Salı, Haziran 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“Keşke Şöyle Deseydim…” Tartışma Sonrası Akla Gelen Yaratıcı Cümleler

Günlük hayatta bazen birileriyle tartışırız, olayın üstünden zaman geçer ve bir anda kafamızda o cümle yankılar: Keşke şöyle deseydim… Tartışma esnasında aklımıza gelmeyen birçok cevap, sırayla zihnimize gelir; neden o an gerekli cevabı veremedik diye düşünür, belki de kendimize kızarız. Peki, sizce neden tartışma anında aklımıza gelmeyen cevaplar, zaman geçtikten sonra bir anda aklımıza gelir? Gelin birlikte bu durumu ve sebeplerini inceleyelim.

Fransız filozof Denis Diderot, bir tartışmada aklına gelen güçlü cevabı o an veremediğini, ancak daha sonrasında bir merdivenden inerken bu cevabın zihninde belirdiğini anlatmıştır. Bu durum daha sonra literatürde “L’esprit de l’escalier” yani “merdiven zekası” olarak adlandırılmıştır (Diderot, 1773). Bu kavram, tartışma anında verilemeyen, ancak aradan zaman geçtikten sonra akla gelen “mükemmel” cevapları tanımlayan psikolojik ve sosyolojik bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu durumun temel nedenlerinden biri, tartışma esnasında beynin aynı anda hem duyguları hem de bilişsel süreçleri yönetmeye çalışmasıdır. Özellikle haksızlığa uğrama veya yanlış anlaşılma gibi durumlarda duygusal sistemimiz aktif hale gelir. Bu süreçte beyindeki tehdit algısıyla ilişkili olan amigdala gibi bölgeler aktif çalışırken, planlama ve mantıklı yanıt üretme gibi yürütücü görevlerden sorumlu olan prefrontal korteksin verimliliği geçici olarak düşebilir (LeDoux, 1996). Başka bir deyişle, tartışma anı sadece bir düşünme süreci olmayıp aynı zamanda yoğun bir duygusal yük taşır. Bu yük altında beynimiz en doğru cevabı üretmekten ziyade, anlık olarak kendini korumaya odaklanır.

Örneğin iş yerinde maruz kaldığımız bir eleştiriyi düşünelim. O anda yalnızca ne cevap vereceğimizi değil, aynı zamanda sözlerimizin nasıl algılanacağını, profesyonel görünüp görünmediğimizi de hesaba katmaya çalışırız. Bu baskı, bilişsel kapasitenin bölünmesine yol açmakla beraber, en iyi cevapların o anda ortaya çıkmasını zorlaştırır (Arnsten, 2009). Aynı durumu benzer şekilde sosyal ilişkilerimizde de görebiliriz. Özellikle yakın çevremizle yaşanan bir tartışmada, duygusal bağın güçlü olması nedeniyle tepkiler daha yoğun olabiliyor. Bu yoğunluk, düşünce akışını yavaşlatmakla kalmayıp kişinin kendini ifade etmesini güç hale getirebilir.

Ancak tartışma sonlandığında önemli bir fark oluşur: duygusal yoğunluk azalmaya başlar, çünkü beyin artık anlık tehdit algısı altında değildir ve olayı tekrar değerlendirebileceği bir zaman dilimine geçer. Dolayısıyla daha sakin bir şekilde çalışır ve alternatif cevaplar düşünebilir hale gelir. Psikolojide bu durum “post-event processing” yani olay sonrası zihinsel değerlendirme olarak da ele alınır. Zihin, konuşmayı yeniden oynatır, farklı senaryoları dener ve daha ideal cevaplar üretir (Clark ve Wells, 1995).

Tabii ki kişilik yapısı, mizaç ve büyüdüğümüz çevrenin etkileri de göz ardı edilmemelidir. Bazılarımız daha sakin, serinkanlı kişiliğe sahipken, bazılarımız daha dürtüsel ve konuşkan olabilir. Örneğin, küçükken büyüklerin lafına karışmaması gerektiği söylenen çocuklar, kendilerini savunma veya iletişim kurma becerisinde gelişme kaydedememiş olabilirler. Ancak kalabalık ve dinamik bir ailede büyüyen birinin, “hayatta kalma” psikolojisiyle sözel iletişimini daha çok geliştirmiş olması muhtemeldir.

Bu arada, sonradan aklımıza gelen “daha iyi cevaplar” her zaman gerçekten de daha iyi olmayabilir. Çünkü çoğu zaman bu cevaplar, artık bir sosyal risk veya baskı taşımadığı için zihnimizde daha kusursuz görünür. Tartışma anının verdiği baskı ve gerilim artık yoktur; karşımızdaki kişinin tepki vermesi gibi bir olanak da olmadığından, zihnimiz daha ideal bir senaryo üretir. Kafamızda her şey oturur ve “Şöyle deseydim haklı çıkardım”, “Buna verecek bir cevap bulamazdı” gibi düşünceler döner.

Eminim ki bazılarımız -haklı olarak- bunu okurken aklından şunu geçiriyor: “Ama ben hazırcevap olmak istiyorum, tartışma esnasında da gereken cevapları vermeliyim. Bunu nasıl yapacağım?” Gelin son olarak buna bakalım.

Öncelikle vücudumuzu rahat bırakarak, tehdit olarak algılanacak bir durum olmadığı mesajını zihnimize vermemiz lazım. Kasıldıysak bedenimizi gevşetebilir, derin bir nefes alabiliriz. Derin nefes almak, beynimize oksijen gitmesini sağlayarak vücudumuza “Güvendesin, savaşmana gerek yok” mesajını verecektir.

Bir diğer yöntem olarak, hemen savunmaya/saldırıya geçmek yerine karşımızdaki kişiye gerçekten ne demek istediğini sormak faydalı olabilir. Mesela bize suçlayıcı şekilde gelen biri varsa, “Bu dediğini biraz daha açar mısın, ne demek istiyordun?” veya “Bunu sana düşündüren ne?” şeklinde sorular sorabiliriz. Sinirle karşılık vermek yerine soru sorup karşımızdakinin cevap vermesini beklemek, hem bizi daha sakinleştirecek hem de karşımızdaki kişinin somut deliller sunmasını sağlayacaktır.

Son olarak, pratik yapmak önemlidir. “Keşke şunu deseydim” dediğiniz senaryoları düşünün, yerine verebileceğiniz o cevapları not alın. Tartıştığınız kişiyle aranızda tekrar aynı konunun geçmesine gerek yok; önemli olan alternatif senaryolar kurmak ve beyin jimnastiği yapmaktır. Birkaç defa pratik yapıp senaryoları düşündüğünüzde/not aldığınızda, artık beyninizin tartışmalara daha hazırlıklı olduğunu ve eskisi kadar kaygılanmadığınızı fark edeceksiniz.

Ayyuş Özlem Kursav
Ayyuş Özlem Kursav
Ayyuş Özlem Kursav, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olup aynı zamanda Aile Danışmanıdır. Eğitim sürecinde özel eğitim ve rehabilitasyon alanında staj yaparak grup ve bireysel seanslara eşlik etmiş, klinik gözlem ve vaka değerlendirme deneyimi kazanmıştır. Psikoloji kongreleri ve sempozyumlarını yakından takip etmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile Danışmanlığı ve Oyun Terapisi alanlarında eğitimlerini tamamlamıştır. İlgi alanları arasında duygusal süreçler, ilişkiler, travma, toplumsal etkiler ve gündelik davranışların psikolojik anlamları yer almakta; yazılarında bu temaları anlaşılır bir dille ele almayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar