Cuma, Ekim 23, 2026

Akran Zorbalığının İki Yüzü: Güç Kurmaya Çalışan ve Güçsüz Bırakılan Çocuk

Beste Emen Yazar: Beste Emen
8 dk.okuma süresi
Akran Zorbalığının İki Yüzü: Güç Kurmaya Çalışan ve Güçsüz Bırakılan Çocuk

Bir çocuk, başka bir çocuğu neden incitir? Peki, incitilen çocuk yaşadıklarını zamanla kendisi hakkında neye dönüştürür?

Akran zorbalığı çoğunlukla gözlemlenebilen davranışlar üzerinden ele alınır: Dışlamak, alay etmek, tehdit etmek, küçük düşürmek ya da fiziksel zarar vermek. Oysa bu davranışların ardında, dışarıdan kolaylıkla fark edilemeyen ruhsal süreçler de bulunabilir. Bir tarafta başkası üzerinde güç kurmaya çalışan bir çocuk, diğer tarafta ise kendisini giderek daha güçsüz, yalnız veya değersiz hissedebilen başka bir çocuk vardır. Psikodinamik yaklaşım, bu iki çocuğun yalnızca ne yaptığına veya ne yaşadığına değil, yaşananların onların iç dünyasında nasıl anlamlandırıldığına da odaklanır.

Zorbalık Yapan Çocuk: Güçlü Görünme İhtiyacının Ardında Ne Var?

Bir çocuğun başka bir çocuk üzerinde üstünlük kurmaya çalışması, her zaman kendisini gerçekten güçlü hissettiği anlamına gelmez. Psikodinamik açıdan saldırganlık, bazı durumlarda kişinin baş etmekte zorlandığı duygulara karşı geliştirdiği bir savunma işlevi görebilir. Örneğin kendisini yetersiz, değersiz veya güçsüz hisseden bir çocuk, bu duygularla temas etmek yerine başka bir çocuğu küçük düşürerek geçici bir üstünlük deneyimi yaşayabilir. Bu noktada önemli olan, çocuğun yalnızca karşısındakine ne yaptığı değil, davranışın kendi ruhsal dünyasında nasıl bir işlev gördüğüdür. Kendini güçsüz hissetmeye tahammül etmekte zorlanan bir çocuk için başka birini güçsüz bırakmak, kendi kırılganlığından uzaklaşmanın bir yolu olabilir.

Anna Freud'un tanımladığı saldırganla özdeşim savunma mekanizması, bu süreci anlamlandırmak için kullanılabilecek kavramlardan biridir. Çocuk, geçmişte kendisini korkutan veya çaresiz hissettiren bir ilişki biçimini daha sonra başka ilişkilerinde yeniden üretebilir. Bir zamanlar maruz kaldığı güç karşısında edilgen konumdayken, başka bir ilişkide güçlü olan tarafa geçmeye çalışabilir. Ancak her zorbalık davranışını bu mekanizmayla açıklamak mümkün değildir. Bazı çocuklar akran grubu içerisinde statü kazanmak, kabul görmek veya sosyal güçlerini korumak amacıyla da zorbalık davranışları gösterebilirler. Dolayısıyla zorbalık yapan her çocuğun aslında kendisini güçsüz hissettiğini varsaymak yerine, davranışın o çocuk için hangi duygusal ve sosyal işlevleri yerine getirdiğini araştırmak gerekir.

Zorbalığa Maruz Kalan Çocuk: Başkasının Sesi Nasıl Kendi Sesine Dönüşür?

Zorbalığa maruz kalan bir çocuk için yaşananların etkisi yalnızca olayın gerçekleştiği anla sınırlı kalmayabilir. Başlangıçta dışarıdan gelen küçümseyici sözler, tekrarlandıkça çocuğun kendisine yönelik düşüncelerini etkileyebilir. “Benimle neden dalga geçiyorlar?” sorusu zamanla “Bende yanlış olan ne?” sorusuna dönüşebilir. Psikodinamik açıdan burada üzerinde durulabilecek süreçlerden biri, dışarıdan gelen olumsuz değerlendirmelerin içselleştirilmesidir. Çocuk, kendisine yöneltilen aşağılayıcı mesajları zamanla kendi benlik algısının bir parçası hâline getirebilir. Başlangıçta başkasına ait olan eleştirel ses, giderek çocuğun kendisine yönelttiği bir sese dönüşebilir. Böyle bir durumda çocuk yalnızca akranları tarafından reddedilmekle kalmaz; kendisini de reddetmeye başlayabilir. Utanç, değersizlik ve yetersizlik duyguları belirginleşebilir. Ancak bu süreç her çocukta aynı şekilde gelişmez. Çocuğun daha önceki ilişki deneyimleri, destekleyici yetişkinlerin varlığı ve zorbalığın süresi, yaşananların nasıl anlamlandırılacağını etkileyebilir. Burada özellikle vurgulanması gereken nokta, zorbalığa maruz kalan çocuğun yaşananlardan sorumlu olmadığıdır. Çocuğun iç dünyasını anlamaya çalışmak, onun neden hedef seçildiğine ilişkin sorumluluğu kendisine yüklemek anlamına gelmez.

Aynı Olay, İki Farklı Ruhsal Deneyim

Zorbalık davranışının gerçekleştiği bir anda, iki çocuk birbirinden oldukça farklı ruhsal deneyimler yaşayabilir. Zorbalık yapan çocuk için davranış, bazı durumlarda kontrol, üstünlük veya akran grubu içerisinde kabul görme duygusuyla ilişkili olabilir. Zorbalığa maruz kalan çocuk içinse aynı olay, kontrol kaybı, utanç, çaresizlik veya sosyal dışlanma anlamına gelebilir. Bir çocuk kendisini güçlü hissetmek için başka birinin üzerinde kontrol kurmaya çalışırken, diğer çocuk kendisini koruyabilmek için görünmez olmaya, sessiz kalmaya veya bulunduğu ortamdan uzaklaşmaya yönelebilir. Bu nedenle zorbalığa maruz kalan çocuğun sessizliğini her zaman pasiflik ya da kendini savunamama olarak değerlendirmek doğru değildir. Sessizlik, kimi zaman daha fazla zarar görmekten kaçınmaya yönelik bir korunma çabası olabilir. Benzer şekilde, zorbalık yapan çocuğun dışarıdan özgüvenli görünmesi de onun ruhsal açıdan güvenli veya duygusal olarak güçlü olduğu anlamına gelmeyebilir. Bununla birlikte, bu iki çocuğun ruhsal deneyimlerini birlikte ele almak, aralarındaki güç eşitsizliğini ortadan kaldırmaz. Zorbalık, eşit koşullarda gerçekleşen sıradan bir çatışma değildir.

Zorbalığın Çocuğun Benlik Algısında Bıraktığı İzler

Çocukluk dönemi, kişinin kendisine ve başkalarına ilişkin algılarının gelişmeye devam ettiği önemli bir dönemdir. Akran ilişkileri içerisinde kabul görmek, bir gruba ait hissetmek ve başkaları tarafından değerli bulunmak, çocuğun benlik gelişiminde önemli yer tutar. Sürekli dışlanan veya aşağılanan bir çocuk, yaşadıklarını yalnızca arkadaşlarının davranışı olarak değil, kendi değerine ilişkin bir gösterge olarak yorumlamaya başlayabilir. Bu durum, çocuğun yeni ilişkiler kurarken reddedilmeyi beklemesine, kendisini geri çekmesine veya başkalarının değerlendirmelerine karşı aşırı duyarlı hâle gelmesine katkıda bulunabilir. Psikodinamik açıdan bu deneyimler, kişinin kendisine ve diğer insanlara ilişkin içsel temsillerini etkileyebilir. Örneğin çocuk, kendisini kabul edilmeyen biri olarak algılarken diğer insanları da incitici, reddedici veya güvenilmez kişiler olarak görmeye başlayabilir. Bununla birlikte, zorbalığa maruz kalan her çocuğun kalıcı psikolojik güçlükler yaşayacağı düşünülmemelidir. Güvenilir yetişkinlerle kurulan ilişkiler, çocuğun yaşadıklarını anlamlandırabilmesi ve kendisine yönelik olumsuz inançlar geliştirmemesi açısından koruyucu olabilir.

Yetişkinlerin Rolü: Davranışı Durdurmak ve Ruhsal Deneyimi Anlamak

Akran zorbalığı karşısında yetişkinlerin sorumluluğu yalnızca çocukların birbirlerinden özür dilemesini sağlamak değildir. Öncelikle zorbalık davranışının durdurulması, zorbalığa maruz kalan çocuğun güvenliğinin sağlanması ve tekrarının önlenmesi gerekir. Bununla birlikte, her iki çocuğun da yaşadığı ruhsal süreçlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi önemlidir. Zorbalık yapan çocuk açısından davranışın ardındaki duyguların, ilişki örüntülerinin ve sosyal kazanımların anlaşılması; davranışın sorumluluğunu alabilmesi ve daha sağlıklı ilişki kurma yolları geliştirebilmesi için önem taşır. Zorbalığa maruz kalan çocuk açısından ise yaşadıklarının görülmesi, duygularının anlaşılması ve güven duygusunun yeniden desteklenmesi önceliklidir. Çocuğa yalnızca kendisini savunmasının söylenmesi, içinde bulunduğu güç eşitsizliğini ve yaşadığı çaresizliği gözden kaçırabilir. Çünkü bazen bir çocuğun ihtiyaç duyduğu şey, daha güçlü olmayı öğrenmesinden önce, kendisini koruyabilecek bir yetişkinin varlığını deneyimlemesidir.

Sonuç

Akran zorbalığı, yalnızca bir çocuğun diğerine zarar vermesinden ibaret değildir. Aynı zamanda çocukların güç, kırılganlık, kabul görme, reddedilme ve kendilik değeriyle kurdukları ilişkileri de görünür kılabilir. Psikodinamik bakış açısı, zorbalık yapan çocuğun davranışının ardındaki olası ruhsal süreçleri anlamamıza ve zorbalığa maruz kalan çocuğun yaşadıklarını iç dünyasında nasıl taşıdığını değerlendirmemize yardımcı olur. Ancak anlamak, mazur görmek değildir. Bir davranışın ruhsal nedenlerini araştırmak, o davranışın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Belki de bu nedenle akran zorbalığı karşısında iki ayrı soruya ihtiyaç vardır: Bir çocuk, başka bir çocuğu inciterek kendi içinde neyi düzenlemeye çalışıyor olabilir? Ve başka bir çocuk, kendisine yöneltilen bu incitici davranışların ardından kendisi hakkında neye inanmaya başlıyor?

Bu soruların yanıtları her çocuk için farklı olabilir. Önemli olan, çocukları yalnızca gösterdikleri davranışlarla veya maruz kaldıkları deneyimlerle tanımlamadan, onları koruyan ve ruhsal gelişimlerini destekleyen ilişkiler kurabilmektir.

Kaynakça

  • Arseneault, L. (2018). Annual research review: The persistent and pervasive impact of being bullied in childhood and adolescence: Implications for policy and practice. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 59(4), 405–421. https://doi.org/10.1111/jcpp.12841
  • Hawker, D. S. J., & Boulton, M. J. (2000). Twenty years' research on peer victimization and psychosocial maladjustment: A meta-analytic review of cross-sectional studies. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 41(4), 441–455. https://doi.org/10.1111/1469-7610.00629
  • Olweus, D. (1993). Bullying at school: What we know and what we can do. Blackwell Publishing.
  • Salmivalli, C. (2010). Bullying and the peer group: A review. Aggression and Violent Behavior, 15(2), 112–120. https://doi.org/10.1016/j.avb.2009.08.007
  • Freud, A. (1937). The ego and the mechanisms of defence (C. Baines, Trans.). The Hogarth Press.
  • Winnicott, D. W. (1965). Ego distortion in terms of true and false self. In The maturational processes and the facilitating environment: Studies in the theory of emotional development (pp. 140–152). International Universities Press.
Beste Emen Beste Emen
Psikolog ve Aile Danışmanı Beste Emen, Renata Psikoloji Danışmanlık Merkezi’nin kurucusudur. Yaklaşık 3 yıldır çocuk, ergen ve yetişkinlerle psikolojik danışmanlık süreçleri yürütmektedir. EMDR ve Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) odaklı çalışmalarını; güvenli, sıcak ve gelişimi destekleyen bir yaklaşım ile sürdürmektedir. Bugün ise Renata, büyüyen vizyonuyla birlikte “Renata Kids Atelier” çatısı altında yeni bir döneme adım atmaktadır. Bu yeni yapı içerisinde psikolojik danışmanlık süreçlerinin yanı sıra; çocukların sosyal, duygusal ve gelişimsel ihtiyaçlarını destekleyen oyun grupları ve gelişim odaklı atölyeler de yer almaktadır. Renata Kids Atelier; çocukların güvenle keşfedebileceği, ebeveynlerin desteklenebileceği ve gelişimin oyunla buluştuğu bir yaşam alanı olmayı hedeflemektedir.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!