Travmatik olaylar insanların başına aniden gelir ve kişiyi derinden sarsar. Bazı durumlarda gözle görünen fiziksel bir yaralanma olmayabilir ancak kişi duygusal olarak çok sarsılır. Kişinin sinir sisteminin başa çıkamayacağı kadar yoğun üzüntü ve sıkıntı verici olaylar sonucunda oluşur. Yasta bu süreçlerden birisidir.Freud, Yas ve Melankoli adlı makalesinde yası kişinin kendisini bu süreçte kederli hissetmesi, dış dünyaya karşı ilgi kaybının yaşanması ve sevme kapasitesinin kaybı olarak tanımlamaktadır. Ayrıca Freud genel olarak yas sürecinde olan kişinin bir yeniden yapılanma sürecinde olduğunu düşünmektedir çünkü kişi travma ile karşılaştığında ortaya çıkan yoğun anksiyete sonucu olarak dış dünyaya doğal uyum yeteneği bozulur.
TRAVMA YAŞADIĞIMIZDA NE OLUR?
Öncellikle travma yaşadığımızda beynin normal hafıza işlemesi bozulmaktadır. Yani travma beynin yeniden şekillendirmektedir.Yaşadığımız o yüksek stres seviyesi hipokampüsü ve deneyimlerimizi organize etmede rol oynayan prefrontal korteksin işlevlerini düzensizleştirmektedir. Bu nedenle, hafızanın ‘geçmişte’ olarak kaydedildiği yerde yaşanılan deneyim parçalanmış halde kalır ve beyinde net bir anlatı veya zaman damgası olmadan depolanır. İşlenmemiş travma ise sinir sisteminde ve ruhta ‘sıkışıp kalır’.
Böyle zamanlarda acı çoğumuz için rahat, tanıdık ve ait olduğumuz yer gibi hissedilebilir. Bu anlarda etrafındaki insanlar senden normal olmanı bekleyebilir ve sen her gün, her an fiziksel olarak hissedebildiğin bu boşlukla nasıl yaşayacağını anlamaya çalışıyor olabilirsin
ve tek istediğin her şeyin durması ve sana tekrar nefes almayı öğrenme şansı verilmesi olabilir. Bazı günler daha iyi hissedebilirsiniz diğer günler sanki başlangıç noktasına geri dönmüş gibi. İşlevsiz bir şekilde yaşadığın kaybın acısına alışmak çok zor geliyor olabilir. Hislerinden geriye kalan iki sabit şey acı ve uyuşuklukta olabilir.
Travmayı bırakmak, kim olduğumuzu sorgulamamıza neden olabilir; sanki bırakırsak bir şekilde yok olacağız gibi. O an iyileşmeyi seçmek, hayatlarınızın bir kısmı üzerindeki kontrolü kaybettikleri hissini yaratabilir. Örneğin yasın ardından travmamızı iyileştirmeyi seçtiğimizde bir gün hayatımızdaki herkesin kalmayabileceği ihtimalini de kabul etmeyi seçiyoruz. Bu kabullenme, potansiyel kaybın acısıyla baş edebilmeyi de beraberinde getirmektedir. Öte yandan iyileşme kırılganlık gerektirir. Ancak kırılganlık, bize asla öğretilmeyen aksine her zaman bundan kaçınmamız öğretilen bir şey olmuştur.
PEKİ NASIL İYİLEŞEBİLİRİZ?
Oysa zamanla, sosyal destekle ve doğru araçlarla fırtınada dinginliği bulmak mümkündür. İnsanlar, bildikleri dünya etraflarında parçalanırken bile gelişebilirler. Duygusal olarak eskisi gibi sağlıklı bir duruma gelebilmek ve yaşamın kontrolünü yeniden ele geçirebilmek için uygulanabilecek teknikler vardır.Peki o zaman soru şu: İnsanlar felaketten sonra ayakta kalmaya, neşe, büyüme ve iyi ruh sağlığı deneyimlemeye nasıl devam edebilirler?
İşte tam bu noktada Profesör Mooli Lahad İsrail’de bizzat savaş yaşamış biri olarak, psikolojik dayanıklılığın nasıl göründüğüne ilk elden tanıklık etmiştir. Sonrasında Profesör Mooli Lahad ‘BasıcPh’ modelini geliştirmiştir.
B – İnanç (Belief)
İnanç, psikolojik dayanıklılıkta güçlü bir faktör olabilir. Bu sürecin üstesinden gelmekte inançlarımız, değerlerimiz bize yardımcı olabilir. Örneğin dua etmek, geleceğe dair bir varsayımda bulunmak ve umut etmek.
A –Duygular (Affect)
Duygular aracılığıyla yasımızı ifade ederek korkuları, öfkeyi, üzüntüyü paylaşabilir ve bu duyguların sosyal destek ile desteklenmesini sağlayarak kendimizi daha az yalnız hissetmemizi sağlayabiliriz.
S – Sosyal (Social Interaction)
Arkadaşlıklar veya organizasyonlar aracılığıyla bir grup içinde sorumluluk duygusu kazanabiliriz ve bu da bizi ayakta tutmaya yardımcı olabilir.
I – Hayal gücü (Imagination)
Düşüncelerin ve duyguların yaratıcı bir şekilde ifade edilmesi, sanat, yazı, drama veya müzik yoluyla daha etkili bir şekilde duygularımızı ifade etmemizi sağlayabilir. C – Bilişsel (Cognition)
Başkalarıyla strateji geliştirmek, yaşanan kriz ile ilgili bilgileri edinmek yas ve iyileşme sürecini başlatır.
Ph – Fiziksel (Physical)
Fiziksel aktivite bizi rutinlerimize geri döndürür bu açıdan çok önemlidir. Bir durumun dolaylı bir şekilde duyguların serbest bırakılmasını sağlamaktadır. Bu kanal bedensel sağlığın korunmasına yönelik iyi uyku, beslenme, duş alma, fiziksel egzersizleri kapsamaktadır.
Sonuç olarak hiç kimse sevdiği insanı kaybetmek,bu olayı deneyimlemek istemez ama iyileşmek mümkün. Öncelikle kayıplarınız için kendinize yas tutma hakkı tanıyın. Duygusal
durumunuzdaki değişimlere karşı sabırlı olun. Bu kaynaklardan ne kadar faydalanabilirsek psikolojik dayanıklılığımız da o kadar artacaktır.
KAYNAKÇA
TRAVMAYA PSİKOLOJİK TEPKİLER VE BUNLARA YAKLAŞIM Doç. Dr. Neşe Erol* Dr. Özgür Öner TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU Prof. Dr. Doğan Şahin
https://medium.com/invisible-illness/understanding-the-trauma-response-of-flashbacks 5561cd079eb3
https://medium.com/science-uncovered/mourning-integration-and-repair-d7e25aa6e6dd
https://www.ktppdergisi.com/wp-content/uploads/2021/03/7-Bereavement-and-Grief-A Review.pdf
https://brightontherapypartnership.org.uk/resilience-trauma-basic-ph/


