Çarşamba, Temmuz 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocuk Hayallerimizi Öldürebilelim

“Çocuk hayallerimizi öldürebilelim.” İlk duyduğumda anlam veremediğim, belki de “Nasıl olur?” diye sitem ettiğim bir cümleydi bu. Peki, gerçekten öldürmeli miyiz? Yoksa onları değiştirip dönüştürebilmeli miyiz?

Hayaller, içimizde bir umudu canlı tutmamızı sağlayan ve bizi geleceğe taşıyan unsurlardır. Ancak bunlara sıkı sıkıya bağlanmak, bizi yanıltabilir, hapsedebilir ya da yorabilir. Bu nedenle, bizi beslemeyen ve yoran hayalleri kırabilmeyi; yani hayal kırıklığını bir noktadan sonra kabullenebilmeyi ve bu hayal kırıklıklarının yerini daha güçlü, daha gerçekçi hayallerle doldurabilmeyi öğrenmeliyiz.

Çoğu zaman hayal kırıklıklarına olumsuz anlamlar yükleriz. Onları bir son, bir başarısızlık ya da bir kayıp olarak görürüz. Ancak hayal kırıklıkları, beraberinde yeni hayaller de doğurur. Belki pilot olamaz ama gökyüzüne duyduğu merak onu havacılık mühendisliğine yönlendirir. Belki akademisyen olamaz ama bilgisini yazılarıyla insanlara aktarır. Belki hayal ettiği ilişkiyi kuramaz ama o ilişkinin içinde aradığı sevgi ve aidiyet duygusunu başka bir yerde bulabilir.

Bu noktada Charles Richard Snyder‘ın Umut Kuramı dikkat çekici bir bakış açısı sunar. Snyder’a göre umut, yalnızca bir hedefe sahip olmak değil; o hedefe ulaşmak için yeni yollar bulabilme becerisidir. İnsanları ayakta tutan şey çoğu zaman hedeflerin kendisi değil, önüne çıkan engellere rağmen başka yolların mümkün olabileceğine inanabilmektir.

Belki de bu yüzden hayal kırıklıkları bizi yıkan değil, yön değiştirmeye davet eden deneyimlerdir. Ancak hayal kırıklıklarının acı vermesinin tek nedeni yolumuzu kaybetmemiz değildir. Bazen daha derin bir şey kaybederiz. Viktor Frankl, insanın elinden birçok şey alınabileceğini; fakat yaşadığı duruma karşı takınacağı tutumu seçme özgürlüğünün alınamayacağını söyler. Frankl’ın bu düşüncesi, hayal kırıklıklarına yüklediğimiz anlamları yeniden düşünmemizi sağlar.

Çünkü hayal kırıklığı yaşadığımızda çoğu zaman iki kayıp yaşarız. İlki hayalin kendisidir: istediğimiz üniversite, istediğimiz şehir, istediğimiz kariyer ya da istediğimiz ilişki… İkincisi ise belki daha ağır olanıdır: o hayalin temsil ettiği anlam. Öğretmen olmak isteyen bir kişi düşünelim. Belki kaybettiği şey yalnızca öğretmenlik değildir; faydalı olmak, bir iz bırakmak, bir çocuğun hayatına dokunmak isteğidir. İşte bu noktada insan kendine şu soruyu sormaya başlar: “Öğretmen olamadım. Peki, insanlara dokunmanın başka bir yolu yok mu?”

Belki de hayal kırıklıkları bizi en çok hayallerimizden değil, hayallerimizin taşıdığı anlamdan kopardığı için acıtır. Çünkü çoğu zaman bir hayalin arkasında daha büyük bir ihtiyaç vardır. Hayallerimiz gerçekleşmediğinde, o anlamın da yok olduğunu sanırız. Oysa anlam tek bir biçime bağlı değildir.

Belki de hayal kırıklıkları, bize hayallerimizin neden önemli olduğunu yeniden düşünme fırsatı verir. Çünkü bazen kaybettiğimiz şey bir meslek, bir ilişki ya da bir plan değildir. Kaybettiğimizi sandığımız şey, o hayalin bize vereceğini düşündüğümüz anlamdır. Hayal kırıklıkları çoğu zaman bir hayalin sonu değil, o hayale giden yolun sonudur. Acı veren şey ise çoğu zaman hayalin kaybı değil, başka bir yolun mümkün olabileceğini henüz görememektir.

Kısacası, hayal kırıklığı, hayatın bize aynı yere farklı bir yoldan gitmeyi öğrettiği anlardan biridir. Bu yüzden çocuk hayallerimizi öldürebilelim. Çünkü bazen onları yaşatmanın tek yolu, oldukları gibi korumak değil; değiştirip dönüştürebilmektir.

Deniz Bilmez
Deniz Bilmez
Merhaba Ben Deniz Bilmez 27 yaşındayım, mersin Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve rehberlik alanından 2021 yılında mezun oldum şuan aktif olarak bir Rehabilitasyon merkezinde uzman öğretici olarak , akşam saatlerinde ise dershanede eğitim danışmanı olarak çalışmaktayım

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar