Çarşamba, Mayıs 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Aldatmak Genetik mi?

Giriş

Aldatma, romantik ilişkilerde güven ihlaliyle karakterize edilen ve bireyler arası bağlanmayı derinden etkileyen çok boyutlu bir davranıştır. Klinik gözlemler ve ampirik araştırmalar, sadakatsizlik davranışının yalnızca bireysel bir tercih olmadığını; biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin etkileşimiyle şekillendiğini göstermektedir. Bu bağlamda en sık sorulan sorulardan biri, aldatmanın genetik bir temele sahip olup olmadığıdır. Davranış genetiği alanındaki gelişmeler, bu soruya indirgemeci olmayan, çok katmanlı bir yanıt sunmaktadır.

Gelişme

Davranış genetiği araştırmaları, aldatma davranışının belirli ölçüde kalıtsal olabileceğini ortaya koymaktadır. Özellikle ikiz çalışmaları, genetik etkinin anlaşılmasında önemli bir metodolojik araçtır. Monozigotik ikizlerin dizigotik ikizlere kıyasla daha fazla genetik benzerlik göstermesi, davranışların kalıtımsal bileşenlerini incelemeye olanak tanır. Bu kapsamda Timothy J. C. Cherkas ve arkadaşları tarafından yürütülen bir çalışmada, kadınlarda sadakatsizlik davranışının yaklaşık %41 oranında genetik faktörlerle ilişkili olduğu bulunmuştur (Cherkas et al., 2004). Bu bulgu, aldatmanın tamamen öğrenilmiş bir davranış olmadığını, biyolojik bir yatkınlık boyutu taşıdığını düşündürmektedir.

Bununla birlikte, literatürde doğrudan “aldatma geni” olarak tanımlanabilecek spesifik bir gen bulunmamaktadır. Ancak dopamin sistemiyle ilişkili bazı gen varyantlarının, özellikle risk alma ve yenilik arayışı gibi kişilik özelliklerini etkilediği bilinmektedir. Bu bağlamda DRD4 geni yönelik çalışmalar, belirli varyantların daha yüksek heyecan arama eğilimiyle ilişkili olduğunu ve bu eğilimin sadakatsizlik davranışına zemin hazırlayabileceğini göstermektedir (Garcia et al., 2010). Dolayısıyla genetik faktörler, doğrudan davranışı belirlemekten ziyade, davranışa yatkınlık oluşturan psikolojik özellikleri etkilemektedir.

Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, aldatma davranışı bağlanma stilleriyle yakından ilişkilidir. John Bowlby tarafından geliştirilen bağlanma kuramına göre, bireylerin erken dönem bakım verenleriyle kurdukları ilişkiler, yetişkinlikteki romantik ilişkilerin temelini oluşturur (Bowlby, 1982). Güvensiz bağlanma stillerine sahip bireylerlerin, ilişkilerde daha fazla kaygı ve kaçınma yaşadığı; bunun da sadakatsizlik davranışıyla ilişkili olabileceği gösterilmiştir (Mikulincer & Shaver, 2007).

Ayrıca sosyal öğrenme süreçleri de bu davranışın gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Albert Bandura’nın sosyal öğrenme kuramına göre bireyler, çevrelerindeki davranışları gözlemleyerek öğrenirler (Bandura, 1977). Aile içinde sadakatsizliğin normalleştirildiği ya da sık gözlemlendiği durumlarda, bireylerin bu davranışı daha kabul edilebilir algılama olasılığı artmaktadır.

Bu çok boyutlu yapı, klinik örneklerle daha anlaşılır hale gelmektedir. Örneğin, ailesinde sadakatsizlik öyküsü bulunan bir danışanın, kendi ilişkilerinde de benzer eğilimler sergilediği gözlemlenebilir. Ancak terapi sürecinde bu davranışların yalnızca genetik bir yatkınlıktan değil; aynı zamanda duygusal ihmal algısı, düşük ilişki doyumu ve onaylanma ihtiyacından beslendiği görülmektedir. Bu durum, genetik yatkınlığın ancak belirli psikososyal koşullar altında davranışa dönüştüğünü göstermektedir.

Sonuç

Aldatma davranışını yalnızca genetik ya da yalnızca çevresel faktörlerle açıklamak bilimsel açıdan yetersizdir. Mevcut bulgular, aldatmanın kısmen kalıtsal bir eğilim taşıyabileceğini ancak bu eğilimin bağlanma stilleri, öğrenme deneyimleri ve ilişki dinamikleriyle şekillendiğini ortaya koymaktadır. Başka bir ifadeyle, genetik faktörler bir potansiyel oluştururken, bu potansiyelin davranışa dönüşmesi bireyin içinde bulunduğu psikososyal bağlama bağlıdır. Bu nedenle aldatma, biyolojik yatkınlık ile çevresel etkileşimlerin kesişiminde ortaya çıkan kompleks bir insan davranışı olarak değerlendirilmelidir.

Kaynakça

Bandura, A. (1977). Social learning theory. Prentice-Hall.

Bowlby, J. (1982). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment (2nd ed.). Basic Books. (Original work published 1969)

Cherkas, L. F., Oelsner, E. C., Mak, Y. T., Valdes, A., & Spector, T. D. (2004). Genetic influences on female infidelity and number of sexual partners in humans: A linkage and association study of the role of the vasopressin receptor gene (AVPR1A). Twin Research and Human Genetics, 7(6), 649–658. https://doi.org/10.1375/twin.7.6.649

Garcia, J. R., MacKillop, J., Aller, E. L., Merriwether, A. M., Wilson, D. S., & Lum, J. K. (2010). Associations between dopamine D4 receptor gene variation with both infidelity and sexual promiscuity. PLoS ONE, 5(11), e14162. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0014162

Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. Guilford Press.

Betül Doğan
Betül Doğan
2003 Mersin doğumlu Betül DOĞAN, İstanbul Beykent Üniversitesi Psikoloji bölümünden tam burslu olarak onur derecesiyle mezun oldu. Üniversite yıllarında Psikoloji Kulübü'nde başkan yardımcılığı yaparak akademik ve sosyal etkinliklerin organize edilmesinde aktif rol aldı. Çeşitli devlet ve özel kurumlarda staj deneyimleriyle klinik ve uygulamalı psikoloji alanında kendini geliştirdi. Bilişsel davranışçı terapi yaklaşımını benimseyen Betül DOĞAN, özellikle beden algısı, yeme bozuklukları, sosyal medyanın psikolojik etkileri ve kişisel gelişim konularına odaklanıyor. @elinizdekipsikolog Instagram hesabı üzerinden psikolojiyi herkes için anlaşılır ve ulaşılabilir kılmak amacıyla içerikler üretiyor. Sosyal medya ve dijital iletişimi yakından takip ederek, geniş kitlelere psikoloji bilimini doğru ve samimi bir dille aktarmayı hedefliyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar