Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocukluğumuzda Anlatılan Masallardan Kalan Miras: Hayır Diyemeyen Yetişkinler

Bu yazı, çocukluk masallarında aktarılan uyum ve itaat temalarının, yetişkinlikte sınır koyma güçlüğü üzerindeki psikodinamik etkisini ele almaktadır.

Çocuklara anlatılan masallar yalnızca hayal gücünü beslemez; sınırların nerede başlayıp nerede bitmesi gerektiğine dair ilk kuralları da fısıldar. Üstelik bunu doğrudan değil, sahneler ve sonuçlar üzerinden yapar. Bu yüzden etkileri güçlüdür. Çocuk, neyin doğru olduğunu çoğu zaman söylenenlerden değil, başına gelenlerden öğrenir.

Masallarda çoğu zaman tehlike, hayır denildiğinde değil; hayır denmediğinde başlar gibi görünür. Ancak dikkatle bakıldığında asıl mesaj daha karmaşıktır:
Sınır koymak değil, uyumdan sapmak cezalandırılır.

Bu noktada, İyileştiren Sınırlar adlı kitabında Volkan Gülüm’ün aktardığı önemli bir çerçeveye değinmek gerekir. Gülüm, hayır diyebilmenin çoğu insan için neden bu kadar zor olduğuna dair tartışmasında, Marie Haddou’nun masallar üzerine yaptığı incelemelere yer verir. Haddou, masalların çocuklara “hayır demenin” ve ebeveyne itiraz etmenin nasıl olumsuz sonuçlara yol açacağına dair güçlü mesajlar verdiğini ifade eder.

Haddou’nun aktardığı örnekler dikkat çekicidir:

“Uyuyan Güzel, yasak yün iğnesine dokununca parmağını deler ve yüz yıllık bir uykuya dalar. Kırmızı Başlıklı Kız, annesini dinlemeyip ormanda oyalandığı için kurt, büyükannenin evine gidip onu yer ve kahramanımızı yutmak amacıyla büyükannenin yerine geçer. Çabuk etkilenen ve çok meraklı olan Pinokyo, babası Gepetto’nun öğütlerine kulak asmaz. Bir haydut çetesi tarafından kötü yola sürüklenir ve kendisini bir balinanın midesinde bulur.” (Haddou, 2018, s. 30)

Bu örneklerde dikkat çeken şey, masalların çocuklara neyi yanlış yaptıklarını anlatmaktan çok, neyi yapmamaları gerektiğini korku üzerinden öğretmesidir. Merak etmek, sorgulamak, kendi yolunu seçmek ya da verilen talimata uymamak doğrudan ağır sonuçlarla ilişkilendirilir.

Ancak sınır meselesi en görünür hâlini, hayır diyemeyen karakterlerde alır.

Pamuk Prenses, kendisine sunulan elmayı reddedemez. İçinde bir şüphe vardır ama o şüpheye güvenmez; çünkü karşısındaki figür “zararsız” görünür. Masal burada çocuğa şunu öğretir:
Kibar ol. Şüphe duyma. Hayır deme.

Sonuç ise bilinç kaybı, donma ve bekleyiştir.

Külkedisi’nin hikâyesi ise aktif bir kötülükten çok, sürekli bir sınır ihlalinin normalleştirilmesi üzerine kuruludur. Üvey annenin ve kardeşlerin talepleri bitmez. Yorulması fark edilmez. Kendi isteği sorulmaz. “Hayır” deme hakkı yoktur. Kurtuluşu kendi gücüyle değil, dışarıdan gelen bir figürle mümkün olur.

Masalın verdiği mesaj nettir: Katlanırsan bir gün biri seni kurtarır.

Bu anlatıların ortak dili şudur: Sınır çizen karakter tehlikelidir. Uyum sağlayan karakter makbuldür. Hayır diyen yalnız kalır. Hayır diyemeyen korunur… ya da korunuyormuş gibi yapılır.

Çocuk zihni bu hikâyelerle şunu öğrenir: Hayır demek ilişkiyi riske atar. Uyum sağlamak hayatta tutar. Kendi sezgine güvenmek tehlikelidir. Masallar bittiğinde hikâye bitmez. Sadece sahne değişir.

Ormanlar yerini ofislere, saraylar ilişkilere, kurtlar ise daha tanıdık figürlere bırakır. Ancak masallarda öğrenilen bu kurallar, yetişkinlikte de çalışmaya devam eder. Hayır diyemeyen yetişkinler için sınır koymak hâlâ bir iletişim becerisi değil; duygusal bir risktir. Çünkü sınır, geçmişte sevgiyle değil; kayıpla eşleşmiştir. Hayır demek, bilinçdışı düzeyde hâlâ bir tehdit gibi algılanır: terk edilmek, cezalandırılmak, dışlanmak.

Bu yüzden “biliyorum ama yapamıyorum” cümlesi isteksizlikten değil; bedensel hafızadan gelir. Kişi hayır demeyi düşünürken boğazı düğümlenir, kalbi hızlanır, sesi kısılır. Çünkü beden, geçmişte hayır denildiğinde ne olduğunu hatırlıyordur. Zihin bugünle ilgilenirken, beden hâlâ eski masalda yaşamaktadır.

Masallar bize uzun süre şunu öğretti:
“Uyum sağlarsan korunursun.”

Oysa yetişkinlikte iyileşme başka bir yerden başlar. İyileşme, her şeye hayır demekle değil; neye evet dediğini fark edebilmekle mümkündür. Sınır koymak, ilişkiyi kesmek için değil; kendini ilişkide kaybetmemek için vardır.

Peki bu masalların içinden çıkan bir yetişkin ne yapabilir?

Öncelikle sınır koyamamanın bir “karakter zayıflığı” değil, öğrenilmiş bir hayatta kalma biçimi olduğunu kabul etmek gerekir. Bu kabul, kişinin kendine yönelttiği sert iç sesi yumuşatır. “Neden hâlâ yapamıyorum?” sorusu yerini “Bunu neden böyle öğrendim?” sorusuna bırakır.

İkinci adım, sınırı kelimeden önce bedende fark etmektir. Her sınır ihlalinin öncesinde bedende bir işaret vardır: sıkışma, huzursuzluk, geri çekilme isteği. Bu sinyaller bastırılmak için değil, dinlenmek için vardır. Sınır çoğu zaman “hayır” demeden önce bedende başlar.

Üçüncü adım, hayır demeyi kopuş değil, temas içinde denemektir. Sınır koymak her zaman yüksek sesle itiraz etmek anlamına gelmez. Bazen bir duraksama, bazen konuyu erteleme, bazen net ama sakin bir cümle yeterlidir. Sınır sert olmak zorunda değildir; net olmak yeterlidir.

Ve belki en önemlisi, sınır koyduktan sonra gelen suçluluk duygusunu bir işaret olarak okumayı öğrenmektir. Suçluluk, yanlış bir şey yapıldığını değil; alışılmış bir düzenin bozulduğunu gösterir. Kişi sınır koyduğunda kötü biri olmaz; sadece eski rolünden çıkar.

Belki de artık masalların finalini değiştirme zamanı gelmiştir. Kurtarılmayı bekleyen değil, kendini koruyabilen; susarak değil, var olarak ilişkide kalan karakterlerle…

Çünkü yetişkin olmak, iyi çocuk kalmak değil; kendine sadık kalabilmektir.

Kaynakça

Volkan Gülüm (2023). İyileştiren Sınırlar. İstanbul.

Haddou, M. (2018). Hayır Demeyi Bilmek: Sağlıklı Sosyal İlişkiler İçin Reddetmeyi Öğrenmek (Çev. Maide Selen). İstanbul: İletişim Yayınları.

Merve Doğru Akıncı
Merve Doğru Akıncı
Merve Doğru Akıncı, psikolog ve yazar olarak psikoterapi, danışmanlık ve gönüllü çalışmalar alanında deneyim sahibidir. Psikoloji lisans eğitiminin ardından bilişsel davranışçı terapi, psikodinamik terapi, duygu odaklı terapi ve kısa süreli çözüm odaklı terapi üzerine uzmanlaşmıştır. Ergen ve yetişkinlerle bireysel terapi süreçleri yürütmekte, öğrenci koçu olarak akademik ve kişisel gelişim alanlarında rehberlik sağlamaktadır. Psikolojiyi herkes için anlaşılır ve erişilebilir kılmayı hedeflemekte, gönüllü projelerde yer almakta ve podcast aracılığıyla psikoloji temelli içerikler üretmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar