Bazen insanın söylemek istediği en kısa cümle, söylemesi en zor cümle olur. “Hayır.” İki hece. Birkaç saniye. Fakat bazı insanlar için bu kelimeyi söylemek, uzun bir iç tartışmanın ardından alınan zor bir karar gibidir. Bir arkadaşınız sizden bir ricada bulunur. Aslında yapabilecek durumda değilsinizdir. Yorgunsunuzdur, başka işleriniz vardır ya da yalnızca o gün kimseye yetişmek istemiyorsunuzdur. İçinizden hayır demek gelir. Ama… Ya kırılırsa? Ya bencil olduğumu düşünürse? Ya bana kızarsa? Ya bir daha benim için aynı şeyi yapmazsa? Ve sonunda, istemediğiniz hâlde o cümle çıkar ağzınızdan: “Tamam, hallederim.” Sonra karşı taraf rahatlar. Belki teşekkür eder, belki konuşma biter. Ancak sizin için konuşma tam olarak bitmemiştir. Çünkü zihninizde başka bir soru dönmeye başlar: “Ben neden yine kendimi düşünmedim?” Hayır demekte zorlanmak çoğu zaman yalnızca karşımızdaki kişiyi reddetmekle ilgili değildir. Asıl mesele, reddettiğimizde kendimizi nasıl hissedeceğimizdir. Çünkü bazı insanlar için “hayır” demek, karşı tarafın isteğini geri çevirmekten çok daha büyük bir anlam taşır. Hayır demek; kötü, bencil, sevgisiz, düşüncesiz ya da yetersiz biri olma ihtimaliyle eşleşebilir. Bu nedenle bire sınır koyacağı anda yalnızca karşısındakiyle değil, kendi zihninde yıllardır taşıdığı bazı inançlarla da karşı karşıya gelir.
“İyi çocuk” olmayı öğrenmek Sınır koyma şeklimizin temelleri çoğu zaman erken dönem ilişkilerimizde oluşur. Çocuk, yalnızca ne yapması gerektiğini değil, ilişkiler içinde nasıl biri olması gerektiğini de öğrenir. Çocuk, ihtiyaçlarını ifade ettiğinde suçlulukla karşılaşıyor ve kabul görmek için sürekli uyum sağlaması gerektiğini öğreniyorsa; kabul görmek için başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarından öne koyması gerektiği fikrini içselleştirebilir. Ve böyle bir öğrenme yetişkinlikte de devam edebilir. Kişi istemediği hâlde yardım eder. Yorulduğu hâlde dinlemeye devam eder. Kendi planlarını iptal eder. Rahatsız olduğu davranışları dile getirmez. Bir şeyden hoşlanmadığında bile “sorun değil” der. Ve bütün bunları yaparken dışarıdan uyumlu, anlayışlı ve fedakâr biri gibi görünür.
Sınır koymamak ilişkileri koruyor mu? Hayır demekten kaçınan kişinin temel motivasyonlarından biri çoğu zaman ilişkiyi korumaktır. Fakat burada mühim bir çelişki vardır. Söylenmeyen her “hayır”, içeride başka bir duygunun birikmesine neden olabilir. Biriken kırgınlık zamanla öfkeye, öfke ise ifade edilmediğinde uzaklaşmaya dönüşebilir. Bu nedenle sınırların olmadığı ilişkiler her zaman daha sağlıklı ilişkiler değildir. Sağlıklı bir ilişkide “evet” kadar “hayır” da mümkün olmalıdır. Birine yardım etmek istiyorsanız yardım edebilirsiniz. Arkadaşınızı dinlemek istiyorsanız dinleyebilirsiniz. Ailenizle vakit geçirmekten hoşlanıyorsanız zaman ayırabilirsiniz. Ancak bunların anlamlı olabilmesi için seçilebilir davranışlar olması gerekir.
Peki ya suçluluk? Belki de sınır koymanın en zor tarafı tam olarak burasıdır. Kişi ilk kez hayır dediğinde karşısındaki gerçekten kızabilir, kırılabilir veya hayal kırıklığı yaşayabilir. Fakat daha sık karşılaşılan şey, dışarıdaki tepkiden önce içeride yükselen suçluluktur. Acaba yanlış mı yaptım? Biraz yardımcı olmalı mıydım? Çok mu sert konuştum? Burada unutulmaması gereken önemli bir şey vardır: Suçluluk hissetmek, suçlu olduğunuz anlamına gelmez. Uzun süre başkalarının beklentilerine göre hareket etmiş biri için kendi sınırlarını korumak başlangıçta alışılmadık hissettirebilir. Alışılmadık olan ise zihnimiz tarafından zaman zaman yanlışmış gibi yorumlanabilir.
Sınır koymak, karşımızdaki kişiye sert davranmak anlamına gelmez. Bugün bunu yapabilecek durumda değilim. Bu konuda yardımcı olamayacağım. Şu an buna ayıracak enerjim yok. Bunu yapmak istemiyorum. Bunların hiçbiri saldırgan cümleler değildir. Sınır koymanın amacı karşı tarafı cezalandırmak değil, kişinin kendi ihtiyaçlarına önem vermesidir.
Her hayır, aslında bir evet taşır Bir daveti reddettiğinizde dinlenmeye evet diyor olabilirsiniz. Bir işi üstlenmediğinizde kendi sınırlarınıza evet diyor olabilirsiniz. Bir ilişkide sizi rahatsız eden davranışı dile getirdiğinizde özsaygınıza evet diyebilirsiniz. Bu nedenle hayır demek yalnızca reddetmek değildir. Kişinin hayatında kendisi için açtığı küçük bir alandır.
Herkesi memnun etmeye çalışırken kendinden vazgeçme. Bazen en gerekli “hayır”, başkalarına değil, kendini sürekli ikinci plana atan tarafına söylediğindir.


