Ebeveyn Tutumlarının Çocuğun iç Dünyasındaki Rolü
Ebeveyn tutumları, bakım veren ebeveynlerin çocuklarına yönelik yaklaşım biçimlerini, gösterdikleri tepkileri, davranışları, sınır koyma tarzlarını ve duygusal etkileşimlerini kapsayan temel bir kavramdır. Çocukların büyürken hayatı nasıl gördükleri yani dünyayı algılama biçimleri büyük ölçüde aile içinde sergilenen tutumlarla belirlenmektedir. Benlik algısı gelişiminin nasıl şekillendiği, sosyal ve kişilik gelişimlerinin temellerinin atılması da çoğunlukla ebeveyn tutumları ile ilişkilidir. Aile içinde çocuklara sergilenen tutumlar, aile yapısıyla ele alındığında çocukların kişilik gelişimleri üzerinde büyük bir rol oynadığı belirtilmektedir (Kaya et al., 2012). Bu sergilenen tutumlar yetişkinlikte kurulan ilişkilerin, bağların temel belirleyicileri arasında yer almaktadır.
Ebeveyn Tutumlarının Duygusal Gelişime Yansımaları
Ebeveyn tutumları psikoloji literatüründe genel olarak dört ana kategoride ele alınır: Otoriter, demokratik (yetkili), aşırı koruyucu ve ilgisiz tutumlar (Yavuzer, 2016).
Otoriter Tutum
Genellikle katı kuralların hâkim olduğu, çocuğun duygularına, düşüncelerine sınırlı alan tanınan kontrollü bir ebeveynlik yaklaşımıdır. Bu modelde ebeveynin otoritesi ön plandadır ve beklentiler de yüksektir. Bu tutumla yetişen çocuklar duygusal olarak aşırı tepkiler gösterebilen, otoritelerden korkan ve çekinen bireyler haline gelmektedirler (Aydoğdu & Dilekmen, 2016). Duygusal gelişim açısından bakıldığında, otoriter tutum çocuğun duygularını ifade etmesini sınırlandırdığı gibi uzun vadede bastırılmış duygulara yer açabilir.
Demokratik (Etkili) Tutum
Ebeveynlerin sevgiyi, kuralları, sınırları, saygıyı eşit bir terazide dengede tuttukları ve çocuğun duygularını kabul eden, duygularından doğan davranışlarına empatik bir yaklaşım sergiledikleri tutumdur. Bu tutumla yetişen çocukların yetişkinliklerinde sosyal ilişkilerinde empati kurdukları ve uyum becerilerinin güçlü olduğu belirtilmektedir (Aydın et al., 2023). Klinik gözlemlerim sonucunda demokratik ebeveynlik çocuğa yalnızca sınır ve kuralları olması gerektiği gibi öğretmez; aynı zamanda çocuğun duygularının yerinde ve güvenli olduğunu öğretir.
Aşırı Koruyucu Tutum
Aşırı koruyucu ebeveyn tutumu çocuğu olası ve doğacak tüm risk faktörlerinden uzak tutmak amacıyla oluşan yoğun müdahaleci davranışları içerir. Bu tutumla yetişen çocuklarda bağımsız hareket etme ve problem çözme becerilerinin gelişimini zayıflatabileceği belirtilmektedir (Nas, 2023). Duygusal gelişim açısından değerlendirildiğinde, çocuğun kaygısının yükselmesine, kendini yetersiz hissetmesine neden olabilir. Ebeveynlerin çocuğun yapacağı işlerin hepsini çocuklarının yerine üstlenmeleri, çocukta ‘‘tek başıma yapamam’’ düşüncesinin oluşmasına zemin hazırlayabilmektedir (Nas, 2023).
İlgisiz Tutum
Ebeveynlerin çocuğun duygusal ihtiyaçlarına yanıt vermedikleri, ilgilerini ve gereksinimlerine düşük düzeyde gösterdikleri bir tutumdur. Bu tutumla büyüyen çocuklarda benlik saygısının yeterince gelişmediği, uyum sorunlarının daha sık görülebildiği dile getirilmektedir (Aydoğdu & Dilekmen, 2016). Duygusal olarak ilgisiz kalan çocuk hem görülmeme hissini yaşar hem de kendini yalnız hissetmeye başlar. Duygusal ihtiyaçların ebeveynler veya bakım verenler tarafından karşılanmaması, çocuğun ileriki dönemlerde bağ kurmasını zorlaştırdığı gibi duygusal gelişiminde kalıcı izler bırakabilir.
Çocukluktan Yetişkinliğe Taşınan Duygusal İzler
Ebeveynlik ve ebeveynlerin sergilediği tutumlar sadece kurallar öğretmek, bakım vermek, davranışı öğretmek değildir. Çocuğun duygusal yönlerini anlayarak, bu anlayışa farkındalıkla yaklaşarak, çocuğun duygusal kimliğinin zeminini hazırlamaktır. Klinik gözlemlerim doğrultusunda, çocuklar ebeveynlerinin kendilerine dile getirdikleri kelimeleri, davranışları unutabilirler; fakat davranışların onlarda yarattıkları duygu karmaşalarını ve izlerini unutmazlar. Bu izler ve yaşanılan karmaşalar yetişkinlikte kurulan her ilişkinin zeminini oluşturur.
Empatiyle karşılanan, duyguları kabul edilen çocuklar, duygularını daha sağlıklı ve yeterince tanıyıp ifade edebilirken; farklı tutumlarla baskılanmış olarak yetiştirilen çocuklar duygularını kavrayıp anlamlandırmada güçlük yaşayabilmektedirler. Çocukluk döneminde şekillenen duygusal gelişim süreçleri, uzun vadede çocuğun kuracağı ilişkilerin temelini, sınır alanlarını, öz benlik saygısının temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken sergiledikleri tutumlar aslında çocuğun kendilik değerini ve benliği şekillendirip belirler.
Sonuç olarak çocuğun duygularını kabul eden, onlara empati ile yaklaşıp rehberlik eden ebeveynlik tutumları; kendine güvenen, duygularını düzenleyebilen, duygusal yeterlilik sahibi ve sağlıklı ilişkiler kurabilen bireylerin yetişmesine olanak sağlar.
Kaynakça
Aydoğdu, F., & Dilekmen, M. (2016). Ebeveyn tutumlarının çeşitli değişkenler açısından değerlendirilmesi. Bayburt Eğitim Fakültesi Dergisi, 11(2), 569–585.
Aydın, M. S., Meriç, İ., Şahin, F. B., & Ergün, E. Y. (2023). Ebeveyn tutumları ve benlik kurgusu ile çocukların yalana ilişkin değerlendirmeleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi. Gelişim ve Psikoloji Dergisi, 3(6), 107–120. https://doi.org/10.51503/gpd.1110452
Kaya, A., Bozaslan, H., & Genç, G. (2012). Üniversite öğrencilerinin anne-baba tutumlarının problem çözme becerilerine, sosyal kaygı düzeylerine ve akademik başarılarına etkisi. Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 18, 208–225.
Nas, E. (2023). Ebeveynlik tutumuna yeni bir bakış: Merhametli ebeveynlik. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 12(3), 1924–1947. https://doi.org/10.15869/itobiad.1310451
Yavuzer, H. (2016). Çocuk psikolojisi. Remzi Kitabevi.


