Birçok ölümlü, rüyalarında anneleri ile birleşmişlerdir. Sophokles, Kral Oidipus
Mitoloji kelimesi, Yunanca mythos (masal) ve logos (söz) kelimelerinden türetilmiştir. Mitoloji; eski zamanlarda yaşamış olan toplumların inandıkları tanrıların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayat ve maceralarından bahseden hikâyelerdir.
Her toplumun kendine özgü bir mitolojik anlatısı vardır. Bu anlatılar, temsil ettikleri topluluğun aynası gibidir. Mitolojiler toplumdan topluma farklılık göstermekle birlikte pek çok ortak yanları da bulunmaktadır.
Gelelim Kral Oidipus’a… Korint kralı ve kraliçesi, oğulları Oidipus ile mutlu mesut yaşarlar; ancak bir gün, bir şölen sırasında sarhoş bir davetli Oidipus’a “evlatlık” der ve her şey orada değişir. Ertesi günlerde Oidipus, anne ve babasını sorgulamaya başlar. İkisi de inkâr eder ama Oidipus hâlâ kuşkuludur. İçindeki kuşkuyu gidermek için Delphoi’ye gitmeye karar verir.
Delphoi’ye gittiğinde kâhin, onu başından savar; sorularına cevap vermeden korkunç bir geleceğin haberini verir: Oidipus, annesiyle yatacak, zina sonucu bir soy türeyecek ve babasının katili olacaktır. Duyduklarından dehşete kapılan Oidipus, kendini yollara atar; Korint’e bir daha asla dönmemeye kararlıdır. Delphoi’den çıkarken bir yol ağzında, arabaya binmiş, yanında hizmetçileri bulunan yaşlı bir adama rastlar. Yol tartışması yaparlarken bir anda kavgaya tutuşurlar ve Oidipus, yaşlı adamı yanındaki tanıklarla birlikte öldürür.
Günlerini yollarda geçiren Oidipus, Thebai’ye varır. Thebai kentinin başında o sıralar Sfenks belası vardır. Şehrin çevresinde, dağlık bir bölgede çiğ et yiyen canavar Sfenks yerleşmiştir. Sfenks, yolcuları gözetleyip her birine bilmece sorar; hiç kimse bilmeceyi bilemez, o da hepsini parçalayarak yer. Thebai kentinin kralı yeni öldürüldüğü için çaresiz olan halk, Sfenks’i yenecek olan kişiye şehrin tahtını vaat eder. Oidipus oradan geçerken bilmece ona da sorulur: “O hangi yaratıktır ki bir süre iki ayak üzerinde, bir süre üç, bir süre dört ayakla yürür ve doğa yasalarına aykırı olarak, ayakları en çok olduğu zaman en güçsüzdür?” Oidipus bir süre düşünür ve yaratığın insan olduğunu söyler. Bebekliğinde emekler, büyüyünce iki ayağı üstünde yürür ve yaşlanınca sopaya dayanır. İşte çözüm! Sfenks, üzüntüsünden kendini uçurumdan aşağı atar. Thebaililer kurtarıcılarını alkışlar, onu kral yapar ve kraliçe ile evlendirirler. Oidipus, İokaste ile evlenmiştir. Ondan Eteokles ve Polineikes adlı iki oğlu, Antigone ve İsmene adında iki kızı olur.
Birçok mutlu yıldan sonra Thebai’yi veba kırıp geçirir ve halk bir kez daha Oidipus’tan Thebai’yi kurtarmasını diler. Oidipus kâhine danışır ve kâhin, mutluluk içinde yaşayan günahkârı ülkeden kovmasını önerir. Oidipus, öldürülen eski kralın katilinden söz edildiğini düşünür, katili bulmaya ant içer ve kör kâhin Tiresias’ın yanına giderek katilin kim olduğunu sorar; kâhin açığa vurur ki katil Oidipus’un ta kendisidir, o hem de öz annesinin kocasıdır.
Zamanında Thebai kralı ve kraliçesi, gerçekleşmesini istemedikleri bir kehanet yüzünden (doğacak olan erkek çocuğun babasını öldüreceği kehaneti) doğan erkek çocuklarını öldürmesi için bir çobana verirler. Fakat çoban bebeği Kitheron Dağı’nda bırakır. Orada başka çobanlar bulur ve Oidipus (şişkin ayaklı) adını verirler çünkü ayak bileklerinden sıkıca bağlanmıştır. Oidipus’u bulan çobanlar onu Korint Kralı Polybos’a teslim ederler ve orada mutlu mesut büyür.
Her şey açıklığa kavuşur. Kehanet yerine gelmiştir: Öz babasının katili Oidipus, öz annesiyle de evlenmiştir. Günahları yüzünden kan ve kedere boğulan Oidipus herkes tarafından terk edilir. Artık sadece kör bir dilencidir. Umutsuzluk içinde gözlerini oyar ve kızı Antigone ile yollara düşer. İokaste’ye gelince, o da kendisini odasında asar.
Sigmund Freud, “Düşlerin Yorumu” kitabında “Oidipus Kompleksi”ni ve “Elektra Sendromu”nu Sophokles’in “Kral Oidipus” tragedyasını örnek alarak incelemektedir. Psikanalize baktığımızda, var olan bir sanat eserinde sanatçının bilinçdışına itilmiş istekleri, arzuları, korkuları vb. bulunmaktadır. Dolayısıyla eserler, bütün bu sembolleri içeren belgeler olarak ele alınabilmektedir. Nitekim Freud, incelediği bazı eserlerin “Oidipus kompleksi” ile çözümlenebileceğine vurgu yapmaktadır. Freud’a göre bir çocuğun ilk cinsel arzuları anneye yönelmektedir ve burada baba rakip durumuna düşmektedir. Bu sebepten çocuk, babanın ölmesini istemektedir (Moran 2006: 152-153).
Kehanetin gerçek olmasından korkan Oidipus’a, İokaste şu cümleleri kurar: “Durmadan işkence mi edeceksin kendine? Kaderin oyuncağı olan insan nereden bilebilir başına gelecekleri? En iyisi kadere razı olmak. Ananla evlenmek tehlikesi seni ürkütmemeli; rüyalarında analarıyla yatakta yattığını görenler çoktur. Böyle şeyleri hiç aklına getirmeyen insan hayata kolayca dayanabilir.” (Sophokles 2018: 36) “Oidipus: Bir ana öz evladına nasıl kıyar?/ Laios’un Kölesi: Tanrıların verdiği uğursuz bir haberden korktuğu için./ Oidipus: Neymiş bu haber?/ Laios’un Kölesi: Günün birinde babasını öldüreceği kehaneti… Eğer sen o çocuksan bilesin, bahtı kara geldin dünyaya…” (Sophokles 2018: 46).
Oidipus, eserin başlangıcından sonuna kadar sürekli kendilik bilinciyle yollara düşmektedir ve bir filozof gibi bilmecelerin cevaplarını aramaktadır. “Hegel’e göre bir filozof prototipine dönüşmektedir” (Eagleton 2021: 63). Katili kendisi olan suçluyu arar; sahip olduğu kendinin efendisi olma konumunu kaybetmek istemediği için gözlerini kör eder, yollarda savrulur veya geçmişini unutmak ister. Daimi bir hareket halindedir. “Ayağın kendisi toprağa demirlendiğimiz yerdir ve o toprak varoluşumuzun nüfus edilmez zeminini temsil eder.” (Eagleton 2021: 62). Onun bağlanmış şiş ayağı, “topraktan çekip koparıldığımız yeri, bize güç bela kendi ayaklarımız üzerinde durma imkânı veren özerk kendiliğin yarasını imliyor” (Eagleton 2021: 62) gibidir. “O kendi suçunun peşine düşmüş sorgu yargıcı, başka bir açıdan ışık tutulursa komedyaya sıçraması işten bile olmayan bir tiplemedir; işin ironik ve en sarsıcı tarafı da budur.” (Friedell 2011: 203) “Oidipus, Freudçuların ‘epistemoloji’ olarak adlandırdıkları bir bilgi açlığının peşine düşmüştür.” (Eagleton 2021: 116). Eser, bir bilinmezliğin içinde başlar ve acı gerçeklerin gün yüzüne çıkmasıyla sonuca erer. “Hem aydınlanma için bir model hem de onun eleştirisi için bir araç olan bu sefil kral için sabrının sonundaki bilgi bizzat kendisidir.” (Eagleton 2021: 62).
Tapılası kutsallık taşıyan evren, bir düşüncesiz ‘yanlışlıkla’ altüst edilmeye kalkarsa, evren kutsal düzenini suçlunun zararına yeniden kurar. Yasasını çalıştırır: Baba katili ve anayla evlenme nedeniyle uyumu bozulan dünyanın Oidipus’u ezerek dengesini yeniden kurması bundandır.


