Cuma, Nisan 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kanser ve Kimlik: “Artık Aynı Ben Değilim”

Kanser, bireyin yaşam ve ölüm arasındaki kırılganlığı fark etmesine neden olan, kontrol duygusunu derinden sarsan kronik bir hastalıktır. Kanser deneyimi bireylerde psikolojik sağlamlığın varlığıyla birlikte kişisel olarak büyümenin gerçekleşmesine katkı sağlarken aynı zamanda yüksek düzeyde stres ile beraber travmatik stres belirtilerine de yol açabilmektedir (Dalcalı, 2018).

Geleneksel düşüncelerde kanserin her bir bireyin üzerinde yıkıcı ve olumsuz bir etkiye yol açacağı gözlemlenmektedir. Bu bakış açıları artık yavaş yavaş terk edilmekte ve hatta yeni bakış açıları yaratılarak kazanılan bu deneyimle olumlu şekilde baş etmenin yollarını keşfederek tedavi sürecinden güçlenerek çıkmanın mümkün olduğu ileri sürülmektedir. Travmatik yaşantılarla ilgili yapılan araştırmaların sonucunda geleneksel düşüncelerin aksine, kanser gibi travmatik rahatsızlıkların hep olumsuz izler bırakmayabileceğini ve bireylerin süreçten çeşitli katkılar sağlayabileceğini ortaya koymuşlardır (Tedeschi ve Calhoun, 2004). Yapılan araştırmaların sonucunda kanser teşhisinin üstesinden gelebilme becerisine sahip olmanın, kişisel gelişim ve psikolojik sağlık için bir fırsat oluşturduğunu vurgulamaktadır (Moreno ve Stanton, 2013).

Kanser hastalarında görülen üstesinden gelme becerilerinin yakın çevreden görülen destekle daha da arttığı gözlemlenmektedir. Yakın çevredeki destekçi bireylerin de hastalık sürecinde psikolojik sağlamlıkta yol kat ettikleri bilinmektedir.

Psikolojik Sağlamlık ve Yas Süreci

Psikolojik sağlamlık; iyimserlik, olumlu duygulanım, tutarlılık, etkili baş etme becerileri gibi bireye özgü geniş kişisel özelliklerden oluşmaktadır. Bireylerde bulunan bu kişisel özellikler, bireylerin kanser travmasından daha az psikososyal zararla çıkmasına yardımcı olmakta ve travma ile baş etmede nasıl bir yol izleyeceğine karşı durumunu şekillendirmektedir.

Psikolojik sağlamlığın oluşmasına en yardımcı yollardan birisi aslında çoğu hastanın farkında olmadan yaşadığı Kübler-Ross’un yas sürecidir. Yas süreci çoğu zaman yalnızca ölümle ilişkilendirilse de, gerçekte boşanma, iş kaybı ya da ciddi bir hastalık gibi pek çok önemli yaşam kaybını kapsayan geniş bir deneyim alanını ifade etmektedir. Yas süreci, bir kayıp sonrası yaşanan doğal duygusal tepkiler bütünüdür. Kübler-Ross’un yas süreci modeline göre süreç 5 aşamadan oluşmaktadır (Savaş, 2020). Bunlar sırasıyla; 1) İnkar, 2) Öfke, 3) Pazarlık, 4) Depresyon, 5) Kabullenme.

Yas süreci her zaman bu sıralamayla ilerlemeyebilir, bazı kişilerde sıralamada değişiklik gözlemlenmektedir. Yas süreci her birey için farklıdır ve aşamalar bu yüzden sıra dışı ve atlanarak yaşanabilmektedir.

Bireyler yas sürecinde çoğu zaman profesyonel bir uzmanın desteğine ihtiyaç duyabilmektedir. Aile üyeleri, arkadaşlar ya da romantik ilişkide olunan kişilerin varlığı önemli bir destek kaynağı olsa da, bu destek bazı durumlarda yeterli olmayabilir. Bu noktada, kanser tanısı almış bireylerin psikososyal uyumlarını güçlendirmek, tedavi sürecini daha sağlıklı yönetmelerini sağlamak ve tedavi sonrası döneme hazırlamak amacıyla uzman desteği büyük önem taşımaktadır. Hastaların kanserle baş etme sürecine ilişkin bilgilendirilmesi, psikososyal desteğin temel bileşenlerinden biridir. Özellikle kemoterapi sürecine hazırlanmak, bu bilgilendirme sürecinin önemli bir parçasını oluşturur. Uzman, hastasını aşamalı ve anlaşılır bilgilerle destekleyerek belirsizlik duygusunu azaltmakta ve bireyin sürece uyumunu güçlendirmektedir.

Bireyleri hastalığın sürecinde en çok zorlayan kısımlardan birisi belirsizlik olduğu için bu bilgilendirmeler bireylerde olumlu karşılanmaktadır.

Artık Aynı Ben Değilim!

Kanser tanısı, bireyin yalnızca bedensel sağlığını değil, aynı zamanda kendine ve yaşamına dair algısını da derinden etkileyen bir deneyimdir. Hastalık süreciyle birlikte birey, daha önce sahip olduğu benlik algısını, rollerini ve geleceğe yönelik beklentilerini yeniden gözden geçirmek durumunda kalabilir. Bu bağlamda “artık aynı ben değilim” ifadesi, yalnızca bir kayıp hissini değil; aynı zamanda değişen, dönüşen ve yeniden şekillenen bir kimlik deneyimini de yansıtmaktadır.

Kanser sürecinde bireyler, bedenlerinde meydana gelen değişimlerin yanı sıra, kontrol duygusunun zedelenmesi, bağımsızlık kaybı ve yaşamın kırılganlığıyla yüzleşme gibi deneyimler yaşayabilmektedir. Bu durum, benlik algısında bir kırılmaya yol açarken, bazı bireyler için aynı zamanda yeni anlamlar üretme ve yaşam önceliklerini yeniden belirleme fırsatı da sunabilmektedir. Travma sonrası büyüme literatürü, bu dönüşüm sürecinde bireylerin kendilerine, ilişkilerine ve yaşama bakış açılarına dair daha derin bir farkındalık geliştirebildiklerini ortaya koymaktadır.

Ancak bu dönüşüm her zaman doğrusal ya da olumlu bir süreç olarak ilerlemeyebilir. Kimi bireyler eski kimliklerine duydukları özlemle yas tutarken, kimileri yeni kimliklerine uyum sağlamakta zorlanabilmektedir. Bu noktada psikolojik destek, bireyin değişen benlik algısını anlamlandırmasına, kayıplarını yas tutarak ele almasına ve yeni yaşam deneyimini daha bütüncül bir şekilde kabul etmesine yardımcı olmaktadır. Böylece “artık aynı ben değilim” ifadesi, yalnızca bir kopuşu değil; aynı zamanda yeniden inşa edilen bir benliği de temsil edebilmektedir.

Kaynakça

Dalcalı K. B., (2018). Onkoloji Birimlerinde Tedavi Gören Bireylerin Manevi Bakım Gereksinimlerini ve Hemşirelerin Bakım Uygulamaları. Doktora Tezi.

Moreno P. I., Stanton A. L., (2013). Personal Growth During The Experience Of Advanced Cancer: A Systematic Review. Cancer J, 19:421-430.

Savaş E., (2020). Kanser Hasta Yakının Normal Yas Süreci, Çözümlenmeyen Yas ve Etkili Yaklaşımlar ile Onkologların Tükenmişlik Yöntemindeki Baş Etme Yöntemleri. Kıbrıs Türk Psikiyatri ve Psikoloji Dergisi. 2(2), 120-125.
https://doi.org/10.35365/ctjpp.20.02.17

Tedeschi R. G., Calhoun L. G., (2004). Posttraumatic Growth: Conceptual Foundations And Empirical Evidence. Psychol Inq, 15:1-18.

Asude Ekiz Işık
Asude Ekiz Işık
Lefke Avrupa Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) lisans programından 2023 yılında mezun oldum. Halen Yakın Doğu Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programına ve İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi lisans programına devam etmekteyim. Lisans ve yüksek lisans süreçlerim boyunca çeşitli kliniklerde ve hastane ortamlarında staj yaparak çocuk, ergen ve yetişkin bireylerle psikoeğitsel ve psikoterapötik uygulamalara katıldım. Özellikle çocuklarda öğrenme güçlükleri, oyun terapisi uygulamaları ve klinik gözlem alanlarında deneyim sahibiyim. Aynı zamanda yetişkinlere de çeşitli alanlarda psikolojik danışmanlıkda bulundum .

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar