“Orada, yukarıda bir yerlerde benim için bir yer var, biliyorum. Ama ne zaman oraya ulaşmak istesem, gökyüzü puslaşıyor ve başım bir yere çarpıyor.”
Bu cümle, iş dünyasında pek çok kişinin zaman zaman aklından geçmiştir. Ancak en çok da kadınların ve azınlık grupların zihninde yankılanır. Birçok hayal ve umutla iş hayatına adım atan bireyler, zamanla görünmez bir bariyerin varlığını fark eder. Bu görünmez engel, onların üst düzey pozisyonlara yükselmesini zorlaştırır. İşte bu engel “cam tavan” olarak adlandırılır.
Cam tavan kavramı ilk olarak 1986 yılında Hymowitz ve Schellhardt tarafından ortaya atılmıştır. Kavram, “örgütsel kademelenmede, yüksek yöneticilik düzeyinin altında yer alan ve kadınların bu seviyeye yükselmelerini engelleyen ya da kısıtlayan bir engel”i tanımlar (Dreher, 2003). 90’lı yıllara yaklaşırken, bu kavram yalnızca kadınları değil; ırk ve etnik azınlıkları da kapsayacak şekilde genişlemiştir.
Cam Tavanın Kaynakları
Cam tavanın ortaya çıkış nedenleri, engellerin kaynağına göre üç grupta incelenebilir:
1. Erkek Yöneticiler Tarafından Konulan Engeller
Kadınların birçoğu, erkek egemen bir iş dünyasında çeşitli engellerle karşılaşır. Bazı kadınlar, şirket içindeki yarışa katılmaz çünkü en tepeye ulaşamayacaklarını hissederler. Bu, genellikle erkekler ve toplum tarafından inşa edilen görünmez bir engeldir (Ailes ve Kraushar, 2000).
2. Kadın Yöneticiler Tarafından Konulan Engeller (Kraliçe Arı Sendromu)
İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, kadınların üçte ikisi, erkek yöneticilerin daha açık iletişim kurduklarını düşündükleri için erkek bir yöneticiyle çalışmayı tercih ettiklerini belirtmiştir.
ABD’deki Amerikan Yöneticiler Birliği’nin verilerine göre, kadınların %95’i kariyerlerinin bir döneminde başka bir kadın tarafından olumsuz etkilenmiştir (Er ve Adıgüzel, 2015).
3. Kişinin Kendine Koyduğu Engeller
Son yıllarda yapılan araştırmalar, kadınların bilinçaltı düzeyde cam tavanın oluşumuna katkıda bulunduğunu göstermektedir. Bu çalışmalara göre, kadınlar iş hayatında liderlik pozisyonları yerine destekleyici roller üstlenmeyi tercih etme eğilimindedir (Hutson, 2010).
Tarihsel Süreçte Kadın ve İş Hayatı
Kadınlar, antik çağlardan itibaren üretim süreçlerinde var olmuşlardır. Ancak toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle daha çok dokumacılık, çanak çömlek yapımı ve yemek hazırlama gibi alanlarda görev almışlardır. Uzun yıllar boyunca kadının ‘’varolma alanı” ev olarak görülmüş ve bu durum, iş hayatındaki ilerlemesini yasal kısıtlamalar ve toplumsal baskılarla sınırlandırmıştır.
Sanayi Devrimi ile birlikte fabrikaların kurulması ve iş bölümlerinin artması, toplumsal cinsiyet rollerini yeniden şekillendirmiştir. Bu dönemde kadınlar resmi olarak iş gücüne katılmaya başlamıştır. Günümüzde ise araştırmalar, özellikle endüstrileşmiş ülkelerde iş gücüne katılan kadın sayısının hızla arttığını göstermektedir (Gürol ve Marşap, 2007).
Ancak bu artış, üst düzey pozisyonlarda aynı oranda bir yükselmeye yansımamaktadır. Bu durum, cam tavanların hâlen ne kadar yaygın olduğunu gözler önüne serer.
Cam Tavanın Nedenleri
Araştırmalar, cam tavan sendromunun birçok faktörle ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bunlar arasında şunlar yer alır:
• Erkeksi organizasyon yapısı
• Kadınların informal çalışma ağlarının dışında bırakılması
• Rehberlik ve rol model eksikliği
• Önyargı ve ayrımcılık
• Aile-iş rol çatışmaları
• Kadınların birden fazla sosyal rolü aynı anda üstlenmek zorunda kalmaları
Bu faktörler bir araya geldiğinde, birçok kişi kadınların yöneticilik yapmaya uygun olmadığını düşünebilmektedir.
Cam Tavanı Kırmak Mümkün mü?
ABD’de en büyük 1000 şirketin kadın yöneticileriyle yapılan bir araştırmada, katılımcılara “Cam tavandan nasıl kurtuldunuz?” sorusu yöneltilmiştir. Kadınlar şu stratejileri paylaşmıştır (Er ve Adıgüzel, 2015):
• Ellerinden gelenin en iyisini yaparak yüksek performans sergilemek,
• Profesyonel bir iş stili benimsemek,
• Farklı alanlarda deneyim kazanarak esneklik sağlamak,
• Mentor veya danışmanlardan destek almak.
Sonuç
Cam tavan, kadınların ve azınlıkların iş dünyasında yükselmesini engelleyen görünmez bir bariyerdir.
Bu bariyeri aşmak için yalnızca bireysel çabalar değil, aynı zamanda toplumsal ve kurumsal değişimler de gereklidir. Kadınların güçlü bir şekilde temsil edildiği bir iş dünyası, yalnızca bireylerin değil, toplumun tamamının gelişimine katkı sağlayacaktır.
Cam tavanı kırmayı başaran her kadın, aslında kendisinden sonra gelen kadınlara da yol açmış olur. Çünkü çatlamış bir tavanı kırmak, hiç çatlamamış bir tavana kıyasla çok daha kolaydır (Cherian, 1993:31).


