Sınır koymak bağırmak ve cezalandırmak değildir
Ebeveynler, çoğu zaman sınır koymayı çocukları cezalandırmak ve çocuklara zorla bir şeyler yaptırmakla kavramsallaştırıyor. Oysaki sınır koymak ailede başlayan eğitimin temel taşlarından biridir. Sınırlar, çocukları koruyan bir kalkandır. Kendi sınırlarını bilen çocuk; başkasının, sınırlarını ihlal etmesine direnç gösterir ve kendisi de başkalarının sınırlarını öğrenir. Sınır kavramını doğru müdahalelerle öğrenen çocuklar erken çocukluk döneminde sağlıklı davranış biçimleri geliştirirler. Sınır koymak, çocukları bir şeyleri yapmaya zorlamak veya yapmadıkları takdirde cezalandırmak değildir. Sınır koymak, ebeveynlerin çocuğun taleplerine karşı uygun durum ve koşullara bağlı kalarak yapabileceklerini ve yapamayacaklarını çocuğa bildirmesi ve alternatif seçenek sunmasıyla şekillenen kavramdır. Çocukların beklenen davranış örüntülerini geliştirmesi sınırları öğrenmesiyle başlar. Ebeveynlere önerim çocuklara bir şeyleri deneyimleyerek öğrenmelerine izin vermeleridir. Çocuklara kızıp öfkelenmek ve cezalandırmak onlara bir şey öğretmez fakat sınırlar çerçevesinde kontrolü onlara vermek özgüven gelişiminden tutun sorumluluk duygusuna kadar çocuklara birçok kıymetli değer katar.
Sınır koymaya nasıl başlanır
Sınır kavramı çocuklarda mucizevi bir şekilde hemen oluşabilen bir süreç değildir. Sınır kavramını çocuklarda oluşturmak için bir anda katı disiplin kuralları konulmamalıdır. Sınırların net bir şekilde çocuklar tarafından anlaşılması için ebeveyn ve çocuk arasında güvene dayalı güçlü iletişim içeren bir ilişki olmalıdır. Kurallar ve sınırlar çocukla önceden konuşulup bir durumla karşılaşıldığında çocuğun uygun tepkileri vermesi amaçlanır. Sınır koyma sürecinde çocuklarla çatışma yaşamak istemiyorsanız kurallar, olası kriz anlarından önce netleştirilmelidir. Ebeveyn olumsuz bir durumla karşılaştığında çocuğa sınırları net bir şekilde hatırlatmalıdır. Ardından çocuğun da süreçte söz hakkı olduğu ve değerli hissetme ihtiyacı oluşabileceği için duruma ve koşullara uygun alternatif seçenek sunulmalıdır. Sınırlar çocuğa açıklanırken uzun cümlelerden kaçınılmalıdır. Ebeveyn, konulan sınırlara direnen çocukla güç tartışmasına girişirse çatışma kaçınılmaz olur. Ebeveynin amacı sınırları çocuğa öğretmekse kilit nokta güçlü iletişimdir. Çocuk, yönergeler net ve istikrarlı şekilde verilirse tepki şiddetini ve dürtüselliğini kontrol altına almayı öğrenecektir.
Sınır koymada başarılı olmak için yapılması gereken pratik ipuçları
Ebeveynlerin farkında olması gereken ilk şey sınır koymak çocuğun her istediği şeye ‘hayır’ demek değildir. Öncelikli olan çocuğun olumsuz tepkiler sergilediği durumları tespit etmek ardından koşullara bağlı kalarak uygun planlamaları yapmaktır. Olası bir sınır problemi üzerinden gitmek gerekirse ebeveyni ile beraber oyuncak standında olan bir aile tablosu düşünelim. Sınırlar önceden belirlenmiş ve çocuğa bildirilmiştir. ‘Beraber dışarıya çıkacağız. Oyuncakçıya girebiliriz fakat beğendiğin oyuncaklar bütçemize uygunsa alabiliriz. Üzülmene gerek yok alternatif bir sürü oyuncak bulacağımıza inanıyorum. Senden istediğim eğer bazı oyuncakları almamız mümkün olmazsa mağazada kendini yere atıp şiddetli ağlamanı istemiyorum. Böyle bir durumda oradan gitmemiz gerekecek.’ Bu açıklayıcı konuşma sınırların net olarak bildirildiği ve alternatif çözüm içeren bilgilendirici bir konuşmadır. Çocuk davranışlarının sonucunda karşılaşacağı tepkiyi bu sayede önceden öğrenmiş olacaktır.
Olası kriz durumunda yapılması gereken sınırları net bir şekilde hatırlatmak ve çocukla çatışmaya girilmeden daha öncesinde bilgilendirildiği gibi sınırlara uyulmadığında yapılması gereken davranışı istikrarlı bir şekilde yerine getirip çocuğu oradan uzaklaştırmaktır. Tutarlılığı gören çocukların sınırlara karşı direnme durumu kırılacaktır. Süreçte kritik olarak aşamalar çocuğa beğenebileceği ve alınabilecek başka oyuncakları önererek alternatif sunmaktır. Çocuğun kontrol hissini tam anlamıyla elinden almadan ve ona değerli olduğu mesajını vererek kriz çözülebilir. Ebeveyn-çocuk iletişimini korumanın yolu çocukla çatışmamaya girmemektir. Kontrolün ebeveynde olduğu fakat kendisinin de süreçte söz hakkı olduğunu bilerek gelişen çocuk özgüven gibi önemli karakteristik özellikleri tamamlayarak ve geliştirerek ilerler.
Sınır koymak neden önemli?
Çocuklar güven duygusunu belirsizlikte değil öngörülebilir durumlarda hissederler. Bilinmezlik çocukta kaygıyı tetikler ve tehlike algısı oluşturur. Okul öncesine başlayan çocuğu hayal edelim. Sürece hazırlanmayan ve bilgilendirilmeyen çocuk anne ve babasının onu ne zaman alacağını bilmediği için gün boyu kaygıyla mücadele eder. Uyumsuz beceriler geliştirir ve kaygı yönetimi zayıflar. Çocukların dünyayı anlamlandırmalarında sınırların büyük ölçüde rolü vardır. Çocuğun var olan durumlara uygun tepkiyi vermesi sınırları öğrenme süreci ile ortaya çıkar. Sınırları çocuklara öğretme amacımız dürtüselliklerini kontrol altına almaktır. Sınırları korumak çocuğun duygularını bastırmak değildir. Uyumsuz gelişen veya gelişebilecek davranışlara müdahaledir. Sınırları öğrenen çocukta sorumluluk bilinci de gelişir. Kendi davranışlarını kontrol etmeye başlayan çocuk özdenetim sağlar. Uygun bir sınır koyma süreci çocuğun sosyal yaşamdaki başarılarını da arttırır. İkili ilişkilerini güçlendirir. Çocuğun toplumsal kurallara ve değerlere uygun gelişim göstermesini sağlar. Kritik nokta; sınırları koyarken ve korurken çocukların benlik saygısını zedelememektir. Sınırlar, çocuklar için koruyucudur fakat onların duygu ve davranışlarını baskılamadıkları sürece. Süreç içerisinde daha önce de değindiğim gibi çocuğa söz hakkı vermek, sınırların çerçevesini çizerken alternatif seçenekleri çocuklara sunmak ve onlara kendilerini ifade edecekleri fırsatlar tanımak öz değer, özgüven ve benlik algısı gibi karakterin tamamlayıcı parçalarının oluşumunu sağlar.
Sınır koyma sürecinde yapılmaması gerekenler
Sınır koyma süreci hassas bir süreç olduğundan her yaş grubuna farklı müdahale aşamaları gerektirir. Özellikle iki ve üç yaş dönemi sınır kavramını oluşturmada önemlidir. Katı kurallardan ziyade basitleştirilmiş net sınırlar oluşturulmalıdır. Üç yaş dönemi çocuğun benlik kavramının oluştuğu süreci kapsadığı için yeni oluşan kararlarına ve seçim yapma isteklerine sınırlar çerçevesinde müsaade edilmelidir. Dört-altı yaş ve sonrasında sınırların netliğine ve tutarlılığa dikkat edilmelidir. Çocuklar sınırları esnetmeye oldukça yatkındır. Bu noktada sınırları korumak oldukça önemlidir. Her yaş grubu için dikkat edilmesi gereken önemli nokta ise çocuklarla tartışmaya girmekten kaçınmaktır. Çocuklarla göz teması kurarak problem çözme odaklı etkili iletişim becerileri geliştirmeliyiz. Çatışmayla çocuklara bir şey öğretemeyiz fakat doğru rol model olarak yaşam deneyimlerinin birçoğunu çocuğa kazandırabiliriz.


