan bir çocuk olmasını belirler. Aynı zamanda çocukların bu uyum sorunlarını gerçekleştiriyor olması ilerleyen yaşlarda ruhsal sorunlar yol açabilmektedir (Eratay, 2011).

Çocuklarda Görülen Uyumsuz Davranışların Nedenleri Nelerdir?

  • Temel ihtiyaçların doyurulmaması.

  • Ebeveyn ilişkileri.

  • Yakın çevre.

  • Sosyoekonomik nedenler.

Çocuklarda Görülen Uyumsuz Davranış Çeşitleri

  • Davranış bozuklukları

  • Duygusal bozukluklar

  • Alışkanlık bozuklukları

  • Ruhsal bozukluklar

Davranış Bozuklukları

Davranış bozuklukları, çocuktan çocuğa farklılık göstermektedir ve duygusal ve davranışsal problemler, çocuklarda yaşlara göre değişik oranlarda görülmektedir. Davranış problemleri, bireyin kendisi ya da başkaları için sorun yaratan durumlardır. Birkan’a (2002) göre; bir davranış, bir çocuk yapmış olduğu davranışı yapmamayı becerebilecek yeterlilikte olduğu ve yapmaması söylendiği halde, tekrar tekrar yaptığında sorunlu davranış olarak kabul edilmektedir.

Çocuğun yaşı, cinsiyeti, doğum sırası, ailedeki kardeş sayısı, anne babanın yaşı, mesleği, eğitim düzeyi davranış bozuklukları ile ilişkilendirilebilmektedir. Ailede istismara tanık olmak ve birebir yaşamak da kişilikte bozukluğa yol açabilmektedir. Yoksulluk, anne veya baba yokluğu, çocuğa yeteri ilgi verilmemesi, ebeveyn terki veya ebeveynin mükemmeliyetçi olması gibi nedenler çocukta alt ıslatma, tırnak yeme, yalan söyleme, inatçılık, okula gitmek istememe, iştahsızlık gibi davranış problemlerine yol açabilmektedir.

Çocuklarda sıklıkla görülen davranış bozuklukları genellikle korku, uyku, saldırganlık, inatlaşma, kurallara uymama, hırçınlık ve konuşmadır. İnatlaşma davranışı, özellikle bağımsızlık kazanmaya çalıştıkları ve birey olduklarının farkına varmaya başladıkları dönemde merak duygusuyla dünyayı keşfetme, inatlaşma durumları gözlenmektedir. İnatlaşma, 2-4 yaş arası görülür ve 3 yaş, “inat yaşı” olarak tanımlanır. Çocuklar, bu dönemde herkesle, anne, baba ve çevresindekiler ile ayırım yapmaksızın her zaman ve her yerde, her konuda çatışmaya girebilirler. Bu noktada bu sürecin geçici olduğunu bilip annelerin ve çevredekilerin inatlaşmadan sakin kalarak ve birlikte etkileşim halinde olmaları oldukça kıymetli olacaktır.

Çocuklar zaman zaman hoşlarına giden bir nesneyi izin almadan alabilirler. Bu durum çoğu zaman merak, sahip olma isteği veya dürtüselliğin bir sonucu olabilir. Ancak ebeveyn ya da öğretmenler bu davranışı fark ettiğinde, kullandıkları ifade biçimi çok önemlidir. Örneğin çocuğa “Bu nereden geldi?”, “Bunu sen mi aldın?” gibi sorular yöneltmek, çocuğu köşeye sıkıştırabilir ve onu anı kurtarmak için yalan söylemeye teşvik edebilir. Çünkü çocuk, cezadan kaçmak ya da yetişkini memnun etmek amacıyla gerçeği saklama eğilimi gösterebilir. Bu durumda “Bilmiyorum, sınıftaki o kız koymuş olabilir.” gibi kendini savunmaya yönelik yalanlar ortaya çıkabilir.

Bu tür durumlarda yetişkinin yapması gereken, çocuğu sorgulamak yerine davranışın yanlışlığını açık ve net bir şekilde ifade etmektir. Örneğin: “Bu sana ait bir eşya değil. Sana ait olmayan bir şeyi izinsiz alamazsın.” Böyle bir açıklama hem çocuğu suçlamadan sınır koymayı sağlar hem de davranışın yanlış olduğunu doğrudan öğretir. Çocuğa kısa, net ve yargılayıcı olmayan geri bildirim verildiğinde, çocuk davranışın neden uygun olmadığını daha kolay anlar ve tekrar etme olasılığı azalır. Ayrıca bu yaklaşım, çocuğun kendini ifade etmesini kolaylaştırır ve doğruyu söylemesi için daha güvenli bir ortam oluşturur. Böylece hem dürüstlük becerisi gelişir hem de sosyal kurallar konusunda daha sağlıklı bir farkındalık kazanır.

Duygusal Bozukluklar

  • Çok çabuk her şeye ağlayabilir.

  • Sürekli korku yaşayabilir.

  • Öfkesini kontrol etmekte zorlanabilir.

  • Aşırı kaygılı olabilir.

Alışkanlık Bozuklukları

Çocuğun günlük yaşamında, rutinlerinde ortaya çıkan bozulmalar sonucu;

  • Tırnak yeme

  • Parmağını emme

  • Alt ıslatma

  • Tikler

  • Aşırı yemek yeme ya da yemek reddi

Bu davranışlar bazen stresten kaynaklı da ortaya çıkar. Devam ettiği takdirde bozukluk olarak ifade edilebilir.

Ruhsal Bozukluklar

  • Depresyon

  • DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)

  • OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk): Takıntı

  • Otizm

Uyum Bozuklukları

  • Uyku Bozuklukları: Uykusuzluk, kabus görme, uykuda gezme, uykuda konuşma, uykuda diş gıcırdatma, uykuda dişlerini sıkma.

  • Korkular: Hastane korkusu, okul korkusu, hayvan korkusu, olağan (gerçek dışı korkular) gibi fobiler.

  • Konuşma Bozuklukları: Kekemelik, gecikmiş konuşma, telaffuz bozuklukları.

  • Tikler: Göz kırpma, yüz hareketleriyle ilgili tikler, vücut hareketleriyle ilgili tikler.

Ayyüce Tepe
Ayyüce Tepe
Ayyüce Tepe, 23 Ocak 2001'de Üsküdar'da doğdu. Eğitimine Erenköy Kız Anadolu Lisesi'nde devam etti ve buradan mezun olduktan sonra lisans eğitimine İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Psikoloji bölümünde devam etmektedir. Şu an son sınıf öğrencisidir. Eğitim hayatı boyunca farklı kurumlarda staj yaparak mesleki deneyim kazandı. Stajları sırasında, kurucu psikologlar için içerik üretimi yaparak yazı alanındaki yetkinliğini geliştirdi. Son stajında süpervizörü tarafından yazıları büyük beğeni topladı ve bu alandaki yeteneği, yazıya olan ilgisini daha da artırarak desteklendi. Psikoloji alanında edindiği bilgi ve deneyimlerini paylaşmaya devam eden Ayyüce Tepe, özellikle yazılarıyla bireylerin ruh sağlığına katkı sağlamayı hedeflemektedir. Psikolojiye olan ilgisini hem akademik hem de yazınsal çalışmalarla birleştirerek, insanların zihinsel sağlığına dokunmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar