Okul hayatında yetiştirmesi gereken ödevler ve yapması gereken sorumlulukları son dakika halleden ve şimdi de başka bir ödevi için çaresiz bir şekilde masanın başında oturan bir öğrenci düşünelim. Toplum bu öğrenciyi “sorumsuz” ve “tembel” olarak adlandırabilir. Oysa bilim, bu davranışın altında yatan sinsi sebebin bambaşka olduğunu söylüyor: Hata yapma korkusu ve mükemmeliyetçilik. Mükemmeliyetçiliği birçoğumuz belkide motivasyonumuzu sağlayan veya bizi daha ileriye taşıyacağına inandığımız bir özellik olarak görebiliriz. Fakat yapılan çalışmalar işin pekte öyle olmadığını gösteriyor. Buna örnek olarak yapılan bir araştırmada özellikle çocuklarda mükemmeliyetçiliğin ödevlerini ve sorumluluklarını ertelemeyi etkilediğini ve onlarda endişe yarattığını gösteriyor. O zaman bir işin başlamasında bize güçlük yaşatan ve bizi aşağı çeken mükemmeliyetçiliğe yakından bakalım.
Ebeveyn Tutumlarının Mükemmeliyetçilik Üzerindeki Rolü
Özellikle çocuk yaşlarda okulla beraber sorumluluklarımız artar. Bu dönemde ebeveynlerin tutumu çok önemlidir. Bu noktada özellikle ebeveyn rolleri devreye girer. Bu rollerden yüksek beklentisi olan ancak duygusal sıcaklık göstermeyen otoriter ebeveynler, çocuklarında yoğun bir “hata yapma korkusu” ve “kendi eylemlerinden şüphe duyma” yaratır. Çocuk, ailenin sıfır hata toleransını içselleştirir. Hata yapmamak için elinden geleni yapmaya çalışan çocuk mükemmeliyetçilik ile tanışır. Ebeveynlerinden göremediği ilgiyi ve sıcaklığı sorumluluklarını iyi yaparak kazanmaya çalışır. Başarısızlık ihtimali onun için bir seçenek olmaktan çıkar ve bu durum onda kaygı yaratmaya başlar. Ailesini hayal kırıklığına uğratmaktan korkan ve eleştirileceğinden emin olan çocuk, “Ya mükemmel yapamazsam?” endişesiyle göreve başlamaktan kaçınır. İşte tam bu noktada kaçınma davranışı ertelemeye dönüşür. Çocuk hata yapma korkusundan, yaşadığı baskı ve stresten yeri gelir ödevlerini yeri gelir sorumluluklarını ertelemeye başlar.
Mükemmeliyetçiliğin Bilişsel ve Duygusal Etkileri
Mükemmeliyetçilik sadece erteleme ile bize zarar vermiyor. Bilişsel olarak da bizi etkiliyor. Mükemmeliyetçiliğin Bilişsel Teorisine göre, bu bireyler hata yapmaya dair zihinsel bir ruminasyon ve gelecekteki olumsuz olaylara yönelik kronik bir endişe döngüsü içine hapsolurlar. Zihinlerinde sürekli var olan “Ya başaramazsam?” veya “Ya yeteri kadar iyi olamazsam?” düşüncesi onları strese sokar. Erteleme davranışı da bu suçluluk duygusunu adeta besler. Çocuk dışarıdan hiçbir şey yapmıyor gibi görünse de aslında zihninde suçluluk duygusu ve mükemmeliyetçilik ile savaşır. Bu savaş bir kısır döngü haline gelerek sadece bugünkü performansını değil, geleceğe dair özgüvenine de zarar vermesine neden olur. Zihin hata yaparak öğrenme fırsatlarını kaçırarak onları kendine tehdit olarak görmeye başlar. Sonuç olarak da ortaya çıkan kronik yorgunluk hem günlük hayatını hem de akademik hayatını etkilemeye başlar.
Demokratik Ebeveynlik: Şefkat ve Sağlıklı Sınırlar
Peki bu zor durumda kalmış çocukların ebeveynleri ne yapmalı? Onları bu durumdan nasıl kurtarabilirler? Aileler bazen çocuklarının stresini azaltmak umuduyla onlara karşı çok sıcak ve şefkatli oldukları ama hiçbir kural veya beklentinin bulunmadığı “İzin Verici” bir ebeveynlik tarzını benimseyebilirler. Ancak araştırmalar, sınırı ortadan kaldırmanın mükemmeliyetçilikte yaşanan stresin daha da arttığını ve durumunun kötüleştiğini gösteriyor. Çünkü yeterli ebeveyn denetimi ve sınırlar olmadan çocuğun zihninde var olan felaket senaryolarını ve yıkıcı mükemmeliyetçilik düşüncelerini yönetecek öz-düzenleme ve duygu kontrol becerilerinden mahrum kalır. Bunun yerine çocuktan beklentilerin olduğu ama aynı zamanda ona yüksek düzeyde şefkat ve destek sunan “Demokratik/Yetkin” ebeveynlik çocuğun ihtiyacı olan modeldir. Yapılan çalışmalar bu ebeveynlik modelinin çocuğun mükemmeliyetçiliği ile endişe arasında tampon bir görev aldığını göstermektedir. Demokratik ebeveynin gösterdiği sıcaklık ve şefkat çocuğun yaşadığı kaygıyı azaltmanın yanı sıra ona olan desteğini de göstererek yaşadığı kaygı dolu düşüncelerin yatışmasına ve ona derin bir güven hissi aşılamasını sağlar. Üstelik sevgi ile çizilmiş bu sınır, çocuğa kendi duygularını nasıl yöneteceğini de öğrenmesine vesile olur.
Sonuç: Hata Yapma Lüksü Tanımak
Tüm araştırmaların bize söylediği tek şey var: Çocukların içindeki onları rahatsız eden hata yapma korkularını ve bu yüzden de erteledikleri sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için ihtiyaç duydukları şey ucu bucağı olmayan sınırsızlık değil sağlıklı sınırlardır. Bu sınırları şefkatle inşa eden ebeveynlerin çocuklarına “rehber” olması gerekmektedir. Mükemmel çocuklar yetiştirelim derken onları yüksek beklentilerin altında ezilmiş hata yapmaktan korkan ve bunun kaygısını yaşayan çocuklar yetiştirmeyelim. Unutmayalım ki bazen kusursuzluğu arayan bir zihne verilebilecek en büyük armağan ve uygulanabilecek en iyi ebeveynlik stratejisi, çocuğa evde güvenle “hata yapma lüksü” tanımaktır.
Kaynakça
Chan, S., Lo, B. C. Y., Ng, T. K., & Cheng, K. H. F. (2023). Perfectionism and worry in children: The moderating role of mothers’ parenting styles. Current Psychology, 42, 18291–18299. https://doi.org/10.1007/s12144-022-02971-w Chen, W.-W., Yang, X., & Jiao, Z. (2022). Authoritarian parenting, perfectionism, and academic procrastination. Educational Psychology, 42(9), 1145–1159. https://doi.org/10.1080/01443410.2021.2024513


