Perşembe, Mayıs 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İnsanların Duygu ve Düşüncelerine Duyulmayan Saygı

İletişim ve Saygı Dengesi

Hepimiz duyguları ve düşünceleri olan varlıklarız. Duygularımızı ve düşüncelerimizi kimi zaman içimizde tutar, kimi zaman ise dışarıya yansıtırız. Bu, birçok yolla gerçekleşebilir. Kimi zaman mimiklerimizle, kimi zaman ağzımızdan çıkan kelimelerle, kimi zaman da vücut dilimizle ifade ederiz. Konuşurken surat ifademizin önemi olduğu kadar, karşı tarafa aktardığımız duygu ve düşünceler de son derece hassas ve önemlidir. Karşımızdaki insandan hoşlanmıyor veya hareketlerini doğru bulmuyor olabiliriz; fakat bizim fikirlerimizin, duygularımızın olduğu gibi, karşı tarafın da duyguları ve düşünceleri vardır. Bu gerçeği her zaman göz önünde bulundurmalıyız. Kimse kimseyi sevmek veya beğenmek zorunda değildir, ama herkes birbirine saygı duymak zorundadır. Tabii ki, karşı taraf da bize karşı saygı sınırlarını aşmadığı müddetçe.

Rehberlik mi, Müdahale mi?

Bazen duygu ve düşüncelerimize müdahale edilmeye çalışılır. Duygu ve düşünceleri dile getirmek farklıdır; müdahale etmek ise apayrı bir durumdur. Elbette insanların fikirlerine, duygu ve düşüncelerine aktarım yapmalarına ihtiyacımız vardır. Farklı düşünceler, farklı duygu ve deneyimler meydana getirir. Farklı fikirler ortaya çıktığında, farklı duygu ve düşünceler de çoğalır. Bunlar güzel şeylerdir; bilgi paylaştıkça çoğalır. Ancak, söz konusu duygu ve düşüncelerden çok, bizim şahsi hayatımıza müdahale olduğunda durum değişir. Kimse kendi hayatına karışılmasından hoşnut olmaz; bu, aile, arkadaş veya akraba olsun fark etmez.

Duygu ve düşünce deneyimlerini paylaşmak ve dile getirmek ayrıdır; kişinin duygu ve düşüncelerinde rol sahipliğini kendi hayatıymış gibi üstlenmek ise çok farklıdır. Psikolojide bireyin kendi kararlarını alma gücü, onun ruhsal sağlığı için en temel ihtiyaçtır. Her insan düşünce ve fikirlerinde özgürdür. Aileye danışılır; yanlış mı doğru mu, mantıklı mı mantıksız mı gibi konularda aile ve dostlar, en doğrusunu güzel bir şekilde anlatıp nasihat verebilir. Ancak, karar verme aşaması her zaman bizde bitmektedir. Kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin, her zaman bizim düşüncelerimiz önemlidir.

Sınır Çizmek ve Özerklik

Eğer hayatımıza duygu ve düşüncelerini ifade etmekten çok, hayatımıza yön verme gibi bir durum söz konusuysa, rahatsızlığımızı ve sınırımızı her zaman belirtip tavrımızı net bir şekilde ortaya koymalıyız. Tabii ki, ailemiz gerektiği yerlerde bazı şeylere müsaade etmeyecek; bildikleri için bizi bilgilendirecekler, bunlardan bahsetmiyorum. Bahsettiğim asıl husus, kötü niyetli, her şeyde ön planda olma ilkesini benimseyen, benmerkezci insanların hayatımıza yön vermeye çalışmalarıdır. Bu tarz kişilerin kendi yetersizliklerini başkalarının sınırlarını ihlal ederek kapatmaya çalışmaları, sağlıksız bir narsisistik örüntünün yansıması olabilir. Böyle insanlar hayatımızın her yerinde, ne yazık ki, (akrabadan eşe dosta kadar) her zaman bir sözü olan, çok konuşan, başkalarının başarısından mutluluk duymayan kişiler olarak karşımıza çıkabilir.

Kendi Hayatının Öznesi Olmak

Bizim yapmamız gereken, bu tarz insanlara keskin ve net bir şekilde hayatımıza karışamayacaklarını dile getirmek ve bunu her an belli etmektir. “Duygu ve düşüncelerini belirtebilirsin, fakat benim şahsi hayatıma müdahale edemezsin” izlenimini verebilmek önemlidir. Psikolojik özerkliğimizi korumak, dışsal etkenlere rağmen kararlarımızın sorumluluğunu üstlenmekle başlar. Hayatımızda birçok insanın yorumu, duygu ve düşünceleri olacak; fakat asıl önemli olan bunların sınırlı ve ölçülü bir şekilde olmasıdır. Çok konuşacaklar, çok eleştirecekler ama bizim hayatımıza yön verip, bizim hayatımızda rol sahipliği üstlenmelerine izin vermediğimiz sürece her zaman önde olup başaracağız.

Herkesin hayatı kendine aittir. Herkes kendi hayatından sorumludur. Her insanın fikirleri olabilir, fikrini beyan edebilir ve duygu ile düşüncelerini aktarabilir. Ama kimse kimsenin hayatına yön veremez. “O şunu demiş, bu bunu söylemiş” değil; “Ben bunu yapacağım, ben bunu yapmaya karar verdim, ben hayallerimin peşinden koşacağım, benim duygum ve düşüncem.” Fikirlere açığız fakat hayatımıza müdahaleye kapalıyız diyebilmeliyiz.

Rümeysa KIRDAR
Rümeysa KIRDAR
Adım Rümeysa soyadım KIRDAR.İstanbul Gedik Üniversitesi Psikoloji bölümü 3.sınıf öğrencisiyim. İstanbul Gedik Üniversitesi’nde sosyal organizasyon bölümünde kulüpte yönetim ekibindeyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar