Bazen insan, kalabalıkların içinde bile kendini yalnız hisseder. Herkes aynı şeylere gülerken sen başka bir şeye takılırsın; herkes aynı yolu seçerken senin içinden başka bir yöne gitmek gelir. Çevrendeki insanların hayalleri sana küçük gelirken, senin hayallerin başkalarına fazla büyük gelebilir.
Belki de çocukluğundan beri biraz farklı hissetmişsindir. Bir ortama girdiğinde herkese kolayca uyum sağlayamamak, herkesin sevdiğini sevmemek, herkesin doğru kabul ettiğini sorgulamak… Bazen fazla hassas, fazla düşünceli, fazla hayalperest ya da fazla özgür olduğunu düşünmüş olabilirsin.
Kimi zaman “Neden ben böyleyim?” diye kendini sorgulamış, kendini değiştirmeye çalışmış, bulunduğun yere uyabilmek için bazı yanlarını susturmuş olabilirsin.
Ama hayat boyunca kendimize sorduğumuz bazı soruların cevabı, düşündüğümüz yerde değildir.
Belki de mesele, neden diğerlerinden farklı olduğun değil; bu farklılığın seni nereye götürdüğüdür.
Bir tırtıl düşün…
Diğerleriyle aynı yerde yürüyen ama onlardan biraz farklı olan bir tırtıl. Rengi, görünüşü, hareketleri ya da belki de yalnızca farklı oluşu yüzünden diğerlerinden ayrılan… Diğerleri onun farklılığını anlamak yerine onu dışlamayı seçiyor.
O ise belki bir süre kendisinde bir sorun olduğunu düşünüyor.
Belki onlara benzeyebilmek için kendisini değiştirmeye çalışıyor. Belki neden kabul edilmediğini sorguluyor. Belki de yalnız kaldığı için kendi değerini unutuyor.
Ama bilmediği bir şey var:
O, diğerleri gibi olmak için yaratılmadı.
Çünkü onun hikâyesi aynı yerde bitmeyecek.
Zaman geçiyor. O sessizce kendi dönüşümünü yaşıyor. Dışarıdan bakıldığında hâlâ aynı tırtıl gibi görünüyor olabilir. Ama içinde, kimsenin göremediği bir değişim başlıyor.
Ve bir gün kozasından çıktığında, artık hiçbir şey eskisi gibi değil.
Daha önce farklı olduğu için dışlanan o tırtıl, şimdi bir kelebek.
Üstelik diğerlerine benzemeyen, kendi güzelliğiyle var olan bir kelebek.
Belki de hayatımızdaki bazı dönemler tam olarak böyledir.
Birileri bizi anlamadığında, dışladığında, yetersiz gördüğünde ya da bizim seçtiğimiz yolu küçümsediğinde hemen kendimizden şüphe etmeye başlarız.
“Acaba bende mi bir sorun var?”
“Acaba biraz daha onlar gibi mi olmalıyım?”
“Acaba yanlış mı yapıyorum?”
Oysa belki de henüz kozandaki halimizdir.
Henüz dönüşümümüz tamamlanmamıştır.
İnsanların bugün sende gördüğü şey, senin kim olduğunun tamamı olmayabilir. Çünkü bazı güzellikler hemen ortaya çıkmaz. Bazı insanlar da potansiyellerini ancak kendilerine ait olan yolu yürüdüklerinde keşfeder.
Bu yüzden herkesin seni anlamasını bekleme.
Herkesin seni onaylamasına da gerek yok.
Çünkü bazen seni dışarıda bırakan insanlar, aslında senin ait olmadığın bir yere ait olduğunu gösterir.
Ve bazen yalnız kalmak, yanlış insanlarla kalmaktan daha doğru bir başlangıçtır.
Belki bugün kendini diğerlerinden farklı, geride kalmış, anlaşılmamış veya ait değilmiş gibi hissediyorsun.
Ama unutma;
Bir tırtıla, henüz kelebek olmadığı için başarısız denmez.
Belki sen de şu an sadece kendi dönüşümünün bir aşamasındasın.
Ve belki de bir gün, bugün seni farklı olduğun için dışlayan insanlar, senin neden diğerleri gibi olmadığını anlayacak.
Çünkü bazı insanlar kalabalığa karışmak için değil, kendi kanatlarını bulmak için farklıdır.
Farklıysan, bir sebebi var.
Belki de senin hikâyen, onlarınkinden çok daha başka bir yere varacak. 🦋


