Salı, Eylül 22, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İnsanların Duygu ve Düşüncelerine Duyulmayan Saygı

İletişim ve Saygı Dengesi

Hepimiz duyguları ve düşünceleri olan varlıklarız. Duygularımızla düşüncelerimizi kimi zaman içimizde tutar, kimi zaman ise dışarıya yansıtırız. Bu birçok yolla olabilir. Kimi zaman mimiklerimizle, kimi zaman ağzımızdan çıkan kelimelerimizle, kimi zaman ise vücut dilimizle. Konuşurken surat ifademizin önemi olduğu kadar, karşı tarafa aktarıp yansıttığımız duygu ve düşüncelerimiz de son derece hassas ve önemlidir. Karşımızdaki insandan hoşlanmıyor, hareketlerini doğru bulmuyor olabiliriz; fakat bizim fikirlerimizin, duygularımızın olduğu gibi, karşı tarafın da duyguları ve düşünceleri vardır. Her zaman bunu bilerek hareket etmeliyiz. Kimse kimseyi sevmek, beğenmek zorunda değildir ama herkes birbirine saygı duymak mecburiyetindedir. Tabii ki aynı şekilde karşı taraf da bize karşı saygı sınırlarını aşmadığı müddetçe.

Rehberlik mi, Müdahale mi?

Bazen kimi zamanlarda duygu ve düşüncelerimize müdahale edilmeye kalkılır. Duygu ve düşünceyi dile getirmek farklıdır; duygu ve düşüncelere müdahale edilmesi apayrı. Elbette insanların fikirlerine, duygu ve düşünce aktarımı yapmalarına ihtiyacımız vardır. Farklı düşünceler, farklı duygu ve deneyimler meydana getirir. Farklı fikirler ortaya çıktığında, farklı duygu ve düşünceler de çoğalır. Bunlar güzel şeylerdir; bilgi paylaştıkça çoğalır nihayetinde. Fakat söz konusu duygu ve düşüncelerden çok, bizim şahsi hayatımıza müdahale olduğunda durumlar değişir. Kimse kendi hayatına karışılmasından, müdahale edilmesinden hoşnut olmaz. Bu aile olsun, arkadaş olsun, akraba olsun.

Bilindiği gibi, duygu ve düşünce deneyimlerini paylaşıp dile getirmek ayrıdır; kişinin duygu ve düşüncelerinde rol sahipliğini kendi hayatıymış gibi üstlenmek, kişinin kendi hayatına müdahale etmek ise çok ayrı. Psikolojide bireyin kendi kararlarını alma gücü, onun ruhsal sağlığı için en temel ihtiyaçtır. Her insan düşünce ve fikirlerinde özgürdür. Aileye danışılır; yanlış mı, doğru mu, mantıklı mı, mantıksız mı şeklinde, zaten aile ve eşin dostun senin için en doğrusunu sana güzel bir şekilde anlatıp nasihat verecektir. Sonrasında ise iş zaten kendimizde bitiyor; karar verme aşaması. Kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin, her zaman bizim düşüncelerimiz önemlidir.

Sınır Çizmek ve Özerklik

Eğer hayatımıza duygu ve düşüncelerini ifade etmekten çok, hayatımıza yön verme, bizim hayatımızda rol sahipliği üstlenme gibi bir konu söz konusu ise, rahatsızlığımızı ve sınırımızı her zaman, her şekilde, her ne olursa olsun belirtip tavrımızı belli etmeliyiz. Tabii ki bazen yeri gelecek, ailemiz gerektiği yerlerde bazı şeylere müsaade etmeyecek; bildikleri olduğu için bize anlatıp bizi bilgilendirecekler, bunlardan bahsetmiyorum.

Bahsettiğim ve değindiğim asıl husus, kötü niyetli, çok bilmiş, her şeyde ön planda olma ilkesini benimseyen, benmerkezci insanların hayatımıza yön vermeye çalışmalarıdır. Bu tarz kişilerin kendi yetersizliklerini başkalarının sınırlarını ihlal ederek kapatmaya çalışmaları, aslında sağlıksız bir narsisistik örüntünün yansıması olabilir. Böyle insanlar hayatımızın her yerinde, ne yazık ki (akrabadan tut, eşe dosta kadar) kimi zaman her zaman bir sözü olan, her bildiği olup çok konuşan, başkalarının başarısından mutluluk duymayan, aksine içini yiyen birileri elbet olacak.

Kendi Hayatının Öznesi Olmak

Fakat bizim yapmamız gereken, bu tarz insanlara keskin ve net bir şekilde bizim hayatımıza karışamayacak olduklarını dile getirip her an belli etmek. “Duygu ve düşüncelerini belirtebilirsin fakat benim şahsi hayatıma müdahale edemezsin” izlenimini verebilmek, bunu karşı tarafa iletebilmek… Psikolojik özerkliğimizi korumak, dışsal etkenlere rağmen kararlarımızın sorumluluğunu üstlenmekle başlar. Her zaman hayatımızda birçok insanın yorumu, duygu ve düşünceleri olacak; fakat asıl önemli olan bunların sınırlı ve ölçülü bir şekilde olmasıdır. Çok konuşacaklar, çok eleştirecekler ama bizim hayatımıza yön verip, bizim hayatımızda rol sahipliği üstlenmelerine izin vermediğimiz sürece, her zaman önde olup başaracağız.

Herkesin hayatı kendine. Herkes kendi hayatından sorumlu. Her insanın fikirleri olabilir, fikrini beyan edebilir, duygu ve düşüncelerini aktarabilir. Ama kimse kimsenin hayatına yön veremez. “O şunu demiş, bu bunu söylemiş” değil; “Ben bunu yapacağım, ben bunu yapmaya karar verdim, ben hayallerimin peşinden koşacağım, benim duygum ve düşüncem. Fikirlere açığım fakat hayatıma müdahaleye kapalıyım” diyebilmeliyiz.

Rümeysa KIRDAR
Rümeysa KIRDAR
Adım Rümeysa soyadım KIRDAR.İstanbul Gedik Üniversitesi Psikoloji bölümü 3.sınıf öğrencisiyim. İstanbul Gedik Üniversitesi’nde sosyal organizasyon bölümünde kulüpte yönetim ekibindeyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar