Psikoloji literatüründe romantik ilişkiler, iki birey arasında duygusal bağ, yakınlık ve bağlanma içeren özel kişilerarası ilişkiler olarak tanımlanmaktadır (Atak & Taştan, 2012). Bu ilişkiler yalnızca romantik duyguların paylaşılmasıyla sınırlı değildir; aynı zamanda güven, karşılıklı destek ve saygı gibi unsurları da içerir. Sağlıklı bir romantik ilişkide duygusal sorumluluk ve destek davranışları karşılıklıdır. Yani ilişki yalnızca sevgi paylaşan iki kişiden değil, aynı zamanda birbirlerinin ihtiyaçlarını görebilen ve ilişkiye benzer ölçüde emek verebilen bireylerden oluşur. Bu sorumluluklar, ilişkinin dengesini ve sürdürülebilirliğini sağlayan temel unsurlardır.
Tek Taraflı Bakım Veren Dinamiği
Bazı ilişkilerde karşılıklı kurulan sorumluluk dengesi zamanla değişebilir. Partnerlerden biri farkında olmadan ilişkinin getirdiği sorumlulukları daha fazla üstlenirken, diğer partner daha çok destek alan konumunda kalabilir. Böyle durumlarda ilişki, iki eşit partnerin yer aldığı bir bağ olmaktan uzaklaşarak tek taraflı bir bakım ilişkisine dönüşür.
Peki böyle bir ilişki günlük hayatta nasıl görünür? Hiç kendinizi bir tartışmadan sonra konuşmayı başlatan, ilişkiyi toparlamak için ilk adımı atan ya da çözüm arayan taraf olarak bulduğunuz oldu mu? Partnerlerden birinin sürekli anlayan taraf olması, partnerinin sorunlarını çözmeye çalışması, onun duygusal iniş çıkışlarını düzenlemeye çabalaması ya da ilişkinin devamlılığını sağlamak için sürekli adım atan kişi olması tek taraflı bakım veren rolün göstergeleri arasında yer alır. Tartışmalardan sonra konuşmayı başlatan, ilişkiyi toparlamak için ilk adımı atan ya da çözüm arayan taraf çoğu zaman aynı kişi olur. Zamanla diğer partner daha pasif bir konumda kalabilir. Çünkü karşısında sorunları çözmeye alışkın birinin olduğunu bilmek, ilişkinin bir şekilde toparlanacağına dair bir rahatlık yaratabilir. Böylece ilişkinin sorumluluğu fark edilmeden tek bir kişinin omuzlarına yüklenmeye başlar. Bu dengesizlik yalnızca ilişkinin kendi sorunlarında değil, bireysel yaşamda yaşanan zorluklarda da ortaya çıkabilir.
Örneğin partnerinizin yaşadığı bir problemde onun yanında olmak ve destek olmak sağlıklı bir ilişkinin doğal bir parçasıdır. Ancak bazı durumlarda bakım veren kişi kendi hayatında bir zorluk yaşadığında aynı desteği göremeyebilir. Ya da ilişkide bir sorun ortaya çıktığında yalnızca tek taraflı bir emek ortaya çıkabilir. Çünkü partneri onu güçlü, sorun çözebilen ve her şeyle baş edebilen biri olarak görmeye alışmıştır. Bu durumda bakım veren kişinin yaşadığı sorunlar görünmez hâle gelir. Kişi çoğu zaman hem kendi problemleriyle hem de ilişkinin sorunlarıyla tek başına baş etmeye çalışır. Sevdiği insanın yüklerini taşımaktan gocunmayan kişi, kendi hayatındaki en küçük çatlakta bile en sevdiği kişi tarafından yalnız bırakıldığında sevginin en acı gerçekliğiyle yüzleşir.
Bakım veren kişi sürekli partnerinin ve ilişkinin sorunlarını merkeze aldığında zamanla kendi hayatını ihmal etmeye başlar. Psikolojik ihtiyaçlarını, öz bakımını, sosyal yaşamını ve hatta günlük önceliklerini arka plana atabilir. Enerjisini ilişkinin dengesi ve partnerinin mutluluğu için harcayan bu kişi farkında olmadan sürekli veren konumuna girer ve zamanla kendinden parça eksiltmeye başlar. Sürekli kendinden veren kişi zaman ilerledikçe değişir. Enerjisi azalır, ruhu yorulur ve yaşamını ihmal eder. Bu durum bireyde hem bireysel tükenmişliğe hem de psikolojik zorluklar yaşamasına sebep olabilir. Partner, bakım veren kişinin yaşadığı bu dönüşümün sebebini fark etmez ve bilinçsiz bir şekilde onu “değişmiş” ya da “sorun çıkaran” biri olarak görmeye başlayabilir. Bu durum bakım veren kişinin kendini suçlu hissetmesine, değersizlik duygusu yaşamasına ya da yetersizlik algısı geliştirmesine neden olabilir. Sonuç olarak sürekli kendinden eksilten birey hem kendini hem de ilişkiyi farkında olmadan aşındırmaya başlar. İlişkiyi ayakta tutma çabası, kişinin iç dünyasında giderek büyüyen bir boşluk oluşmasına sebep olur.
Bowen’ın Aile Sistemleri Kuramına Göre
Bu tek taraflı bakım dinamiğinin kökenini anlamak için Murray Bowen’ın Aile Sistemleri Kuramı önemli bir açıklama sunar. Bowen’a göre bireylerin çocukluk döneminde aile içinde üstlendikleri roller, yetişkinlikte kurdukları ilişkilerde yeniden ortaya çıkabilir. Çocuklukta aile içinde sorumluluk alan, ebeveynlerinin duygusal yükünü taşıyan ya da onların ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymak zorunda kalan bireyler yetişkinlikte de benzer ilişki dinamikleri geliştirebilir. Bu kişiler romantik ilişkilerinde çoğu zaman bakım veren, sorun çözen ve sürekli fedakârlık yapan taraf olma eğilimi gösterebilirler. Bu nedenle tek taraflı bakım veren partner davranışı çoğu zaman bireysel bir eksiklikten değil, aile içinde öğrenilmiş ilişki kalıplarının yetişkin ilişkilerine yansımasından kaynaklanır.
Sonuç
Sonuç olarak romantik ilişkiler yalnızca sevgi paylaşımından ibaret değildir; aynı zamanda karşılıklı sorumluluk, duygusal destek ve emek gerektirir. İlişkide sürekli olan dengesizlik her anlamda hem ilişkinin hem de bakım veren kişinin tükenmesine yol açabilir. Bu nedenle sağlıklı bir ilişki, iki kişinin de hem destek alabildiği hem de destek verebildiği bir dengeyi gerektirir. Çünkü karşılığı olmayan hiçbir emek sonsuza kadar varlığını sürdüremez; karşılıklı sorumluluk taşımayan her bağ zamanla kendi yarattığı yük altında yok olmaya mahkûmdur.
Kaynakça
Atak, H., & Taştan, N. (2012). Romantik ilişkiler ve aşk. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 4(4), 520–546.


